KokoSh » KokoSh’un küTüphaNeSi

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

24 Yaşındayım, 24 ayardayım! 18 Jan 2010

Filed under: GünLük, GüzeLLik SeanSı, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 00:07

24 yaşımın son demlerindeyim. 1,5 saat sonra 20′lerin çıtırlığından çatır dönemine yani 30′lara giden basamaklara doğru uzanıyor olacağım. Geçen seneye kadar her yaşım sorulduğunda ağzımdan bir 18 fırlayıverecekken gülerek düzeltiyordum ve şimdi 25 demek durumunda kalacağım. Tuhaf ötesi geliyor..

Bu yoğun hayatta insan zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor pek. Daha geçen hafta memleketimdeyim iş için böyle cümbür cemaat İstanbul’dan ofisçe kalkıp Akdeniz’e gittik, her bir ülkeden ajanlarımız falan geldi. (Hııı CIA’de çalışıyorum ben!) Çok internasyonel bir ortam vardı. Yani adamlara ”duy da inanma”yı ‘hear but don’t believeee’ diye çevirip ‘’sıkıyorsa nazar varı da çevir kız” diyen arkadaşıma kapak olsun diye elin Yunanlısına ”There is an evil eye on you” bile demişliğim vardı yani, bu ciddiyette bir iş yemeği düşünün!

Bugün sevgili dostum Fakeangel’ın İstanbul’a taşınış günü. Şahsen ben kendi adıma pek bir mutluyum dizimin dibindeki insan sayısında artış olmasından. Sex&The City izleyenler bilir kız muhabbeti kadar eğlencelisi yoktur nitekim. Kız muhabbeti demişken 1 Kadın ve 1 Erkeğin dvdlerini aldım. Ay gülmekten öldürüyor beni bazı bölümleri. Sevgilim de bana House’ın 3. sezonunu aldı doğumgünümün yan hediyesi olaraktan :P Üstelik Grey’s Anatomy de en sonunda noel tatilinden çıktı ve yeni bölümler yayınlanmaya başladı. Anlayacağınız bir süre beni idare edecek kadar aksiyona sahibim evde.

Kitap arayanlara söyleyim, şimdi de Paulo Coelho’nun 11 Dakika kitabını okuyorum ve çok sevdim. Henüz bitirmediğim halde Paulo amcamızın bu kitabına da gözüm kapalı kefil olabilirim..

Geçenlerde bir websitesi (benden kokosh olmasın) bu yıl boyunca MAC ürünlerine en çok yorum yapan kullanıcımız siz oldunuz dedi ve bana hediye yeni rimelini gönderdi MAC Akmerkez’den. Allah razı olsun valla böyle tam ihtiyaç olduğu anda saçmalamıyorlar mı çok işime geliyor. Hiç yorum yapmadan aldığım rimel için internet dünyasına teşekkür ediyor, MAC ürünlerini herkese tavsiye ediyorum :Pp

Bu yaşa geldim bana günde 8 saatten az uykunun yetmediğini farkettim, canımı alıyorlar gibi oluyorum uyanınca. Gözyaşlarına boğulmak, yorganın altından çıkmamak istiyorum. Uyku demişken son 2 haftadır korkunç veya aşırı tuhaf rüyalar görüyorum. Geçenlerde vücudumdan beyaz sakız gibi dev gibi birşeyler çıkıyordu, bir diğerinde arkadan arabama çarpıyorlardı ön camdan uçarken yatakta otururken uyandım, dün de kediden bebek bekliyordum. Sabahları uyanınca başka bir dünyadan gelmiş gibi oluyorum mübarek. Hayalgücümün sınırlarının bu kadar geniş olduğunu ben bile yeni anladım. Yanımda biri uyusa bedava korku tüneline girmiş gibi hisseder valla.

Tekrar spora başlamak istiyorum en kısa zamanda çünkü popom Jennifer Lopez’i sollamak üzere. zira karnım da benim ne eksiğim var der gibi 4 aylık hamileler gibi dolaşıyor ortalıkta. Bu hiç hoşuma gitmiyor ne yalan söyleyim. Spora başlamak istiyorum cümlemin külliyen yalan olduğunu da belirtmek isterim. Çünkü ‘istiyorum’ kelimesi tüm akışı değiştirmiş, istemiyorum, mecburum ne yazık ki. Ben spor yapmayı değil kanepede dizi izlemeyi sevenlerdenim!

