KokoSh » aşk

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

Vurma YaraLarıma 01 May 2008

Filed under: GünLük, VazGeçiLmeZ ŞarkıLaRım — kokosh @ 12:04

Dudaktan Kalbe’nin bu şarkısına taktım son 1 haftadır. İnanılmaz seviyorum, sürekli dinliyorum. Öyle hüzünlüyümki zaten son günlerde, sanki içimi okuyor bu şarkı. Çığlıklar atsam rahatlarım belki ama onu bile yapacak gücüm yok. Kolum kanadım kalkmıyor, bazen öyle bir iç çekiyorum ki kalbim duracak zannediyorum. Bak işte! Yine kelimelere dökmeye çalışırken ağlamaya başladım. Gözlerimde de bende de derman kalmadı artık. Çok üzüldüğüm konular var, evet. O kadar yoğunlaşıp düşünüyorum ki bazen oracıkta ölecekmişim gibi daralıyorum. Hepsini yazmak, hepsini söylemek isterdim bağıra bağıra ama yapamam. Diyorumki acaba blogumu hayatımda ki kimse bilmesemiydi, herşeyi ama herşeyi yazabilseydim özgürce. Ya da daha az düşünceli olsaydım bu hayatta, canımı yakan herşeyi ağlayarak anlatabilseydim karşımdakine utanmadan, gurur yapmadan, gizlemeden. Yapmam, huyum kurusun yapamam. Sevdiğim insanlar sıkıntıya girmesin diye kendimi paralarım ben! Bakalım nereye kadar.. Asmalı Konak diye bir dizi vardı hatırlar mısınız? Orda Bahar’ın en yakın arkadaşı, Bahar’ın içler acısı durumunu görünce ağlayarak endişeyle soruyordu ”İnsan aşktan ölür mü?” diye. Sizce ölür mü?

En son sardunyalar da soldular, sen orda ben burda yüreğim yanar.

Bu ayrılık değil ölüm bana!

Ne olur ağlama, kıyamam sana. Bu aşk saklı içimde sen de gitme acılarla, olmaz böyle, ayrılık niye…

Dokunma yaralarıma, içimde çıkmaz yollara.. Yapma! Dudaklarınla kalbime dokunup onu acıtma!..

Vurma yaralarıma…………

 
 

Aşkın Fotoğrafçısı 23 Apr 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 13:46

jameskokosh.jpg James Christianson‘un fotoğraflarını incelediğimde ilk aklıma gelen onun aşkın fotoğrafçısı olduğuydu. Fotoğrafçılıkta adını bilmediğim birçok teknik mevcut.. Adlarını bilmesem de beğendiğim fotoğraf stilinin ne olduğunu iyi biliyorum, ona da bundan sonra ”James Style” adını veriyorum :)

Yaklaşık 2,5 saattir James Christianson’un web sitesinde kendimi kaybetmiş şekilde fotoğrafları inceliyorum. Size yemin ederim, bazı fotoğraflara bakarken, mutluluk, hüzün ve ne olduğunu tarif edemediğim duygular içerisinde ağladım. James hayatımın en güzel ve özel günlerimde yanımdan ayrılmasa dedim kendi kendime.. Sonra neden olmasın diyerek biraz karıştırdım blogunu ve bakın ne buldum! James diyor ki ”Destination weddings? Şaka mı yapıyorsunuz? Dünyanın heryerine geliyorum ve bundan inanılmaz bir keyif alıyorum. Yaptığım işin her dakikasını seviyorum. Bunun için para aldığıma ise hala inanamıyorum!..” Peki ben bu cümleyi okuyunca ne dedim? İşte benim James’im :))

Bu da James’in kendini tanıtım şekli ki ben çok sempatik buldum; (Bu bölümde eşiyle fotoğrafları da var)
I live in Colorado.
I’m in love with two different people.
I don’t really like to eat.
I love meeting new people.
I want to be your friend.
I’m in love with my wife Charlene.
I named my dog Leica after a camera, but she’s a dog.
My son is so cute.
My favorite people are awesome people.
I love dirt.
I love mud even more.
I’m in love with my son Ian.
The last 3 songs I listened to…Such Great Heights by Iron and Wine, Orange Sky by Alexi Murdoch, I Just Don’t Think I’ll Ever Get Over You by Colin Hay
I shoot people for a living.
My wife is hot.
I’ve photographed in 37 countries.
I want to take your picture.
Say cheesy.
I dig weddings.
I love photographing your life.
I lived on an island for a year…maybe that’s why I don’t like to eat.
My wife is sexy.

I love my life.
I am inspired by His grace.
James

 
 

Hani Bana? 17 Apr 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 21:47

liveimages_guzelim_angelina-jolie-brad-pitt_0706255_2.jpg Şu fotoğrafın güzelliğine bakın nolur! Üstüne tıklayın büyük büyük bakın ama! Çoooook mırılll mırılll bir sevgi yumağı söz konusu bu yatakta :) Düşündümde beni de aralarına alırlar mı acaba? Ya da ben bebeği alıp ikisini yalnız bıraksam mesela?..

