KokoSh » Anatomi-ER&OR :)

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

Domuzcuk KokoSh! 25 Nov 2009

Filed under: Anatomi-ER&OR :), GünLük — kokosh @ 14:00

Pazartesi günü -günün sendromuyla alakası yok yemin ederim- bir yorgunluk, gözlerimde yanma falan çalışıyordum işte. Öğleden sonra berbat bir kuru öksürük eşliğinde üşüme, titreme ve mide bulantısı gibi birtakım abidik gubidik atraksiyonlar gelişti bedenimde ve ben istifra ederek bir adedinden biraz da olsa kurtuldum. Neyseciğime eve dönerken hastaneye uğrayıverdim o sarılıktan bozma suratımla ve amanın o da ne!? Daha ben belirtileri saymaya başlayınca etrafımda bir adet maskesiz adam kalmadı! Ay kendimi böyle aksiyon filmlerinde falan hissettim. Beni ayrı bölmeye aldılar, böyle bir vebalı gibi yalnız koymalar falan. Pek üzüldüm :P Teşhis kan testine bile gerek görmeden domuz gribi! Zaten artık her gribi öyle ele alıyorlarmış, kan testleri doğru sonuç vermiyormuş mutasyonmuş cartmış curtmuş. Benim belirtilerim ise zaten tipik domuz gribiymiş. Tabi hiç beğenmedim hastalığın adını, ailevi akdeniz ateşi gibi mağrur ve gizemli bir hastalık sahibi bana hiç yakışmıyordu domuz gribi! Hem bir KokoSh’da domuz kelimesi ne kadar da iğreti duruyordu öyle!?

Neyse salak iç hesaplaşmamı yaparken veznede adamın elimdeki faturayı bile almadan önce çeşitli dezenfeksiyon aşamalarından geçtiğini gördüm ve o an kahkahalarla gülesim geldi neden bilmiyorum. Eve geldim, arabamı bile orda bıraktım 2 apartmancık önüne çekmeye üşendim, mecalsizdim. Çeşit çeşit ren renk ilaçlarımla, maskelerimle yaşamıma devam ediyorum. İşten raporluyum tabiki de. Ama bu duruma bir gram sevinecek halde değilim. Tüm gün uyumsuz renkte giydiğim pijamamsı kıyafetler ile yatağımın üstünde ya House izliyor, ya kitap okuyorum ya da bu öksürük nereye kadar Tanrıııııım diye yakarıyorum.. Maskesiz insan içine çıkmamın 3 gün yasak olması sebebiyle (bugün 2. gün) hala eve kapalıyım ve sıkıldım! Maskeli çıkmayı denedim ama pek bir acaip hissediyorum kendimi ya, tıpış tıpış evime döndüm. Oysa ben mikroplarımı saçarak alışveriş merkezlerinde gezip tozmak istiyorum amaçsızca :(

Çok saçma bir teori öne sürmek istiyorum izninizle :P Bu gribin adının domuz olması bence yakalandığı kişiyi domuza benzetiyor olmasından kaynaklanıyor. Şahsen suratım 2 günde bir domuz gibi şişti ve ben bir domuzun hantallığında ve asabiliğindeyim! Dalga geçenin yüzüne hapşırrım, demedi demeyin..

 
 

Hidden Track 24 May 2009

Filed under: Anatomi-ER&OR :), GünLük — kokosh @ 23:26

Sevgilim geldi askerden. Farketmişsinizdir, yazamadım hiç. Herşey güzel, herşey iyi. 12 kilo vermiş haliyle kendimi obez gibi hissettirmesi dışında..

Kep törenim belli oldu. 27 Haziran.. Canım dostum, Fakeangel’ın çok sevdiğim ablasının düğün gecesi. Arada kaldım, sıkıştım. Daralıyorum.

Yazın İş İspanyolcası kursuna gidiyorum. İspanyolcayı bırakın Türkçe evrak okumak bile problem bazen. Valencia’da kursum.. Mekanı ben seçtim. Kargaşadan uzak, harika sahilleri olan bir yer olsun istedim. Kurstan sonra bir sırt çantasının içine güneş kremlerimi, havlumu ve kalın romanlarımı atmak, kumların üstünde dinlenmek istedim. Ruhumu ve bedenimi dinlendirmek 1 ay boyunca.