Kuzenim evlenecek benim nisan ayında. Ben de indirim mevsiminden yararlanmak üzere şimdiden Nişantaşı’nda bir yerden tuvalet aldım. Hayatımda ilk kez tuvalet alımında bulunduğum için kendimi Hürrem Sultan zannettim valla yürürken. Minilere alışık bir varlık olarak umarım düğünde eteğime basıp amuda kalkmam ve gecenin süprizi ben olmam diyorum..

 
 

Negatif 22 Dec 2009

Filed under: GünLük, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 23:42

Tırın biri kancayı taktı bugün bana, bir güzel sürükledi arabamla beni tem denen iğrenç yerde. En üzücü olanı ne biliyor musunuz, benim tırcıyla (tırcı neyse artık) kavga edecek halim bile yoktu. Oysa tüm hırsımı ondan çıkarabilirdim ki haketmişti kanaatimce bebişimi (kara kuzu arabacağızımı) rezil ederek..

Mavi Defter (linkle Kitap Türk’ten alabilirsiniz indirimli) diye bir kitap okuyorum James A.Levine’nin. Çocuk yaşında fuhuş batağına gönderilen milyonlarca zavallı kadından birinin hayatını anlatıyor. O kadar acıklı ki okurken donduruyor, ağlayamıyorum bile. Uçurtma avcısı’nın yazarı Khaled Hosseini’nin dediği gibi ”İnsan ruhunun nelere dayanabileceğini gösteren bu dokunaklı hikaye yüreğinizi dağlayacak.”

Yeni bir yıl geliyor. Yılbaşı ruhuna girmeye çabalasam da pek başarılı olamıyorum bu sene. Geçen sene asker yolu beklerken girdiğim sessiz sakin yılbaşından farklı olacakmış gibi gelmiyor nedense.. Üstelik yakında 25 yaşını da bitiriyorum. Neyseki biten yaşı konuşuyoruz halk dilinde de 25 oldum diye kendimi kandırabileceğim 1 sene daha..

Yumoş hanımefendi (bilmeyenler için söyleyim kuşum) 2. kocasını da kalp krizinden öldürmüş. Annemle ona koca almayı kesmeye karar verdik, kararı uygulayan annem tabi Yumoş onunla yaşadığı için. Vicdan meselesi benim sorunum değil yani. Böyle anormal huylu, kendini insan zanneden, kısır ve asabi bir kuş olmasında günahımız neydi diye düşünüyorum. Ölenlere rahmet diliyorum. (Sakıp ve Hüsnü Beyler)

Amerika’nın xmas mevzusu sağolsun, son hafta işlerim sakinleşecek diye ümit ediyorum ve sabırla cumayı bekliyorum..

İşi gücü bırakıp yazar olmak istiyorum. Cerrah-yazar :p Böyle tıp okumuşum, uzmanlığımı yapmışım, cin gibi olmuşum ama geceleri de kitabımı yazıyormuşum. Şarkıcı-cerrah Ferhat Göçer’in kadın versiyonuymuşum söyleyen değil yazan hali..

Hükümetten yapacağım bir taleple bu olumsuz yazıyı sona erdirmek istiyorum. Bana benzini bedava yapın, üşüyen halkımın doğalgazına zam hesabını da bırakın!

 
 

Veronika Ölmek İstiyor 14 Dec 2009

Filed under: GünLük, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 01:35

Paulo Coelho’nun bu kitabına uzun zaman önce kafayı takmıştım ben ama nedendir bilinmez (raflarda önüme fırlamadığından olabilir) hep ertelenmişti okunmaya başlanacağı gün. Geçenlerde yine iş sebebiyle olsa gerek uçağa bindiğimde koridorda birbirini itekleyip yerine bir diğerinden önce geçince uçağın hemen kalacağını zanneden kalın kafalı insanlar arasında tıkış tıkış ilerlerken bir yolcunun elinde gördüm kitabı ve çok kıskandım. Hemen almalıydım! Nitekim kıskançlık kuvvetli bir dürtüdür ve sapıtma seviyesine gelmezseniz sizi amaçlarınıza ulaştırmada yardımcıdır. Özetle aldım da diyebilirim.

