KokoSh » KokoSh’un küTüphaNeSi

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

Alışveriş 21 Sep 2008

Filed under: ALışveriŞ SePeTim, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 02:49

Bugün Kanyon’daydık sevgilimle. Önce Accesorize’den aldıklarımı saymak istiyorum; leoparlı ve benekli 2 çorap, basma desenli 3 çember, fiyonklu şeker kız çemberi, kocaman mavi çiçekli bir yüzük, dore zincirli&kumaşlı bir saç bandı, bilezik falan filan. Bunlar çok önemli değil aslında, sizi ilgilendireceğini düşündüğüm alışverişi Remzi‘den yaptım.

Yemek kitapları aldım kendime bugün, o kadar güzel tarifler var ki içinde anlatamam görmeniz lazım. 2 yemek kitabında da ölçüler oldukça basit, malzemelerin çoğu da öyle. Yok zıptırık baharatlı fışıfışı kağıdına sarılı alaska bilmemnesi tarzı abudik gubidik saçmalıklara yer yok. İtalyan mutfağına bayılırım ben ve Türklerin damak zevkine uygun olduğunu düşünürüm, o yüzden bir kitap tamamen bunun üzerine. Adı İtalyan Mutfağı. Ben maalesef 39 Ytl baydım ama siz linke tıklayarak 27′ye alabilirsiniz. (Evet daha önce de söylediğim gibi inanılmaz farkediyor!) Diğeri de Anneannemin Mutfağı diye bir kitap, Bunda da gayet yap beni diye bağıran pratik ve çok leziz Türk yemekleri var. 2. kitabı da 40 Ytl’ye aldım ama siz yine benim gibi aptallık yapmayın, linkten şaşmayın. Sebebini göreceksiniz ve gözlerinizi yuvalarında tutmaya gayret edeceksiniz yediğim kazın karşısında..

Kütüphanemden şaşmamanız gerektiğini bir kez daha göreceksiniz, söz veriyorum hepinize :))

Gereksiz Uzunlukta Not: Remzi’den bir de 2009 çanta ajandası aldım. Herşeyi not etme huyum batsın. Eve gelip ajandanın içini açtığımda şoka girdim. Eylül 2008′den başlıyordu.. Resmen dondum kaldım. Yok yok 16 aylık diye şaşırmadım. Sadece ben kendimi aralık ayında zannediyormuşum bu yüzden zaman makinesine binmiş gibi oldum. Çok tuhaf biliyorum ama ajandayı alırken hep 1 ay sonra kullanmaya başlayabilirim diye seviniyordum ve bu anlık bir yanılma değildi. Tanrı’m! Nöroloji bölümü beni özlemiştir umarım. Hem belki geçmek bilmeyen gece başağrılarıma da bir çözüm bulurlar..

 
 

Travmatik Amnezi 23 Aug 2008

Filed under: Anatomi-ER&OR :), KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 14:58

Öncelikle başlığı açıklamalıyım ki konu anlaşılır olsun :) Travmatik amnezi genellikle baş darbeleri sonucu oluşan bir bellek bozukluğudur. Amnezinin unutkanlıkla hiçbir alakası yoktur ve amnezi vakalarının bazılarında belirli bir zaman dilimine ait hiçbirşey hatırlanamaz.

Tıbbi bilgilendirmeden sonra işin keyifli kısmına geçelim. Tabi hastalığın hiçbirinin keyiflisi olamaz ama bu kitap bu konu üzerinden sizi güldürmeyi başarıyor. Ortalarına geldiğim bu tatlı kitap tam yaz kitabı.. Gülümseyerek okuturken Lexi’nin hikayesini, bazen hüzünlenmenize de sebep olabiliyor.. Konunun hazırını yine D&R’dan çalıyorum :) Haberiniz olsun kitap www.dr.com.tr‘de her zamanki gibi daha ucuz, açık ara farkla!