2 gece önce rüyamda yıkılan bir ağaç gördüm. Çok yaşlıydı. Sabah uyandım, aileden biri ölecek dedim. Öldü.. Büyük halalarımızdan biri ‘çok mutluyum’ dedikten hemen sonra kapamış gözlerini bir balıkçıda bugün.. Dün gece de çok güzel bir rüya gördüm. Hidden trackler gibi süprizler vardı içinde.. Mutluydum, mutluydu.. O rüya çıkar mı bilmiyorum ama.

Güzel bir film izledik sevgilimle dün gece; Marley ve Ben. Filmde Jennifer Aniston çocuğunu düşürüyordu. Doktor onunla konuşurken çok ağladım. İnsanların hiç doğmamış bebekleriyle nasıl bir bağ kurabildiklerini anlamak güç ama hissetmek çok kolay, bunu farkettim.

Tezimi bitirdim, sonuç muamma. Haber bekliyorum ama tek satırını dahi düzeltecek halim yok. Lütfen istemesinler benden birşey. Lütfen..

FMF tahlillerimi yaptırdım. 6 ayda bir ve yılda bir yapılması gereken tahliller; tam idrar, 24 saatlik idrar ve vitaminler. Bir de karaciğerle ilgili birşeyler. 24 saat boyunca aklınıza gelebilecek tüm idrarlarımı topladığım pet şişeden çıkan sonuç negatif. Böbreklerimde hasar yok. Avuç avuç dökülen saçlarım ve dayanılmaz halsizliğimin sebebi ise D3 vitamin eksikliğimmiş. Yazın güneşe karşı yatarak bol bol D vitamini almaya karar verdim vücuduma. Doktorun yarın yazacağı hapları saymıyorum tabi..

Sevgilim bana bir buket mavi gül aldı, ben istedim. Evet, isteyenin bir yüzü.. Mavi güllerin doğal olmadığını biliyorum ama bu durum güzelliklerine gölge düşürmüyor. Mavi olan herşeye zaafım var hem benim. İmkânsızı sembolize eden mavi gülün sahibine gençlik bahşettiği veya dileklerini yerine getirdiğine inanılırmış bir de.. Kimbilir.

 
 

LoKaL AneSteZi DeneYimi 18 Apr 2009

Filed under: Anatomi-ER&OR :), GünLük — kokosh @ 22:07

Uzun zamandır hem dermatologum hem göğüs cerrahım başımı yiyordu göğsümdeki son hızla büyüyen ben yüzünden. Bunu alalım bu displastik, yarın birgün kansere çevirir deyip durdular. En sonunda yapalım da kurtulayım diye düşünüp bugün yattım bıçak altına.

İşin en ilginç tarafı ne biliyor musunuz? Bir insanın tüm organları dışarı çıkarılırken bile gözümü kırpmadan izleyebilecek olan ben, kendi ameliyatımda neşter vücuduma değdiği andan itibaren kafamı tavana dikip kusmamak için sürekli yutkundum.

Önce doktor benin etrafından göğsümü uyuşturan bir iğne yaptı. Çok tuhaf bir uyuşma ama bu. Yani ameliyat boyunca adamın elini, gazlı bezle silişini bile hissediyorum ama işin içine acı veren birşey girdiği an his kavramından eser yok resmen! Yani ne neşter ne birşey asla hissedilmiyor ama hareketler hissediliyor.  Manyak bir iğne yani, kim icat ettiyse ellerinden öpesim var..

Doktor neşterle yaklaşırken hala çok sakindim, ta ki göğsüme değdini gördüğüm an içim geçicek sandım. Kafamı yukarı kaldırıp bekledim. O sıralarda duydum o korkunç sesi. Kıııırt diye makas gibi birşeyle bir yer kesildi. Gerçekten diri diri kesildiğinizi duymak acayip ötesiymiş. Herneyse sonra dikiş faslına geçildi, onu rahat rahat izledim. Estetik dikiş atıldığı için hareketlerde çok hassas olmak gerekiyormuş, bugünlerde kendime dikkat etmeliyim yani. Ameliyat bittiğinde yavaşça oturtuldum, sonra berbat bir mide bulantısı başladı. Kan şekerim düşmüş, kesme şeker yedirip biraz daha yatırdılar. En sonunda dimdik ayaktaydım, biraz sersem bir halim olsa da.. Herşey dahil 30 dakika kadar sürdü. İşlemin kendisi 10-15 dakika arası.