Ve az evvel bitirdim, çoktan uyumuş olmam gereken bu saatte. Veronika Ölmek İstiyor, tam da yaşamın anlamı üzerine düşündüğüm ve anlamsız bulduğum anlardan ölesiye korktuğum, anlamını hissettiğim dakikaların hızla kayıp gitmesinden de korktuğum, kısacası yaşamımda en belirgin duygunun korku olduğu şu dönemde bana çok şey ifade etti. Bence kadın erkek herkesin, insan ruhunun çok karmaşık gözüken fakat basit denklemlerine inmeyi biraz olsun başarabilecek her bireyin okuması gereken bir kitap.

Kendinizden birşeyler bulacağınız başlangıcı, merak ve hüzün uyandıran ilerleyişi ve süpriz sonuyla benden tam 10 puan aldı. Dilerim siz de aynı zevki alırsınız..

Not: Kitabı ucuza almak isteyenler İdefix‘e! Artık uyumalıyım izninizle.. (çok kafiyeliyim ya gece gece :Pp)

 
 

İnsana Dair.. 12 Aug 2009

Filed under: KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 16:38

İspanya’ya gitmeden evvel şöyle yükte hafif ama bir an önce silip süpüreceğim kadar merak uyandıran kitaplar arayışı içindeydim. Daha önce adını bile duymadığım bir yazar olan Ilgın Olut’un Yüzleri Arayan Adam adlı romanı ilgimi çekti ve aldım. Sonra neden kitabın adından daha ön planda bu Neva’nın Yazarı ibaresi diye düşündüm ve araştırdım. Meğer bu Neva pek bir meşhurmuş da bilmemek benim ayıbımmış bir kitap kurdu olarak..

Neyse diyeceğim şudur ki bu kitabı aldığım gibi bitirdim. Gerçekten çok beğendim ve tavsiye ediyorum. Bazı yanları beni ‘böyle büyük aşklar bu kadar kolay sarsılabilir mi’ diye düşündürse de insanın olduğu heryerde insana dair hataların, kıskançlıkların, pişmanlıkların ve tutkuların olabileceğini kabul eden bir yaştayım artık. Ilgın Olut gerçekte bir doktor, bu romanı da zaten doktorların hayatı üzerinden bir anlatım içeriyor. Siz meraklılar, kitabın arka kapağına buradan ulaşabilirsiniz.

Sevgilim bana Neva’yı aldı ve kütüphanemin tepesinden her gece bana ‘beni okuuuu’ diye bağırıyor bu armağan. Şu an ben Elif Şafak‘ın Bit Palas‘ı ile mutlu günler geçirmekteyim ve bitirdiğim an sizlere aktarmayı kendime görev edindim. Ilgın Olut’un bir diğer romanı olan ve adına taptığım, hatta utanmasam okumadan bir numaralı roman adı ödülünü vereceğim (Böyle bir ödül yoksa patentini isterim!:Pp) Küfkedisi‘ni ise henüz alma fırsatı bulamadım ama yakındır. Nedense ben diğerlerini okurken ebediyen tükenecek diye bir korkuya kapılıyorum sıradaki kitaplar için.. Bu korkuma da tıpta bir isim vermek istiyorum izninizle, La fobia de out of stock :Pp

Not: Siz daha gülün Spanglish bu dil, hıh!!!

 
 

TaRihe DönüŞ 03 May 2009

Filed under: KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 18:06

Ayılıp bayılarak okuduğum ve sizlere de tavsiye etmekten geri durmadığım yazar Philippa Gregory‘nin bir kitabı daha sonunda Türkçe’ye çevrildi! Boleyn Kızı, Bakirenin Aşığı ve Kraliçenin Soytarısı kitaplarına sahip olduğum halde henüz içlerinden Kraliçenin Soytarısı’nı okumaya fırsat bulamadım. Onu okur okumaz İspanya prensesi Katherine’nin İngiltere tahtına geçme maceralarına atlamak istiyorum Mahkum Prenses’in sayfalarına gömülerek ki konusu itibariyle çok heyecanlı gözüküyor.