Bir sabah uyansanız ve hayatınız kusursuz olsa? Lexi, berbat bir trafik kazasının ardından hastanede gözlerini açıyor. Ona göre sene 2004. Kendisi yirmi beş yaşında ve çarpık dişli biri. Felaket bir aşk hayatına sahip. Ancak, her ne kadar inanamasa da, öğreniyor ki, sene aslında 2007 Lexi artık yirmi sekiz yaşında, dişleri inci gibi ve çalıştığı departmanın da patronu olmuş; üstelik de evli! Hem de yakışıklı mı yakışıklı bir milyonerle! Rüyalarındaki hayata aniden nasıl iniş yapıverdi böyle acaba? Lexi şansına inanamıyor özellikle de nefes kesen yeni evini gördüğü zaman! Kocasını yeniden tanımaya başlayınca muhteşem bir evlilik hayatı olduğunu da öğrenecek, çok iyi biliyor. Üstelik sevgili kocası bir de ‘Evlilik Kitapçığı’ hazırlamış onun için. Fakat Lexi yeni kimliği hakkında daha çok bilgi edindikçe, kusursuz hayatının yüzeyinde çatlaklar oluşmaya başlıyor. Eski dostlarının hepsi ondan nefret ediyor. İşine göz dikmiş, dişli bir rakibi var. Bir de üstüne üstlük dağınık saçlı, seksi bir erkek çıkıp yeni bir bomba patlatıyor! Yani, ne olmuş olabilir ki? Lexi bir gün her şeyi hatırlayacak mı? Ve hatırlarsa ne olacak?“

Alışverişkolik serisinin ünlü yazarı Sophie Kinsella‘dan bir eğlence daha sizi bekliyor!

 
 

SoLuksuz YaşamLar 23 Jul 2008

Filed under: GünLük, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 00:12

Psikiyatrist Dr.Gülseren Budayıcıoğlu’nun ilk kitabını zamanında sizlere yazmıştım ve 2 okuyuşumda da inanılmaz şekilde etkilendiğimi ve heyecanımdan birşey yitirmediğimi sizlere söylemiştim.. İlk kitabı okuyanlar bilir ”Madalyonun İçi” idi. Şimdi yeni kitabıyla Gülseren Hanım bizi ‘ madalyonun öteki yüzü ‘ne götürüyor GünahınÜçRengi” ile.

Gülseren Hanım’ın öyle bir üslubu var ki yazdıklarını okurken gözümde canlandırmam çok kolay oluyor. Daha doğrusu biricik Madalyon’unu, kızını, rahmetli eşini ve hastalarını ve hatta hatta Ankara’nın soğuk mevsimini, sokaklarını bile hissediyorum, yaşıyorum resmen okurken.

Birgün yolum Ankara’ya düşerse mutlaka tanışmak isteyeceğim bir psikiyatrist kendisi, saygıdeğer bir hanımefendi. Kimbilir, Gülseren Hanım dinledikten sonra belki bana da 3. kitabında yer verir derdim ama çok şükür benim hikayem onlarınki kadar uç noktalarda değil.. Ama acının dozu kişinin algısına göre değişir tabi..

Herneyse konudan saptıkça sapıyorum. Bu harika ötesi kitabı okuyun lütfen! Fazla söze gerek olmadığını ilk kitabı okuyanlar zaten bilir.

 
 

SusTuraBiLene AşkoLsun 04 Jun 2008

Filed under: GünLük, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 14:18

En önemli sınavlarım bitti, ben de bittim. Ama aynı zamanda yeniden doğdum. Bugün 12 saate yakın uyudum, uzun zamandır yapamadığım hayati işlevim sonunda yerine gelmiş oldu. Hava çok sıcak ama moralimi bozamaz. Kabus dolu günler geride kaldı. 2 sınavım var henüz ama onlar elimden kurtulamaz :) (Ukalalığımın sonunun beklenmedik 2 FF olarak geri dönmemesi dileğiyle!)