Bugün neyi öğrendim peki ben? Ne kadar cerrah ruhu taşısam da söz konusu insanın kendi bedeni olunca soğukkanlılık yitirilebiliyormuş zaman zaman. Ha sorarlarsa lokal mi genel mi tercih edersiniz diye anestezinizi ben genelden alayım biraz, pek bir güzeldi apandistim çıkarılmadan önce daldığım o uyku çünkü..

 
 

Travmatik Amnezi 23 Aug 2008

Filed under: Anatomi-ER&OR :), KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 14:58

Öncelikle başlığı açıklamalıyım ki konu anlaşılır olsun :) Travmatik amnezi genellikle baş darbeleri sonucu oluşan bir bellek bozukluğudur. Amnezinin unutkanlıkla hiçbir alakası yoktur ve amnezi vakalarının bazılarında belirli bir zaman dilimine ait hiçbirşey hatırlanamaz.

Tıbbi bilgilendirmeden sonra işin keyifli kısmına geçelim. Tabi hastalığın hiçbirinin keyiflisi olamaz ama bu kitap bu konu üzerinden sizi güldürmeyi başarıyor. Ortalarına geldiğim bu tatlı kitap tam yaz kitabı.. Gülümseyerek okuturken Lexi’nin hikayesini, bazen hüzünlenmenize de sebep olabiliyor.. Konunun hazırını yine D&R’dan çalıyorum :) Haberiniz olsun kitap www.dr.com.tr‘de her zamanki gibi daha ucuz, açık ara farkla!

Bir sabah uyansanız ve hayatınız kusursuz olsa? Lexi, berbat bir trafik kazasının ardından hastanede gözlerini açıyor. Ona göre sene 2004. Kendisi yirmi beş yaşında ve çarpık dişli biri. Felaket bir aşk hayatına sahip. Ancak, her ne kadar inanamasa da, öğreniyor ki, sene aslında 2007 Lexi artık yirmi sekiz yaşında, dişleri inci gibi ve çalıştığı departmanın da patronu olmuş; üstelik de evli! Hem de yakışıklı mı yakışıklı bir milyonerle! Rüyalarındaki hayata aniden nasıl iniş yapıverdi böyle acaba? Lexi şansına inanamıyor özellikle de nefes kesen yeni evini gördüğü zaman! Kocasını yeniden tanımaya başlayınca muhteşem bir evlilik hayatı olduğunu da öğrenecek, çok iyi biliyor. Üstelik sevgili kocası bir de ‘Evlilik Kitapçığı’ hazırlamış onun için. Fakat Lexi yeni kimliği hakkında daha çok bilgi edindikçe, kusursuz hayatının yüzeyinde çatlaklar oluşmaya başlıyor. Eski dostlarının hepsi ondan nefret ediyor. İşine göz dikmiş, dişli bir rakibi var. Bir de üstüne üstlük dağınık saçlı, seksi bir erkek çıkıp yeni bir bomba patlatıyor! Yani, ne olmuş olabilir ki? Lexi bir gün her şeyi hatırlayacak mı? Ve hatırlarsa ne olacak?“

Alışverişkolik serisinin ünlü yazarı Sophie Kinsella‘dan bir eğlence daha sizi bekliyor!

 
 

Bahane 19 Aug 2008

Filed under: Anatomi-ER&OR :), GünLük — kokosh @ 17:04

Yarın geleceğini sandığım yardımcımızın 1 hafta daha tatilde olduğunu duymanın verdiği üzüntüyle kendimi temizliğe adadım. Kanepeyi bile söküp yıkadım hızımı alamayıp.. Şimdi ise tüm pis halime aldırmadan bir yorgunluk kahvesi içiyorum banyoya girip arınmadan evvel..

Kahve içerken dün başladığım ve henüz puan vermediğim ilacımın prospektüsünü okuyorum. Ve yan etkiler bölümünde ne göreyim? Daha doğrusu ne görmedim ki! ‘Çok ani uykuya dalma ve görsel halüsinasyonlar’ en sık rastlanan yan etkilermiş. ”Wawww uykusuzluk sorunum bitti!” Ve ”Aman Tanrı’m olmayan varlıklar mı göreceğim?!” gibi aptalca tepkileri verirken cümlenin devamını okudum. -Bu olayların bazıları motorlu taşıtların kullanımı esnasında meydana gelmiş ve bazen kazalar ile sonuçlanmıştır.- ”Ee yok artık!!!”’

