Ukde 21 Sep 2008
Tıp okumak içimde bir ukde olarak kaldı, beni tanıyanlar bilir. ”Hayatında neyi değiştirmek istersin?” diye sorsalar ”Mezun olduğum bölümü” diye cevap veririm ben. En büyük hayalin diye sorsalar ”Doktor olmak!” derim şüphesiz. Ama olmadı. doktor olsaydım nasıl bir hayatım olurdu diye düşündüm şimdi. Ve başlıyorum.
Daha hızlı hareket ederdim, aşırı sorumluluk duygum yüzünden hastalarım için nöbet dışında da hastanede kaldığım geceler olurdu. Özel hayat özürlü birisi olurdum muhtemelen ve en son gittiğim film Titanic olurdu sinemada. İhtisasımı büyük ihtimalle genel cerrahi üzerine yapardım. Mesleğin en sevmediğim yönü ameliyathanede ağzımı kapatan maskeler olurdu. Üniformamı çok severdim, lens yerine gözlük takıyor olabilirdim zaman zaman. ER’den çağrılmak sevimsiz olurdu ama OR’da hayatımı geçirebilirdim. Kütüphanemde alışverişkolik serisi yerine anatomi kitapları dizilirdi. En çok aldığım ayakkabı converse, en çok eskittiğim şey çorap olurdu. Saçlarımı sürekli toplardım, daha az dramatik bakardım olaylara. Dizi izleyecek zaman bulursam izlediklerim pek değişmezdi. (Grey’s Anatomy,ER,House,Medical Investigation vs.) Ve sevgilim beni terkederdi. En acıklı kısmı da bu sanırım olayın çünkü sürekli bana iyi ki doktor olmadın, zaten olsaydın ben olmazdım falan diyerek sinirimi hoplatan birisi var yıllardır hayatımda. Neymiş gecenin bir yarısı telefonu çalan kızı çekemezmiş. Hoooop hastaneye bırakması gerekirmiş, planlarımız başkalarına göre olurmuş falan. Neyse bu saatten sonra tıp okumak çılgınlığını hayata geçirirsem iş işten geçmiş olur beni terketmez, bir kere tavladım nasıl olsa :)
İnsan vücudunun içinde olup bitenler neden bu kadar büyülüyor beni ya da neden yardım etmek birilerine, acılarını dindirmek bu kadar mühim benim için bilmiyorum. Tek bildiğim bunu çözmek için psikiyatrist olmak gerekir ve onun için de tıp okumak.. Yani bu bir kısır döngü!
Doğumgünümde yaratıcı bir hediye almak isteyen steteskop ve beyaz önlük alabilir bana. Öyle bir fotoğrafımı çeker sevindirik olurum bakıp bakıp..



Bugün çok muhteşem şeyler yazmak isterdim ama mümkün olmadı.. Beklediğim master sonucu hala açıklanmadı. Sabah 7′yi geçe kalktım kendime geldim ve adliyeye gittim, iş için sabıka kaydı aldım. (Sabıkasızım!) Ordan dünyanın bir ucundaki diğer okula gittim ve mülakata girdim. Eve zor geldim, birşeyler yedim ve ancak kendimi işyerine attım. İşteki ilk günüm çok parlak değildi ama düşündüğüm kadar sıkıcı da geçmedi. Hatta gülmemek için kendimi zor tuttuğum anlar bile oldu. Netice olarak uykusuz, yorgun ve pis bir şekilde eve geldim. Yarın sonuç açıklanıyor, heyecandan her türlü bağırsak problemini aynı gün içerisinde yaşıyorum. Kabız desen bende, ishal desen bende.. Neyse bu muhabbet biraz bulandırabilir.