İş başvurularımdan sık sık geri dönüşler var, mezun olmadan aranıyor olmak çok güzel :) Evet ben de onlardanım, çocuk ta yaparım kariyer de’cilerden.. Ama önce kariyer mümkünse. Kraliçe Elizabeth’in bile torununun sevgilisinin iş konusundaki istikrarsızlıkları ve ev kızı olarak takılmasından ötürü evlenmelerini onaylamadığı şu günlerde Kraliçe’ye sonuna kadar katılıyorum. Bu devirde artık kimse kariyersiz gelin istemiyor, e çünkü bu durum saygı uyandırmıyor. İncelediğim düzgün iş ilanlarının çoğunda ‘26 yaşını aşmamış’ ibaresi yer alıyor, siz düşünün artık kaç yaşında işe girmek isteyeceğinizi! Ya en önemlisi genç bir kadın evde tüm gün kendini nasıl geliştirir ben gerçekten bilemiyorum..

Sizden gizlediğim alışverişlerim oldu yine bu aralar ama itiraf ediyorum, Beymen‘den 2 babet&çanta, Vakkorama‘dan ise cici ötesi bir elbise aldım. Elbise sayısı 2-3 e çıkacak. Ama annemle gidicem bugün, böylece fikir alabilir ve açgözlülük yapmam..

Bu ara çok güzel sosyal yardımlar söz konusu. Vakkorama’dan TOMS ayakkabı alarak aynısından bir çift de ayakkabısı olmayan bir çocuğa hediye edilmesini sağlıyorsunuz. Video‘yu mutlaka izleyin. Ben bugün alıcam inşallah. Mudo‘da LÖSEV’e katkıda bulunmak amacıyla lösemili çocukların anneleri tarafından hazırlanan birbirinden güzel ürünler mevcut. Bunlardan alarak LÖSEV‘e bağış yapabilirsiniz. 8 Haziran Pazar günü ise, saat 15.30′da Caddebostan Sahil Yolu’nda başlayacak olan yürüyüş (İzev,Kadıköy Belediyesi ve Camper’ın katkılarıyla) esnasında zihinsel engelli çocuklara destek olabilirsiniz. Standlarda satılacak olan çocukların emeği el işleri, yiyecek ve içeceklerin tüm geliri onlara gidecek. Ayrıca Kızılay‘ın başlattığı kampanya ki ben adını çok beğendim mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. ‘1 Milyon İyi İnsan Aranıyor’ sloganıyla yola çıkan kampanyada kan bağışına artışın sağlanması çalışılacak. Ben de websitemde ki banner’ı bu konuyla ilgili olarak değiştirmeye karar verdim. Ayrıca Kızılay’ın websitesinde göreceğiniz bedava bağış kısmıyla mutlaka ilgilenmenizi rica ediyorum.

Bir roman okuyorum ‘‘Babam Öldüğünde Ağlamadım” diye.. Yazarı Iris Galey. Çok feci acıklı. Öz babası tarafından 9 yaşından 14 yaşına kadar tecavüze uğrayan bir kadının kendi yazdığı roman bu. Gerçek ve içler acısı bir hayat hikayesi. Küçücük bir kızın gözünde yaşanan hayatın ne kadar anlamsızlaştığını anlatan, insanın içini burkan acı bir öykü. Tavsiye ediyor muyum? Bilemedim..

Hayır yorulmadım, daha da yazma kapasitesine sahibim bilenler bilir :) Sex&The City’ye hala gidemedim kendime inanamıyorum ama zaten çok kalabalık sinemalar, sakinken gitmek daha mantıklı.. Yoksa birgün yaşı gereği uyumsuz filmlere sokulan ve arkama oturtulan, sürekli ayağıyla koltuğuma tempo tutan ya da dondurma elleriyle saçlarıma dokunmaya çalışan çocuklardan biri elimde kalacak, ya da şımarık ve söz geçirmeyi öğrenememiş uyuz anneleri.

