Ders çalışmam gerekiyordu her zaman olduğu gibi ama çalışamıyordum. İçimden normalde gece gece yapmayacağım her türlü saçmalığı yapmak geliyordu (dolapları boşaltıp düzeltmek gibi) sırf ders çalışacak zaman kalmasın diye ama tutmalıydım kendimi. Ben de telefona sarıldım ve sabahın 8′inde (hala nasıl kandım bu saate bilmiyorum) beraber yürüyüşe çıkmaya karar verdiğim biricik Fakeangel’ımı aradım biraz destek bulmak için.
Telefon çaldı, çaldı ve çaldı. Sonra açıldı. Hain! Uyuyordu işte yine! Üstelik ‘ne var az uyusan, sabahın 7 bucuğunda buluşalım’ bile demişti yürüyüş için. Ama kendisi fosur fosur uyuyordu. Üstelik hainliğini gizlemeye bile gerek duymamış, mırıl mırıl bir kedi gibi konuşuyordu telefonda. Önce bozuldum tabi ama sonra hiç istifimi bozmadım, onun uyuması benim de uyuyabileceğim anlamına gelmiyordu ya! ‘Bana ders çalışmam için birşeyler söyle çabuk!’ dedim gururlu ama uyuyor diye de kıskandığımı belli eden haset sesimle. Sadece hain değil bir de ukalaydı üstelik, ‘ders çalıııııııış’ dedi en cilveli ve uykulu sesiyle bu soğuk espriyi yaparken. Sinirlendim ama terslemedim onu, naparsa yapsın ihtiyacım vardı ona o anda, soğukkanlılığımı korumalıydım. ”Yaaaa çok kötüsün” dedim ona cilvede ondan aşağı kalmayan en şuh sesimle. Cazibeme dayanamadı, boğazını temizledi, ‘bu gece dişini sıkacaksın, sabah uykusuz kalacaksın ama yazını rahatlıkla ve mutlulukla geçirirken bu geceyi hatırlayıp gülümseyeceksin hem de kocaman bir gülümsemeyle’ dedi bana. İşte gaza gelmem için gereken muhteşem bir cümle! Hemen ’süpersin’ dedim ve kapadım telefonu. Sonra derse değil buraya koştum, şimdi farkettim telefonu kapatır kapatmaz mesaj çekmiş bana uykusunun ortasında; ‘iyi çalışmalar benim güzel arkadaşım‘ yazmış. Cevap atıcam ona şimdi, hain ve ukala olsa da kıyamam ona ben :))
Bu gece anladım bir kez daha, melekler her zaman sahte değilmiş.