HayaLLer Gerçek OLsa 27 Oct 2008
Bir hayalim var benim. Bir ev bu. Provence ve Country tarzlarının harmanlanmış haliyle bizzat benim tarafımdan döşenmiş. Aydınlık bir ev. Kocaman pencereleri var ve tüm günışığını alıyor. Koyu renk mobilyalara yer yok. Her türlü ana mobilyası krem, ahşap ve beyazın tonlarından oluşuyor. Nostaljik bir görünümü var eşyaların, hatta bazılarında eskitme oldukça fazla kullanılmış. Aksesuarlarım renkli ama çoğunlukla. Özellikle turkuaz ve uçuk pembelere çok yer verilmiş. Gereksiz eşyalar yok, yumuşacık kilimler, minik halılar var heryerde ve çıplak ayakla basınca muhteşem bir his veriyorlar. Yerler ahşap. Açık renk ama. Mutfak kocaman ve oturup sohbet edilebilen bir yer. Muhteşem yemekler yapıyorum orda ellerimle hergün, taptaze yemekler. Ve taze çekirdeklerden hazırlıyorum kahvemi her sabah. Buzdolabının üzeri ise mıktanıslarla dolu. Çalışma odam -sevgilimin deyişiyle bilim yuvası- kocaman bir kütüphaneye sahip. İçi yıllarca okuduğum kitaplarla dolmuş, her ay da yenileri ekleniyor. Çok güzel bir yazı masam var orda ve üzerinde beyaz bir laptop. İlk kitabımı yazıyorum ben o masada. Aynalarım Çukurcuma’dan alınmış, Kapalıçarşıdan alınmış kumaşlarım var. Ve bunun gibi bir sürü şey.
Yalnız bu hayali kurarken hep birini daha görüyorum o evde. Nedense tek yaşadığım bir yer olamıyor asla düşümde dahi burası. Varsın olmasın. Sevdiği biri olmayınca insanın zaten heryer boş ve anlamsız gelir sanırım bir noktada ya da bir noktadan sonra.. Bunu anlayabilmek için ufak bir süre yeterli diye düşünüyorum. Çünkü denklem çok basit. Hayat paylaşınca güzel!