Seyir Defteri 05 Jan 2009

Güya tatilden geliyorum. 4 günde 3 şehir gezdim ve 4. durak olarak ise İstanbul’a döndüm bugün. Biri baba tarafına ziyaret, diğeri kendi memleketim bir diğeri ise bahriyelinin yuvası.. Kuşkusuz en duygu yüklüsü askeriyeye gidişimdi ve o güzel anlar sayesinde beni en az yoran oldu diyebilirim. Çok garip bir duygu sevdiğiniz insanı bir üniforma içinde görmek ve onun tel örgülerinin arkasına geçemiyor olması. Mutlu bir gündü, hüzünlü tarafları da vardı tabiki.. Korkunç bir soğuk ve öldürücü bir rüzgar eşliğinde geçirdik 3 saati birlikte. Nasıl özlemişim, meğer nasıl merak ediyormuşum dün iyice anladım. Elimde sıcak yemekler, (evet sıcacık değil ama sıcak) kargoyla gönderilememiş olan hediyem ve mektubumla birlikte adım attım oraya. İlk gördüğümde beyaz bahriyeli şapkasıyla el sallıyordu bana ve gülümsüyordu masum masum. Bol bol konuştuk, güldük, müzik dinledik, (ipodumu götürmüştüm onun ne kadar özlediğini bilerekten) ısınmaya çabaladık açık havada çaresizce ve yedirdim durdum ona yemekleri. Sadece ona değil nerde ailesi olmayan bir asker görsem onları da besledim kurtuluş savasındaki analar misali. Dalga geçmeyin valla çok tuhaf bir şefkat basıyor insana oraya gidince. İçiniz acıyor, yanıyor hatta. Ama herşey güzeldi. İyi olduğunu bilmek, o 2 dakikalık telefon konuşmalarında soramadıklarıma cevap almak çok rahatlatıcı oldu. Tekrar ayrılmak kısmı ise korkutucuydu. Hemen kaçarak uzaklaştım ordan zırlamamak için..
Yılbaşı gecesini ise çılgınca özlediğim anneannem, onun ablası, annem ve Fakeangel’la birlikte geçirdim. Hayatta aile gibisi yok ve bu tezimde çok iddialıyım! Evimi, dostumu, ailemi, Yumoş’u ve hatta şapşal bakışlı içgüveysi damadım Sakıp’ı bile (kuşum ve kocası) nasıl özlemişim.. İstanbul uçağına binmek, buradaki yalnız hayatıma dönmek oldukça zor oldu bugün. Ve başlamak zorunda olduğum bitirme tezimin verdiği korku, işten ayrılmamın gerekliliği içime kasvet salıyor. Sanırım bu hafta son olacak işyerinde benim için çünkü bu tempoyla tez yazmayı bırak literatür taraması bile yapamayacağımı hissediyorum. Bu arada Fakeangel’ı alıp kuaförüme gittim ve saçlarımı sadece uçlarından kestirecekken kuaför ve Fake’in tuzağına düşerek kısacık saçlarla çıktım ordan. Çenemin hemen altında kesilen saçlarımla küçüklüğüme döndüm. Bakır saçlarım kısacık ve çilli suratım ay gibi ortada. Kendimi 5 yaşında hissediyorum, nitekim sevgilim beni görünce şirin bir gülümsemeyle ‘çok komik olmuş’ dedi. Hakaret mi iltifat mı ne olduğu belirsiz bu cümleden sonra beğendiğini açıkladı neyseki ama doğru mu söyledi bilemem tabi :) Ama bu saçı yıkamak çok kolay gerçekten ve kendimi böyle iyi hissediyorum.
9 sayısını çok severim ben, küçükken fala bakardık kuzenlerle ve 9 beraberlik demekti, mutluluk verirdi falda. Ordan kalma olabilir ama çok severim işte. O nedenle mi bilmem 2009′un da süper olacağını hissediyorum. Öyle olsun ama değil mi? Hadi hep beraber dua edelim, güzel süprizler olsun hayatlarımızda..