KokoSh » sevgilinin askere gitmesi

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

BahriyeLim 10 Dec 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 19:04

Kabus dolu geceler ve korkunç bekleyişler sona erdi. Dün gece saat 01.30′a doğru öğrendim harika haberi. Sevgilim memleketimize en yakın yerde ‘Denizci’ olmuştu. Ve ‘Denizci’ olması onun bir asker olarak Doğu’ya gönderilmesi riskini de sıfıra indirmişti. Sevinçten ağladım, güldüm, kahkahalar attım ve hıçkırıklara boğuldum. Ne yaptığımı aslında tam olarak hatırlamıyorum ama uzun süredir hiç bu kadar güzel bir uyku çekmemiştim. Hemen hayaller kurdum, arabam hala memlekette ya hani, oraya gittiğimde 1,5 saatte ona ziyarete gidebilirim diye sevindim. Ve tabi ki her limanda bir sevgili yapmaması için söz verdirdim :Pp Zaten limanlarla işi olmayacak pek o ayrı.. Aldığı 2 bavul dolusu yeşil asker kıyafeti ekşi sözlükte birinin kaba deyişiyle ”elinde patladı” ama varsın patlasın..

Gece hemen Fakeangel’ı aradım. ”Napıyorsun?” dedim. Yatakta dönüyorum dedi acıklı sesiyle, biliyordum o da benim gibi uykusuz gecelerinden birini yaşıyordu sevgilisini düşünüp. Kalk dedim dönmeler sona erdi. Suratıma kapattı sanırım telefonu heyecandan ve sonra öğrendik onun aşkı da havacı olmuştu tehlikesiz bir bölgede. Dünden beri hepimizin yüreğine bir mutluluk çırpınışı ve asker beklemenin vereceği o garip burukluk karmakarışık bir şekilde yerleşti. Şimdi tek dileğim Tanrı’nın tüm askerlerimizi koruması, kollaması..

Sonuç olarak diyebilirim ki, benim artık bahriyeli yarim var ve o da gidiyor sefere, ne talihsiz başım var..

 
 

İdraksızLık! 13 Nov 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 02:03

Sürekli şöyle diyaloglar halindeyiz sevgilimle..

-Neden onu almadın ki? Lazım olacak sana?

-Yok ya kullanamam, askerde olacağım biliyorsun.

ya da

-Aaaa yılbaşında sana ne hediye alacağımı buldum!

-?

ya da

-Zayıflamalıyız hayatım!

-Ben zaten askerde veririm!

ya da

-İlk defa doğumgünümüz beraber geçe..

-(Üzgünüm suratı yapıyor!)

falan filan.. Yani ben sürekli onun bugün itibariyle tam 1 ay içerisinde askere gideceği gerçeğini kabullenemiyorum ve aptal saptal diyaloglara girmemize sebebiyet veriyorum. Neden bilmiyorum ama onun olmayacağı 6 aylık bir süreci düşünemiyorum. Bazen hiç görmemeyi bir kenara bırakıyorum ve tamamen onun yaşayacağı hayata yöneliyorum, başlıyorum karalar bağlamaya bir anne gibi. Eyvah ne yer, nerede uyur, hastalanırsa nolur, üşür mü, ben üzülmeyim diye kötü şeyler olunca gizler mi vıdı vıdı vıdı..

Bünyem her ne kadar bu durumu kabullenmiyor olsa da acı gerçekle yüzleştiğimde, onu yolcu ederken ve sonrasında onsuz geçireceğim merak dolu her günümün, gecemin tokat gibi geleceğini biliyorum. Biliyorum ama nedense sürekli unutuyorum. O sanki hiç gitmez, beni bırakmaz gibi geliyor. Bu idraksızlık bana pahalıya patlayacak.

Bazen de bencillik damarlarım kabarıyor. Ben şimdi bile kendimi yapayalnız hissederken bu koca&kalabalık şehirde onsuz ne hale düşerim diyorum. Tanrı’m! Bana yardım et lütfen ve tüm askerlerimize. Asker yolu bekleyenlere..

 
 

Sınırda 21 Oct 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 23:48

Sınırda bir kişilik dönemi geçiriyorum. Allah ’sınırda kişilik bozukluğu’ olanlara yardım etsin gerçekten, psikoloji konusunda çok okuduğum için biliyorum bir facia. Neyse, duygularım sapıttı anlayacağınız. Mutluluğum uç, üzüntülerim uç, rüyalarım anormal, fobilerim ise tavana vurmuş vaziyette ve korkunç tıkınıyorum habire. Sebebi ne ben de pek emin değilim ama aklımı oynattım. Mesela bugün otobüsle okula gidiyordum. Kulağımda ipodum, ay bir gülme geldi bana anlatamam. Tutmaya çalışıyorum ama ne mümkün! Önce gülümsemeyle örtmeye çalıştım olmadı. Başladım gülmeye, neredeyse kahkahaya dönecek ama karşımda yaşlı bir kadın ters ters bakıyor, yanında da sülük tipli bir kız manyağa bak der gibi bir bakış suratında. Benim yanımda bir çocuk şaşkın şaşkın izliyor beni. Dedim şimdi indirecekler otobüsten deli bu diye. Belki aşağıda birileri de deli gömleği ile bekliyor olur falan. Sonunda indim neyse geçer sandım geçmedi, okula kadar sırıtarak yürüdüm.

Sonra rüyalarım bir tuhaf. Bir izleseniz korku filmi gibi bazıları, bazıları da bilimkurguvari birşeyler. Mesela geçende otobüsle korkunç bir devrilme yaşıyordum ve ölüme giderken şöyle düşünüyordum, ”Öğrenince ne hale düşecekler acaba?”.. Ne saçma, ölüyorsun be kızım adam gibi hayatını geçirsene film şeridi gibi gözünün önünden. Ama nerde bende o kafa! İlle merak ediyorum, benden sonra nolacak diye. Merak kediyi öldürdü lafını kim söylemişti?

Başka başka başka.. Hı! O gün kuru fasulye ve pilav yedim, yarım saat sonra kabak ve yoğurt, bu ikiliden 1-2 saat sonra da hiç üşenmeden (en ilginç tarafı) pilav ve tavuk yapıp mideye indirdim. Ne midem ne de ben en ufak bir rahatsızlık duymadık, muhteşem bir ikiliyiz!

Ve bazı zamanlarda o kadar duygusallaşıyorum ki hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum. Kafamda binbir şey dönüp duruyor ve böyle her ayrıntıda uzun süre kalmak istiyorum. Ne bilim muhtemelen sadece saçmalıyorum.

Not: Belki bütün bunların sevgilimin aralıkta askere gitme ihtimalinin neredeyse kesinleşmiş olmasının etkisi vardır. ‘Belki’ biraz gereksiz olmuş olabilir cümlede..