Bu ara çok çirkinleştim, tüm vücudum ve yüzüm isilik gibi birşeyler oldu. Stresin ne kadar vahim birşey olduğu sadece iç organlar da değil ciltte de kendini gösteriyor maalesef. ama bol mutluluk hormonu salgılayarak onu iyileştiricem :) Kendime bakma zamanım geldi sanırım bu kadar dikkatsiz haftadan sonra..

Yumoş’la ilgili canımı sıkan bir konu var. Annem eşşeğin aklına karpuz kabuğu düşürdü. Eşşek ben oluyorum. Dedi ki ‘Sen istanbul’a taşınınca bu kuşa bakamazsın orada yoğun olacaksın. Yazık değil mi hem? O artık genç bir kadın, hayat arkadaşı olsun. Güzel güzel yumurtaları, içinden çıkan bebekleri olsun. Yalnız kalmasın hayatta’ gibi birşeyler dedi işte. Önce çok sinirlendim. ‘O daha küçücük! Nasıl böyle şeyler söylersin, onun seviştiğini düşünmek bile istemiyorum!’ falan dedim. Çok moralim de bozuldu. Hatta birkaç kere rüyamda onu bir erkekle gördüm ve bayağı moralsiz uyandım. Neyse sonra dün gece çok güzel bir rüya gördüm, Yumoş’a koca buluyorduk petshop’tan ve çok mutlu oluyordu Yumoş, sürekli öpüşüyorlardı gaga gagaya. O anda rüyamda bencillik ettiğimi anladım. Sevgiye hiç doymayan, beni öpmek için o küçücük ayaklarının üzerine uzanan, uçmayı bir türlü beceremediği için koridorda koşarak beni mutfağa kadar kovalayan zavallı bebeğime sürekli öpücük verecek biri lazım anladım.. Sanırım kızımı evlendiriyorum. Ay bak yazarken çok fena oldum, kapayalım bu konuyu.

Blogumu çok özlemişim ama biraz daha yazarsam kimseler okumaya cesaret edemeyecek bu yazıyı :) En iyisi bir duşa girmek ve alışveriş için hazırlanmak.. Beni bundan sonra çok özlemeyeceksiniz, söz veriyorum. Yaz boyu blogumdayım, acısını çıkarırız.

 
 

Bir Küçük MoLa 28 May 2008

Filed under: GünLük, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 00:05

Hep kendimi kasıyordum.. ‘Roman okuyamazsın anlasana! Okuman gereken tek şey ders kitabı seni küçük tembel cadaloz!’ diyerek (evet biraz acımasızım kendime karşı) kızıp duruyordum kendime. Ama bugün kötü geçen bir sınav sonrası eve bitkin vaziyette geldiğimde içimdeki korkunç sesi bir kenara ittim ve son 50 sayfası kalmış olan romanımı mutlulukla bitirdim hem de gerine gerine yattığım yerde, üstüne utanmadan 2 saat uykumu da uyumuşum mis gibi..

Anladım, insanoğlunun bazen sorumluluk seslerini susturmaya ihtiyacı varmış.. Bazen kütüphaneye bitmiş bir romanı yerleştirmek bile inanılmaz bir keyif verebiliyormuş insana.. Herkese tavsiye, günde mutlaka en azından 30 dakikanızı çok sevdiğiniz birşeyleri yapmaya ayırın. Canlanacaksınız!

Ee bu yazının sonuna bir kitap tavsiye etmeden duramam ben.. Yazarların İstanbul’u.. 12 yazarın kaleminden tek bir İstanbul, yoksa farklı İstanbullar mı demeliydim.. :)

 
 

GeLiŞim ZamaNı 20 May 2008

Filed under: GünLük, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 17:10

Hayatın her alanında acımasız seviyede bir rekabet ortamı mevcut. Bu konu özellikle iş hayatında had safhaya ulaşıyor. Siz de rakiplerinizden geri kalmamak veya iddialı olursak onları geride bırakmak için kişisel gelişiminizi ve iş kültür&becerilerinizi arttırmaya yönelik eserlerden bol bol faydalanmalısınız. Şahsen ben şu son finallerimden (lütfen lütfen lütfen son olsun!) kurtulur kurtulmaz ilgilendiğim alanlarda var olan kitapları rahatlıkla okuyacağım için çok seviniyorum.