Fiyat 24 TL. Herzamanki gibi biraz pahalı ama malumunuz bu kitaplar en az 600 sayfa.. İsterseniz benim gibi D&R‘dan online şekilde alabilirsiniz 7 liranız cepte kalarak. ‘E ama kargo?’ derseniz 4 lira falan normalde ama alacağınız başka şeyler de varsa onları da ucuza alarak 50 liralık siparişinizle kargonuzu bedavaya getirebilirsiniz, haberiniz olsun.

Bol kitap kokulu günler diliyorum! :))

 
 

BaŞka HayaTLar, TanıDık HisLer.. 04 Mar 2009

Filed under: KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 01:45


Bu aralar anlatamadığım birçok kitap bitirdim. Ve artık en sevdiğim şeylerden biri olan okumanın üzerine bir daha yazmam gerektiğini farketmiş bulunuyorum. Son zamanlarda okuduğum kitaplar hep hayatları gözlüyormuşuz hissini uyandıran cinsten. Başkalarının hayatlarını okurken kendi hislerimizden parçalar dökülüyor önümüze, bunu kimse inkar edemez. Zaten okumanın büyüsü de buradan geliyor. Kendi iç dünyamıza yolculuğa çıkmak, gelişmek, büyümek, bazen unuttuğumuzu sandığımız çocukluğumuza dönebilmek..

Geçenlerde bitirdiğim kitaplardan biri de Canan Tan’ın Piraye’siydi. Hayallerinden uzaklara savrulan Piraye’nin üniversite hayatı ve sonrasında yaşadığı evliliği okurken kendinizi birçok kez onun yerine koyacaksınız. Ve bu kitapta sevdiğim bir özellik daha mevcut, başka diyarları tanımaya fırsat vermesi! Diyarbakır’ın adetlerini okurken de bilmediğiniz birçok şeyi öğreneceksiniz.

Daha önce yazmışım, gördüm utandım. Nermin Bezmen’in Sır’ını bitirince hemen devamına, Aurora’nın İncileri’ne başlayacağım demişim 2007 yılında. Fakat okuma aşkımın şıpsevdilik özelliğinden olsa gerek raflarda beni bekleyen Aurora’nın İncileri’nden önce sayısız kitap okumuşum. İyi de olmuş aslında. Özlemişim hikayeyi ve gerçekten büyülenerek okuyorum.  Hatta ağlıyorum ben geceleri yatağımda okurken kaybedilen aşkın arkasından. Benden kaç yaş küçük Hüma’nın deliler gibi aşık olduğu kocasının ölümünün ardından hissettikleri içimi dağlıyor resmen. Sır’ı hala okumadıysanız ikisini birden alın artık, demedi demeyin..

Taner Akman’ın Ben Büyüyünce Doktor Olmıycam kitabı ise çok daha hafif ama düşündürücü yönleri de var. Meslek seçimi ailesinin hayalleri doğrultusunda gelişen Taner’in gerçek hayat hikayesini tıp fakültesinde geçirdiği yıllar içerisinden çıkıp gelen ufak hikayeler şeklinde okuyacaksınız. Bu kitap çocuklarda nelerin iz bıraktığına dair güzel bir örnek, bunu da söylemeden geçemeyeceğim.

 
 

Düşünce Curcunası 06 Jan 2009

Filed under: GünLük, GüzeLLik SeanSı, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 20:06

Sevgilim aradı biraz önce çok sıra varmış, birkaç saniye konuştuktan sonra ‘bu numaranın bir üstünü bir dene bakalım o kulübe çalışırsa ordan konuşalım’ dedi, denedim bir kadın açtı ve askeriye olmadığını söyledi, demek yanlış biliyordu numarayı ve konuşamayacaktık.. Çok üzüldüm hatta ağladım salak gibi. Neyse kadıncağız aynen şöyle dedi: ”Önemli değil kızım biz alışkınız yıllardır, hayırlı teskereler olsun yavrum hihihihi” ve kapadı. Yurdum insanını seviyorum ben ya!

Hava ekstra derecede soğuk, kelimelere ben bile dökemiyorum düşünün yani :Pp Donuyorum resmen ve kaloriferler ancak kendine yetiyor bana kalan ufak bir ısıtıcı. Ya donarak yapayalnız ölürsem bu evde diye bile düşünmeye başladım. Korkuyorum!

