24 Yaşındayım, 24 ayardayım! 18 Jan 2010
24 yaşımın son demlerindeyim. 1,5 saat sonra 20′lerin çıtırlığından çatır dönemine yani 30′lara giden basamaklara doğru uzanıyor olacağım. Geçen seneye kadar her yaşım sorulduğunda ağzımdan bir 18 fırlayıverecekken gülerek düzeltiyordum ve şimdi 25 demek durumunda kalacağım. Tuhaf ötesi geliyor..
Bu yoğun hayatta insan zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor pek. Daha geçen hafta memleketimdeyim iş için böyle cümbür cemaat İstanbul’dan ofisçe kalkıp Akdeniz’e gittik, her bir ülkeden ajanlarımız falan geldi. (Hııı CIA’de çalışıyorum ben!) Çok internasyonel bir ortam vardı. Yani adamlara ”duy da inanma”yı ‘hear but don’t believeee’ diye çevirip ‘’sıkıyorsa nazar varı da çevir kız” diyen arkadaşıma kapak olsun diye elin Yunanlısına ”There is an evil eye on you” bile demişliğim vardı yani, bu ciddiyette bir iş yemeği düşünün!
Bugün sevgili dostum Fakeangel’ın İstanbul’a taşınış günü. Şahsen ben kendi adıma pek bir mutluyum dizimin dibindeki insan sayısında artış olmasından. Sex&The City izleyenler bilir kız muhabbeti kadar eğlencelisi yoktur nitekim. Kız muhabbeti demişken 1 Kadın ve 1 Erkeğin dvdlerini aldım. Ay gülmekten öldürüyor beni bazı bölümleri. Sevgilim de bana House’ın 3. sezonunu aldı doğumgünümün yan hediyesi olaraktan :P Üstelik Grey’s Anatomy de en sonunda noel tatilinden çıktı ve yeni bölümler yayınlanmaya başladı. Anlayacağınız bir süre beni idare edecek kadar aksiyona sahibim evde.
Kitap arayanlara söyleyim, şimdi de Paulo Coelho’nun 11 Dakika kitabını okuyorum ve çok sevdim. Henüz bitirmediğim halde Paulo amcamızın bu kitabına da gözüm kapalı kefil olabilirim..
Geçenlerde bir websitesi (benden kokosh olmasın) bu yıl boyunca MAC ürünlerine en çok yorum yapan kullanıcımız siz oldunuz dedi ve bana hediye yeni rimelini gönderdi MAC Akmerkez’den. Allah razı olsun valla böyle tam ihtiyaç olduğu anda saçmalamıyorlar mı çok işime geliyor. Hiç yorum yapmadan aldığım rimel için internet dünyasına teşekkür ediyor, MAC ürünlerini herkese tavsiye ediyorum :Pp
Bu yaşa geldim bana günde 8 saatten az uykunun yetmediğini farkettim, canımı alıyorlar gibi oluyorum uyanınca. Gözyaşlarına boğulmak, yorganın altından çıkmamak istiyorum. Uyku demişken son 2 haftadır korkunç veya aşırı tuhaf rüyalar görüyorum. Geçenlerde vücudumdan beyaz sakız gibi dev gibi birşeyler çıkıyordu, bir diğerinde arkadan arabama çarpıyorlardı ön camdan uçarken yatakta otururken uyandım, dün de kediden bebek bekliyordum. Sabahları uyanınca başka bir dünyadan gelmiş gibi oluyorum mübarek. Hayalgücümün sınırlarının bu kadar geniş olduğunu ben bile yeni anladım. Yanımda biri uyusa bedava korku tüneline girmiş gibi hisseder valla.
Tekrar spora başlamak istiyorum en kısa zamanda çünkü popom Jennifer Lopez’i sollamak üzere. zira karnım da benim ne eksiğim var der gibi 4 aylık hamileler gibi dolaşıyor ortalıkta. Bu hiç hoşuma gitmiyor ne yalan söyleyim. Spora başlamak istiyorum cümlemin külliyen yalan olduğunu da belirtmek isterim. Çünkü ‘istiyorum’ kelimesi tüm akışı değiştirmiş, istemiyorum, mecburum ne yazık ki. Ben spor yapmayı değil kanepede dizi izlemeyi sevenlerdenim!
Kuzenim evlenecek benim nisan ayında. Ben de indirim mevsiminden yararlanmak üzere şimdiden Nişantaşı’nda bir yerden tuvalet aldım. Hayatımda ilk kez tuvalet alımında bulunduğum için kendimi Hürrem Sultan zannettim valla yürürken. Minilere alışık bir varlık olarak umarım düğünde eteğime basıp amuda kalkmam ve gecenin süprizi ben olmam diyorum..

Paulo Coelho’nun bu kitabına uzun zaman önce kafayı takmıştım ben ama nedendir bilinmez (raflarda önüme fırlamadığından olabilir) hep ertelenmişti okunmaya başlanacağı gün. Geçenlerde yine iş sebebiyle olsa gerek uçağa bindiğimde koridorda birbirini itekleyip yerine bir diğerinden önce geçince uçağın hemen kalacağını zanneden kalın kafalı insanlar arasında tıkış tıkış ilerlerken bir yolcunun elinde gördüm kitabı ve çok kıskandım. Hemen almalıydım! Nitekim kıskançlık kuvvetli bir dürtüdür ve sapıtma seviyesine gelmezseniz sizi amaçlarınıza ulaştırmada yardımcıdır. Özetle aldım da diyebilirim.
İspanya’ya gitmeden evvel şöyle yükte hafif ama bir an önce silip süpüreceğim kadar merak uyandıran kitaplar arayışı içindeydim. Daha önce adını bile duymadığım bir yazar olan Ilgın Olut’un Yüzleri Arayan Adam adlı romanı ilgimi çekti ve aldım. Sonra neden kitabın adından daha ön planda bu Neva’nın Yazarı ibaresi diye düşündüm ve araştırdım. Meğer bu Neva pek bir meşhurmuş da bilmemek benim ayıbımmış bir kitap kurdu olarak..

Sevgilim aradı biraz önce çok sıra varmış, birkaç saniye konuştuktan sonra ‘bu numaranın bir üstünü bir dene bakalım o kulübe çalışırsa ordan konuşalım’ dedi, denedim bir kadın açtı ve askeriye olmadığını söyledi, demek yanlış biliyordu numarayı ve konuşamayacaktık.. Çok üzüldüm hatta ağladım salak gibi. Neyse kadıncağız aynen şöyle dedi: ”Önemli değil kızım biz alışkınız yıllardır, hayırlı teskereler olsun yavrum hihihihi” ve kapadı. Yurdum insanını seviyorum ben ya!