Daha da komiği ‘patolojik kumar oynama’nın ilacın etkisinden kaynaklandığı kanıtlanmış. İşte bu süper! Artık dilediğim kadar borç batağına girebilir, kredi kartlarımı sorumsuzca kullanabilir ve bol bol karşılıksız çek yazabilirim!!! Mahkemede de kanımda dolaşan ilaç sayesinde paçayı kurtarabilirim :Pp

Ben gidiyorum!

Bol bol kumar oynamaya!

Tabi oyunun ortasında uykuya dalmaz ve olmayan kartlar görmez isem..

 
 

Huzursuz Bacak Sendromu 18 Aug 2008

Filed under: Anatomi-ER&OR :), GünLük — kokosh @ 23:41

Daha önceki bir yazımda sizlere yaklaşık 1 yıldır ‘menapozda’ olan ayaklarımdan bahsetmiştim. Maalesef o yazıdan bu yana herşey daha da kötüye gitti ve artık ayak yanmalarım dayanılmaz hale geldi. Uykuya dalana kadar çıtlatıp sağa sola fırlattığım bacaklarım bir yana, uykumun ortasında havada durmalarından yorulup olsa gerek aniden yatağa yüksekten bıraktığım bacaklarla uyanmak kabusa döndü. Her seferinde kendi bacağımın havadaki gölgesini hırsız sanan ahmak ben, şayet eğer manyak bacaklarım yatağa düşerken uyanıyorsam yatağın sarsıntısını deprem sanıyorum. Ama en kötüsü o uyuşma ve korkunç yanma hissi.. Üstelik asla bir damla bile terleme yokken..

Herneyse biraz araştırmadan sonra en çok görülen ayak yanması sebebinin kansızlık veya B vitamini eksikliği olduğunu öğrendim. Ben zaten 7 yıldan beri düzenli Kolşisin kullandığım için FMF sebebiyle B vitamini konusunda direk şüphelere kapıldım. (Kolşisin B vitamini eksikliğine sebep olabiliyor) Soluğu annemle dahiliyecide aldık ve herşey normal çıktı. Bunun üzerine nörologa sevk edildim. Nörolog yaptığı fizik muayeneden memnun kalmamış olmalı, beni bir başka nörologa gönderdi EMG denen bir testi yapması için. Böyle elektrik falan veriliyordu bana abuk subuk sıçrıyordum sudan çıkmış balık gibi, sevgilimde korkmayım diye beni doktorun arkasından güldürüp duruyordu. Neyse sonra onu normal bulan yeni nörologum yetinmedi kalbime de elektrik vermeye karar verdi. Fişlerden bile tırsan ben şu an hiçbir elektrikten korkmaz oldum :)) Sonuç olarak sinir sisteminden de tam puan aldığımı öğrendiğim an hastanenin içinde zırlamaya başladım! Evet evet çocuk gibi ağladım üstelik şu aptal cümleleri sarfederek.. ”Yeter artık neyse bulsunlar ilacımı versinler banaaaaa ühühühühü neden hiçbir şey çıkmıyor, ben deli değilim ayaklarım alev alıyoooooor!” falan tarzı.. (İnanmayanlar sevgilime sorsun tabanlarımı elleyip test etti onayladı!) Sonra kendi nörologuma gidince anlaşıldı ki ben ‘huzursuz bacak sendromu’ndan (restless leg syndrome) müzdaripmişim. Daha duyar duymaz dedim kendi kendime huzursuz bünyeye huzursuz bacak çok tesadüf olmasa gerek.. Neyse ilacımı bugün aldım ve az önce ilk kez içtim. Yatmadan 2 saat önce alınması gerekiyormuş. Hayır, 2 saat sonra uyumaya karar verecek kadar planlı değilim tahmini içtim sadece :) Sonuç olarak sizleri de bu sinir bozucu hastalık hakkında bilgilendirmek istedim yüzeysel. Şikayetleri anlamışsınızdır. Yanma, karıncalanma, uyuşma, sızlama (romatizma gibi), periyodik bacak hareketleri, kaşınma hissi vs. Gelelim nedenlerine..

Kanser, gebelik dönemi, kansızlık, şeker hastalığı, MS ve hematolojik hastalıklar, genetik geçiş gibi sebepler HBS’nun başlıca sebepleri. Bunun dışında aşırı stres, kaygı ve üzüntü de dönemsel olarak HBS’ye sebep olabiliyormuş. Eğer HBS başka bir hastalık sebebiyle ortaya çıkarsa o hastalığın tedavi edilmesi HBS’den kurtulmak için büyük bir şans iken, nedeni bilinmeyen ya da psikolojik kaynaklı HBS’lerde ilaç tedavisine yanıt almak daha zor olmaktaymış.. Ama benim tedavim işe yarayacak çünkü yaramak zorunda!!!