Kapıcıya kalsa ayda bir bana kalsa iki güne bir kapımda belirip aidat istiyor! Valla bu hayata para dayanmaz. Ne bu iş anlamadım ben kardeşim! Sürekli para ödüyoruz, yine bir hayrını görmüyoruz.. Para demişken yeni paramız pek bir karizmatik resmen kıyamıyorum kimselere vermeye belki daha tutumlu olurum bu sayede.

Bu yemekteyiz programı ne biçim birşey? Herkes kendini at terbiyecisi zannediyor mübarek! Hepsinde bir hava bir tafra! Bir kere ilk öğrenmeleri gereken herkesin fikirlerine saygı duymak ve evine gelen misafire sofra adabı dersi vermenin asıl terbiyesizlik olduğunu bilmek. Tabaklar dolu dolu dökülmeye gidiyor mutfağa, yemeyecekseniz hayır demeyi bilin, dökülen yemeğe acıdığım kadar hiçbirşeye acımam bu hayatta! İnsanlar açlıktan ölüyor kimse farkında değil mi acaba?

Kısa saçlarıma birkaç kişi hariç çok iyi tepkiler geliyor ama olumsuz bakanlar da yok değil. Gerçi onlar da işyerindeki poposunda saçlarıyla gezen yarı arabesk tipli kızlar dolayısıyla ciddiye almamalıyım. İşten cuma günü istifa edeceğim ve suç işliyor gibi hissediyorum hiç çaktırmadan çalışmaya devam ettiğim için.

Bakirenin Aşığı’nı bitirdikten sonra Buket Uzuner’in İki Yeşil Su Samuru’nu okumaya başladım ve çok güzel gidiyor. Kitapta ilgimi çeken bir kısmı aynen paylaşmak istiyorum.. ” ‘Annelik’ ve ‘karı’lık, insan yaşamı içinde doğum, hastalık, büyümek, yaşlanmak ve ölmek kadar doğal oluşumlardan kadının payına düşen ekstralardır. Bunlar bir yaşam içinde mutluluk, sevinç, şans ve şanssızlık kadar olasılık sınırları içindedir. ‘Anne’ ve ‘karı’ olmak için çok çalışmanız, çok iyi eğitilmiş olmanız ve başarı hırsıyla donanmanız gerekmez. Hemen bütün yetişkin dişiler birinin karısı ve birilerinin annesi olabilirler. Halbuki doğal oluşumun dışında seçilen hedefler, ulaşmak için irade, mücadele, çalışkanlık, birikim ve enerji gerektirirler. ” İşte bu ya! Sağlam bir kariyer yapmak istiyorum ben hem de çooooook!

Ekonomik kriz için kendimce aldığım önlemlere gülmeyin valla bütçeyi acayip iyi etkiliyor :) Sisley dudak kremi ve peelingten The Body Shop’a geçiş yaptım. Memnunum ama ben yine de bir ara Sisley’e dönmeyi tercih ederim. Sonra elektrikli herşeye ekstra bir dikkat ediyorum ve almak istediğim her kıyafet için iki kez gerçekten bende buna benzer birşey yok mu diye düşünüyorum. Siz de deneyin, damlaya damlaya göl olur :)) Bozulmaya başlayacağını hissettiğim sebzeleri hemen soyup doğrayıp buzluğa atıyorum, yemek yaparken hem hazır oluyor hem de çöpe gitmemiş oluyorlar boşu boşuna.

Abimin eseri olan erkeksi evi bir türlü dişi moda geçiremiyorum. O askerde diye kafama göre oynuyorum evdeki eşyaların yerleriyle ama bana mısın demiyor, ev bir türlü çiçekli kalpli moda geçemiyor ve yeni eşyalar almamak için sabrımı zorluyorum çoğu zaman. Her tarafı krem ve pastel renklerle döşenmiş bir ev istiyorum ben. Ve büyük ikramiye yılbaşında bana çıkmadığı için boykot ediyorum Milli Piyango’yu!

Tepe müdürümüz İngiliz kadının Türkçe konuşması sinirlerimi hoplatıyor benim. Herşeyi sündürüyor ve asla karşısındakini dinlemiyor. Satiiiiiiiiiiişşş bayyyyyyyy bayyyyyyyy dediği an bilin ki satışı kaçırdınız! Ay yazarken bile sesi kulağımda çınlıyor, çin işkencesi gibi ya..