Sizlere tavsiyem özellikle Mediacat kitaplarına bir gözatmanız, hatta gözatmakla kalmayıp satın almanız, ve hatta süs gibi durmalarına fırsat vermeden oları bir solukta okumanız! :))

Medicat’in kişisel gelişim, halkla ilişkiler, pazarlama, yönetim vb. gibi birçok konuda kitapları mevcut. Kitapları satın almak için yerinizden kalkmanıza gerek yok! (Millet olarak yağlarımız eriye eriye öldük ya sanki!) Alışverişiniz için Kapital Market‘ten faydalanabilirsiniz.

Her zaman olduğu gibi benden söylemesi…

 
 

İçimizdeki Çocuk

Filed under: GünLük, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 12:26

Çok mutsuzdum dün gece, uykum yoktu ve hiçbir zaman beni ziyaret edecek gibi de gözükmüyordu. Hiçbir zaman olmasa da uzun bir süre gelmedi uykum, yanılmış sayılmam yani. Boş boş oturup kendime acımakla geçirmedim zamanımı. Bir süre penceremin önünde oturup temiz havayı içime çekip sakinleştikten sonra kütüphaneme diktim gözümü. Evet başucumda aynanda okuduğum 3 kitaba rağmen! Bana lazım olan beni anlayacak iyileştirecek bir kitaptı.. Okuduğum kitaplar şu an bu durum için pek uygun sayılmazlardı yani.

Seçim yapmakta pek zorlanmadım. YAZININ DEVAMI…

 
 

BiR BeyoğLu HikaYesi 21 Apr 2008

Filed under: KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 19:56

0000000133730_3_1.jpg Ahmet Ümit’in birkaç kitabını okudum. Hepsinden ayrı ayrı keyif aldığımı net bir şekilde söyleyebilirim. Yalnız içlerinden en çok beğendiğim Beyoğlu Rapsodisi oldu. Beyoğlu Rapsodisi 3 arkadaşın, Selim, Nihat ve Kenan’ın ortak hikayelerinde birleşiyor. Oldukça uzun zaman önce okuduğum bu kitapta ’son’ hiç beklenmedik bir biçimde geliyordu, onu çok iyi anımsıyorum..

Hiçbir satırından sıkılmayacağınız çok güzel bir eser, kefili benim diyebilirim. Kitap yaklaşık 400 sayfa, 20 Ytl civarlarında.. Ben roman okumaktan sıkılıyorum diyen uzaylılardansanız eğer, kısa öykülerden oluşan ‘Aşk Köpekliktir’ adlı kitabını da tavsiye edebilirim :)

Kitap kokulu günler hepimize..

 
 

DüşLer ve GerçekLer 16 Apr 2008

Filed under: KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 08:24

duslervegercekler.jpg Celal Pamukçu’nun Düşler ve Gerçekler isimli romanını okuyorum. Kitabın yarısına geldim ve gerçekten bir masal dinler gibiyim. Uzun zaman olmuş farkettim, böylesine yalın bir dille anlatılan roman okumayalı. Biraz ortaokul yıllarında okuduğum romanların sadeliğini anımsattı bana ama kesinlikle basit değil, söylemek istiyorum.

Düşler ve Gerçekler, geleneksel inançlar ve ahlak değerlerini aslında çok net bir biçimde sorgularken zerafetinden hiçbir şey yitirmeyen bir roman. Bu güzel kitap aynı zamanda 2000 yılının Yunus Nadi Roman Ödülü’ne layık görülmüş, ödüllü romanlarla ilgilenenlere duyurulur..