En anormal hastalıklar neden hep beni buluyor?!

 
 

Paranoya 11 Jul 2008

Filed under: Anatomi-ER&OR :), GünLük — kokosh @ 12:44

Ölüyorum galiba! İçimde birşeye bıçak saplanıyor sonra bir de döndürülüyor utanmadan.. Sanırım böbreklerim beni mahvediyor!

Etiketler:, ,
 
 

Ey Sperm SahipLeri! 10 Jun 2008

Filed under: Anatomi-ER&OR :), GünLük — kokosh @ 23:52

Az önce nette gazete okuyordum ve bir adamın (ayının desem ayıya hakaret) ultrasonda bebeğin cinsiyetinin kız olduğunu öğrendikten hemen sonra 5 aylık hamile karısını tekme tokat dövdüğü haberini gördüm. İnanamadım demeyeceğim, cahil insan çok. Ama okumuş erkek milletinin hala erkek çocuk isterim diye boş boş konuşmasından nefret ediyorum.

Madem erkek çocuk istiyorsunuz erkek milleti, bu maddeleri iyi okuyun!

1) Erkek kız diye ayrım yapacağınıza sağlıklı evlat için dua edin. Binlerce hasta doğan bebeği düşünüp ukalalık etmeyin, aşkınızın meyvesine sahip çıkın!

2) Kadının cinsiyet belirlemede hiçbir etkisi yoktur! Bunu bilin! Kadın zaten sadece X yumurta hücrelerine sahiptir. Yani dişi. Erkekte ise hem X hem Y mevcuttur. (dişi-erkek) Döllenme esnasında erkek hangisini takdim ederse kadın bunu doğurur. Erkek X verirse XX kız, Y verirse XY erkek çocuk olacaktır. Yani kalın kafanıza sokun sperm sahipleri, kız evlatlar da sizin eseriniz!

3) Hayatta kimi ne için suçladığınıza ve ne dilediğinize çok dikkat edin. Benden söylemesi..

 
 

Insomnia 13 May 2008

Filed under: Anatomi-ER&OR :), GünLük — kokosh @ 13:27

Tablonun adı Afraid to Sleep’ . Çok beğendim bu tabloyu orjinali olsa başucuma asarım :)) Ben de bazen uyumaya korkuyorum. Nedenini bilmiyorum, belki hayatı kaçırıyor gibi hissediyorum kendimi belki de savunmasız hissettiğimden uyurken. Ya da düşünmem gerektiğini sandığım şeyleri bir sonuca bağlamaz ve uyursam, onların beni bağlayacağından korkuyorumdur.

Uykularımın dengesizleştiği şu dönemde sizi Insomnia hastalığı hakkında bilgilendirmek istiyorum. Insomnia bir çeşit uyku uyuyamama hastalığıdır. Kişi bu rahatsızlık süresince yok denecek kadar az uyur ya da hiç uyumaz. Belgeselerden bildiğim kadarıyla belirli bir süreyi geçtiğinde bu durum ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.

Insomnia akut ve kronik olarak 2′ye ayrılır. Akut insomnia daha kısa dönemleri kapsar (1-2 gün gibi) ve genellikle stres, yeni doğan bir bebeğin sebep olduğu normal uyku düzeninin bozulması veya bazı ilaçların geçici yan etkileri gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Akut insomnia genellikle tedavi gerektirmez ve bireyin kendi içsel dünyasına verdiği denge ile ortadan kalkar. Yalnız akut insomnia gereğinden fazla uzun sürer ve kişinin günlük yaşantısını etkiler hale gelirse vücut bunu tanımlayarak kronik insomniaya çevirebilir ki bu durum çok tehlikelidir.

Kronik insomnianın oluşmasında genellikle ağır bir depresyon ya da fiziksel rahatsızlar etkilidir. Kronik insomniada mutlaka yardım alınması gerekir. Hekim gerekli gördüğünde terapinin ya da tedavinin yanı sıra ilaç önerisinde de bulunabilir. Her uykusuzluk problemi insomnia değildir. Insomnia birçok uyku hastalığından sadece biridir ve belki de en problemli olanıdır.

NOT: Al Pacino ve Robin Williams’ın Insomnia adında harika bir filmleri var, ilgilenenlere duyurulur.