KokoSh » grip olmak

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

Öylesine.. 19 Oct 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 20:57

Birşeyler yazmak istiyorum ama ne yazacağımı bilemedim. Ay yok sakın ‘Muhteşem Saçlar’ denen ‘yazmaz olaydım’ yazımdaki yorumlara cevap yazmamı söylemeyin çünkü birşey yazacak olsam o sadece ”Kafanızı kazıtın!” olurdu. Benim de 23 yaşında beyazlamış saçlarım var ve hep bir lastik tokayla kuş kakası şeklinde geziyorum ama kimsenin kafasını ütülemiyorum!

Neyse konumuz bu değildi. Aslında bir konumuz da yok işin kötü tarafı. Olsun ben birşeyler bulurum. Grip oldum mesela bundan bahsedebiliriz. Bayağı sıkıcı bir hastalık, hiçbir atraksiyonu yok. Böyle külçe gibi yatmak istiyorsunuz her dakika ve baygın bakışlar, kuru öksürük, üşüme-terleme zıtlığı, alakasız bir kemik ağrısı falan filan eşlik ediyor size. Neler kullandım neler 9 gündür! Pastil, ilaç, öksürük şurubu, ballı sular, vitamin ve en sonunda antibiyotik! Hiçbir halta yaramadı hiçbiri. Hala öksürüyorum, zaten grip normal ömrünü tamamlamak üzeredir tahminimce. Bu arada sevgilime de bulaştırdım ve pişmanlığın verdiği gazla habire vitamine, ilaca boğdum onu 2 gündür. Zavallıcık iyileşsin bir an önce.

Fakeangel denen insanı çok özledim bugün, aradım onu muhabbet ettik car car car. Neyse doyamadık hala konuşuyoruz msnde. İkimiz birden bünyelerimizin bu yüksek lisans olayına girmeye hazır olmadığına kanaat getirdik telefonda. Ödevler, makaleler içinde yüzüyoruz ve çok yorgunuz. Ben zaten kendimden geçmişim bu belediye otobüslerinde! Kabus bile gördüm dün gece otobüs kalabalık yüzünden yokuşu çıkamayıp devriliyordu ve ben kulağımda ipodumla ölüyordum bir hiç uğruna!

Evde birikmiş sayısız dergim, okuyamadığım gazete ilaveleri falan var. Çözemediğim bulmacalar da cabası. Okumaya başladığım Anna Karenina’da öyle süs gibi duruyor aynı sayfada 5 gündür başucumda. İşyerinde de satışlarımız düştü, herkes bir ekonomik kriz bahanesi ile karşımızda. Ahhh ahh bir gün herkes zengin olsun diye dua edeceğim hiç aklıma gelmezdi. Maaş+primin kötü yanları..

Geçen hafta sevgilimin abisini evlendirdik, öncesinde de kına falan. Gayet keyifli geçti o hafta, avucum hala turuncu. Bol bol dans ettik, genç çift ise hala balayında. Ben de balayına gitmek istiyorum. Ama evlenmeden de gidebilirim yani hiç problem değil. Bal ayı olsun! Tam bir ay! Okyanusa nazır uzanim boş boş, kitap okuyarak, güneşin altında eriyim ama alerji olmadan. Stilex’i sevmiyorum yapış yapış. Boncuklardan takı falan yapim kendime, takıp takıştırim saçma sapan. Çillerim yüzüme yayılsın ve bol bol dondurma yiyim hiç üşümeden.

Temize çekmem gereken sayfalarca ders notum var, ayrıca iş de getirdim eve. Çok yoğunum ama gördüğünüz üzere boş boş şeyler yazıyorum. Neden? Çünkü bu yazı ne kadar uzarsa ben o kadar kaçmış oluyorum görevlerimden! Çok zekiyim kahretsin!!!

Dün sevgilimin evinde toplandık kalabalık, Tabu XL oynadık ve çok eğlendik. Çocuk gibi olduğumuzu hissettim masada kahkahalara boğulurken bir ara. Böyle dışardan bakar gibi oldum yaşamlarımıza. Ne kadar büyüdük aslında hepimiz, ne kadar kocamanız ve ne kadar ağır sorumluluklarımız var boyumuzu aşan. Olsun.. Ben biliyorum ne kadar büyüsekte içimizde bir yer hep çocuk kalacak ve kalsın istiyorum ben zaten. Cuma akşam bir film izledik sinemada aynı tayfa. Penelope Cruz denen muhteşem kadının filmiydi, ‘Aşkın Peşinde’ (Elegy) adı. Filmin başında adamın iç sesini duyuyorduk yaşlanma ile ilgili olarak. Neler olduğunu tam hatırlayamıyorum ama çok doğru olduğunu net olarak iyi biliyorum. Mutlaka izleyin.

Hadi bana müsade yoksa yazım sonsuzluğa uzanacak.