Yaşadığım hormonal dengesizlikler sağolsun yüzüm camel trophy gibi engebeli bir görünüme sahip. Cildim hiç olmadığı kadar çirkin ve ben artık lekeleri kapamaya uğraşmaktan dahi vazgeçtim. O nedenler bana saç ve cilt demeden önce iki kez düşünün derim bundan böyle. Kelin ilacı olsa başına sürermiş değil mi ama?

Geçenlerde asansörde en nihayetinde yan komşum olduğunu anladığım kadınla tanışmaya çalıştım. Çalışmaz olaydım! Kadın meğer ne kadar nefret ediyormuş abimden. Başladı bırbırbır gittiği belli zaten bilmemne demeye. Sonra başladı abimin kızarkadaşıyla yaşadığı tartışmayı anlatmaya, hiç sallamadım sinir bozucu yaratığı! Nefret ettim kadından resmen, insan bir muhabbeti ilerletir sonra kibarca söyler bir derdi varsa! Bir daha birşey söylerse ben de banyo penceresinden dinlediğim kocasının iğrenç telefon konuşmalarından söz edeceğim ona! Gıcık bir yüz ifadesiyle ve cevaplarla ayrıldım yanından ama bizi ayıran tek şey yatakodalarımızın duvarı maalesef..

Annemin bana balık kızartırken kullandığı mısır ununun kalanını nasıl değerlendireceğimi de buldum :) Geçen gün bir websitesinde peeling tarifinde yer alıyordu. Bir tatlı kaşığı yoğurtla bir tatlı kaşığı mısır ununu karıştırıp ovacakmışım suratımı. Bakalım işe yarayacak mı! Ya da önce siz deneyin kobay olarak sonra ben yapim bu çirkin suratıma olur mu?

 
 

Her TeLden! 16 Nov 2008

Filed under: ALışveriŞ SePeTim, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 23:39

Kafayı mutluluk ve huzur saçan bir evle bozmuş olan ben, bugün yanda resmini gördüğünüz kitabı aldım. Aslında hikayemin başlangıcı biraz garip. Dünyanın en genç ruhlu annesi olan annemin, internet üzerinde yaptığı bir tasarımına uluslararası bir siteden aldığı ‘30 doları Amazon‘da harca!’ hediyesini bana armağan etmesiyle bende başladı ‘ay ne alsaaaammm?’ krizi. Normalde bana gir amazona harca $500 deseniz gözünüzün yaşına bakmam yemin ederim! Parayı siz öderseniz tabi ama neyse.. Ama şimdi bu $30 bedavaya gelecek ya ay bir kıymetlendi bir kıymetlendi anlatamam! Günlerdir düşün düşün bir türlü bulamıyorum, tabi en çok gezdiğim bölüm ev dekorasyonu ile ilgili kitaplar oldu ama maalesef hiçbiri içime sinmedi. Sonra bu kitabı Chichiqueen denen tasarım manyağı sitede gördüm tabi canım ülkem bunu 60 Ytl’ye satıyor ama aslında kitap 20 küsür dolar. Kitabı inceledim burada sonra dank etti! Hemen amazona bakim dedim ve darananammmmm buldum! İşte muhteşem süreç bu buluş ile başladı. Akıllı amazon hemen bana bunun gibi birkaç kitap daha tavsiye etti ve ben sevinçten aptal bir ifadeye bürünen suratımla toplam 4 adet kitap aldım. Kargo falan dahil $80 tuttu ama ben $50 ödedim ve alsak alsak bedavaya ne alsak bedavaya falan diye naralar attım evde kendi çapımda. Kitaplar gelmeden böyle aklımı oynattım kimbilir gelince nolacak halim..

