En önemli sınavlarım bitti, ben de bittim. Ama aynı zamanda yeniden doğdum. Bugün 12 saate yakın uyudum, uzun zamandır yapamadığım hayati işlevim sonunda yerine gelmiş oldu. Hava çok sıcak ama moralimi bozamaz. Kabus dolu günler geride kaldı. 2 sınavım var henüz ama onlar elimden kurtulamaz :) (Ukalalığımın sonunun beklenmedik 2 FF olarak geri dönmemesi dileğiyle!)
İş başvurularımdan sık sık geri dönüşler var, mezun olmadan aranıyor olmak çok güzel :) Evet ben de onlardanım, çocuk ta yaparım kariyer de’cilerden.. Ama önce kariyer mümkünse. Kraliçe Elizabeth’in bile torununun sevgilisinin iş konusundaki istikrarsızlıkları ve ev kızı olarak takılmasından ötürü evlenmelerini onaylamadığı şu günlerde Kraliçe’ye sonuna kadar katılıyorum. Bu devirde artık kimse kariyersiz gelin istemiyor, e çünkü bu durum saygı uyandırmıyor. İncelediğim düzgün iş ilanlarının çoğunda ‘26 yaşını aşmamış’ ibaresi yer alıyor, siz düşünün artık kaç yaşında işe girmek isteyeceğinizi! Ya en önemlisi genç bir kadın evde tüm gün kendini nasıl geliştirir ben gerçekten bilemiyorum..
Sizden gizlediğim alışverişlerim oldu yine bu aralar ama itiraf ediyorum, Beymen‘den 2 babet&çanta, Vakkorama‘dan ise cici ötesi bir elbise aldım. Elbise sayısı 2-3 e çıkacak. Ama annemle gidicem bugün, böylece fikir alabilir ve açgözlülük yapmam..
Bu ara çok güzel sosyal yardımlar söz konusu. Vakkorama’dan TOMS ayakkabı alarak aynısından bir çift de ayakkabısı olmayan bir çocuğa hediye edilmesini sağlıyorsunuz. Video‘yu mutlaka izleyin. Ben bugün alıcam inşallah. Mudo‘da LÖSEV’e katkıda bulunmak amacıyla lösemili çocukların anneleri tarafından hazırlanan birbirinden güzel ürünler mevcut. Bunlardan alarak LÖSEV‘e bağış yapabilirsiniz. 8 Haziran Pazar günü ise, saat 15.30′da Caddebostan Sahil Yolu’nda başlayacak olan yürüyüş (İzev,Kadıköy Belediyesi ve Camper’ın katkılarıyla) esnasında zihinsel engelli çocuklara destek olabilirsiniz. Standlarda satılacak olan çocukların emeği el işleri, yiyecek ve içeceklerin tüm geliri onlara gidecek. Ayrıca Kızılay‘ın başlattığı kampanya ki ben adını çok beğendim mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. ‘1 Milyon İyi İnsan Aranıyor’ sloganıyla yola çıkan kampanyada kan bağışına artışın sağlanması çalışılacak. Ben de websitemde ki banner’ı bu konuyla ilgili olarak değiştirmeye karar verdim. Ayrıca Kızılay’ın websitesinde göreceğiniz bedava bağış kısmıyla mutlaka ilgilenmenizi rica ediyorum.
Bir roman okuyorum ‘‘Babam Öldüğünde Ağlamadım” diye.. Yazarı Iris Galey. Çok feci acıklı. Öz babası tarafından 9 yaşından 14 yaşına kadar tecavüze uğrayan bir kadının kendi yazdığı roman bu. Gerçek ve içler acısı bir hayat hikayesi. Küçücük bir kızın gözünde yaşanan hayatın ne kadar anlamsızlaştığını anlatan, insanın içini burkan acı bir öykü. Tavsiye ediyor muyum? Bilemedim..
Hayır yorulmadım, daha da yazma kapasitesine sahibim bilenler bilir :) Sex&The City’ye hala gidemedim kendime inanamıyorum ama zaten çok kalabalık sinemalar, sakinken gitmek daha mantıklı.. Yoksa birgün yaşı gereği uyumsuz filmlere sokulan ve arkama oturtulan, sürekli ayağıyla koltuğuma tempo tutan ya da dondurma elleriyle saçlarıma dokunmaya çalışan çocuklardan biri elimde kalacak, ya da şımarık ve söz geçirmeyi öğrenememiş uyuz anneleri.
Bu ara çok çirkinleştim, tüm vücudum ve yüzüm isilik gibi birşeyler oldu. Stresin ne kadar vahim birşey olduğu sadece iç organlar da değil ciltte de kendini gösteriyor maalesef. ama bol mutluluk hormonu salgılayarak onu iyileştiricem :) Kendime bakma zamanım geldi sanırım bu kadar dikkatsiz haftadan sonra..
Yumoş’la ilgili canımı sıkan bir konu var. Annem eşşeğin aklına karpuz kabuğu düşürdü. Eşşek ben oluyorum. Dedi ki ‘Sen istanbul’a taşınınca bu kuşa bakamazsın orada yoğun olacaksın. Yazık değil mi hem? O artık genç bir kadın, hayat arkadaşı olsun. Güzel güzel yumurtaları, içinden çıkan bebekleri olsun. Yalnız kalmasın hayatta’ gibi birşeyler dedi işte. Önce çok sinirlendim. ‘O daha küçücük! Nasıl böyle şeyler söylersin, onun seviştiğini düşünmek bile istemiyorum!’ falan dedim. Çok moralim de bozuldu. Hatta birkaç kere rüyamda onu bir erkekle gördüm ve bayağı moralsiz uyandım. Neyse sonra dün gece çok güzel bir rüya gördüm, Yumoş’a koca buluyorduk petshop’tan ve çok mutlu oluyordu Yumoş, sürekli öpüşüyorlardı gaga gagaya. O anda rüyamda bencillik ettiğimi anladım. Sevgiye hiç doymayan, beni öpmek için o küçücük ayaklarının üzerine uzanan, uçmayı bir türlü beceremediği için koridorda koşarak beni mutfağa kadar kovalayan zavallı bebeğime sürekli öpücük verecek biri lazım anladım.. Sanırım kızımı evlendiriyorum. Ay bak yazarken çok fena oldum, kapayalım bu konuyu.
Blogumu çok özlemişim ama biraz daha yazarsam kimseler okumaya cesaret edemeyecek bu yazıyı :) En iyisi bir duşa girmek ve alışveriş için hazırlanmak.. Beni bundan sonra çok özlemeyeceksiniz, söz veriyorum. Yaz boyu blogumdayım, acısını çıkarırız.