Bu arada kendime Ugg bot aldım, biliyorum herkeste var ama napim çok beğeniyorum. Aslında Victoria’s Secret‘dan alacaktım ama gıcıklarda 36 numara stoklarında yok ve 2009 ocağın bilmemne günü gelecekmiş, ben onu beklesem çatlarım biliyorum o yüzden Vakkorama‘da aldım soluğu. Herneyse ne kadara aldığımı sormayın depresyonun dibini boylarım çünkü bugün Aldo‘da Ugg gördüm vitrinde ve tam yarı fiyatı yazıyordu. Ordakiler sahtemi bilmiyorum ama içeri girip sormadım bile hani olur ya aldığım renk ve numaram varsa ve eğer sahte değilse düşüp bayılırım diye korktum. Gerçi fiyatı sorsanız bile depresyonum vücudumun tek çıtı pıtı olan yeri bacaklarımı daha da bir çırpı gibi görmemi sağlayan ugglarımı ayağıma giydiğimde sonra erecek, çok sorun değil yani! :)

Aaaa aklıma ne geldi! Ne zamandır yazıcam size unutuyorum. Akıl küpü Mango bir websitesi hazırlamış, neyi neyle giyeceğinizi bir güzel anlatıyor size. Kıyafetlerinizi kombine etmeyi ve neyin bu sene revaçta olduğunu görmeniz için muhteşem bir site olmuş tavsiye ediyorum. Negiymeliyimbymango‘ya uğrayın! Yabancı dil özürlüleriniz de üzülmesin çünkü Türkçe altyazı koymuşlar sizin için..

Bu hafta 2 sınavım var ve medya dersinde kameraman olma gafletinde bulundum. Kendim kadar birşeye hükmetmeye çalışıyorum ama çok yakıştı ya o kulaklık o endam bana :) Zaten kendimi düşünebileceğim meslek hayallerimde doktorluk her zaman bir yana, sinema televizyon alanında kamera arkası ve önü herhangi bir pozisyon, gizli ajanlık ve Türk filmlerinde tüylü şalı olan saygın şarkıcı rolleri yatıyor! Dalga geçebilirsiniz, umrumda değilsiniz.. :)

 
 

Alışveriş 21 Sep 2008

Filed under: ALışveriŞ SePeTim, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 02:49

Bugün Kanyon’daydık sevgilimle. Önce Accesorize’den aldıklarımı saymak istiyorum; leoparlı ve benekli 2 çorap, basma desenli 3 çember, fiyonklu şeker kız çemberi, kocaman mavi çiçekli bir yüzük, dore zincirli&kumaşlı bir saç bandı, bilezik falan filan. Bunlar çok önemli değil aslında, sizi ilgilendireceğini düşündüğüm alışverişi Remzi‘den yaptım.

Yemek kitapları aldım kendime bugün, o kadar güzel tarifler var ki içinde anlatamam görmeniz lazım. 2 yemek kitabında da ölçüler oldukça basit, malzemelerin çoğu da öyle. Yok zıptırık baharatlı fışıfışı kağıdına sarılı alaska bilmemnesi tarzı abudik gubidik saçmalıklara yer yok. İtalyan mutfağına bayılırım ben ve Türklerin damak zevkine uygun olduğunu düşünürüm, o yüzden bir kitap tamamen bunun üzerine. Adı İtalyan Mutfağı. Ben maalesef 39 Ytl baydım ama siz linke tıklayarak 27′ye alabilirsiniz. (Evet daha önce de söylediğim gibi inanılmaz farkediyor!) Diğeri de Anneannemin Mutfağı diye bir kitap, Bunda da gayet yap beni diye bağıran pratik ve çok leziz Türk yemekleri var. 2. kitabı da 40 Ytl’ye aldım ama siz yine benim gibi aptallık yapmayın, linkten şaşmayın. Sebebini göreceksiniz ve gözlerinizi yuvalarında tutmaya gayret edeceksiniz yediğim kazın karşısında..

Kütüphanemden şaşmamanız gerektiğini bir kez daha göreceksiniz, söz veriyorum hepinize :))

Gereksiz Uzunlukta Not: Remzi’den bir de 2009 çanta ajandası aldım. Herşeyi not etme huyum batsın. Eve gelip ajandanın içini açtığımda şoka girdim. Eylül 2008′den başlıyordu.. Resmen dondum kaldım. Yok yok 16 aylık diye şaşırmadım. Sadece ben kendimi aralık ayında zannediyormuşum bu yüzden zaman makinesine binmiş gibi oldum. Çok tuhaf biliyorum ama ajandayı alırken hep 1 ay sonra kullanmaya başlayabilirim diye seviniyordum ve bu anlık bir yanılma değildi. Tanrı’m! Nöroloji bölümü beni özlemiştir umarım. Hem belki geçmek bilmeyen gece başağrılarıma da bir çözüm bulurlar..