Etiketler:, , ,
 
 

SevGiLiLer Hiiiiiiiiiiç AyrıLmasa :) 14 Apr 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 16:22

50000000018736751sr3.gif Cuma sabah sevgilim geldi beni görmeye.. Dolayısıyla blogumu sınavlarım bitmesine rağmen ihmal etmem için geçerli bir sebebim olduğunu söylemiş oluyorum.. Bugün sabah onu yolcu ettim, elinde poşet taşımaktan gıcık aldığını bildiğim halde dayanamadım, pastasını da yaptım -paylaşmak zorunda kalmasın diye koca ofise yetecek kadar yaptım bir de :)- ve eline tutuşturdum. Neyse ki çantasında boş yer varmış yerleştirdik, ben de azar işitmekten kurtuldum böylece..

Çok güzel geçti tabi ki haftasonum, özlem giderdik, mekanların haPpY HoUrS’ları bile halt etmişti bizim mutluluk saatlerimizin yanında :Pp Bugün üzüldüm çok aslında ama bir şekilde gülümseyerek yolcu etmeye çalıştım onu ve başardım sanırım. Tek bildiğim ve anladığım bir şey var ki insan her gün görüşse bile doyamıyor sevdiği insanla birlikte olmaya..

Sınavlarıma gelince bir şekilde hallettim sanırım, dualarınız ve iyi dilekleriniz için çok teşekkürler gerçekten. Şimdi halletmem gereken şey ise sevgilimin yokluğuna yeni baştan alışmak olacak..

 
 

GeLinLer Her zaman GaLip.. 25 Mar 2008

Filed under: GünLük, KokoSh'un SanDıĞı — kokosh @ 12:39

Her ay olduğu gibi bu ayda da galip gelen ’search’lerim evlilik mevzusu üzerine.. Bu siteye gelenlerin çoğu gelinlik nedeniyle buradalar. Bunu kantitatif yöntemlere dayanarak söylüyorum, benim uydurduğum birşey değil yani.. Bu inanılmaz bir evlilik furyası, öyle ki beni bu konu üzerinde düşünmeye itiyor. Neden insanlar çılgınlar gibi evleniyor? İstediğimiz yerde düğün yapabilmemiz için aylar önceden tarih belirlememiz gerekliliğinin asıl sebebi ne? Ekonomik özgürlüğümüzü elde etmeden ev kurma, aile sahibi olma cesaretini nasıl bulabiliyoruz? Kimsenin evinde yemek yok mu ki binlerce ytl fark ödeyerek yemekli bir düğün yapıyoruz? Ya da aslında hiç sevmediğimiz bazı akrabalarımızın en mutlu günümüzde etrafımızda dolaşması adetten mi? Peki, en önemlisi, kim gerçekten aşık olduğu için evleniyor?…

Evlilik kimilerine göre; çaba göstermeye gerek bırakmayacak bir ekonomik güvence sistemi, soyunu devam ettirmek için yapmak zorunda olunan bir iş, toplumda statü sağlayan bir medeni durum hali, yasal olarak sevişmeye izin veren bir kurum, aile baskısından kaçmanın en kolay yolu, yeni ev-yeni eşya, lay lay lom hayat, vs vs vs..

Evlilik bunların hiçbirisinin uzun vadeli yanıtı değil.. Ben hiç evlenmedim. 2 yıl bile sürmeyen kötü evliliklerine 2 çocuk sığdırmayı başarmış başarısız bir ailenin parçalanması nedeniyle, yıllardır arada anlatmakla anlaşılmaz sorunlar yaşayan o 2 çocuktan biri benim. Ruhumu teslim ede ede insanları idare etmeyi öğrendim, öğreniyorum.. Hayır, yaşadığım problemler beni evlilik düşmanı yapmadı ama bir nevi bu konuda gençlerin birçoğunun düşünmediklerini düşünebiliyor olma yetisini kazandırdı. Evlilikten korkmuyorum, asla korkmadım. Aksine bir yuva kurduğumda onu bir kale gibi koruyacağım gücü kendimde görüyorum. Benim günü geldiğinde neden evleneceğim belli.. Peki sizin gerçekten neden evlendiğinizi ya da evlenmek istediğinizi kendinize sorma cesaretiniz var mı?

Mantık çerçevesinin dışında gelişmiş bir aşkla evlenmeliyiz dediğimi sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Aşk, sevgi ve saygı bir evliliğinin olmazsa olmaz 3 unsuru ama bunu mantığınızın almayacağı ve size uygun olmayan biriyle gerçekleştirirseniz kısa zaman sonra ben ne yaptım deme ihtimaliniz oldukça yüksek. Evlilik sırf mantıkla başarılı olmayacak bir kurum olduğu gibi sadece tutkuyla da asla yürümez.

Öncelikle ayaklarının üstünde durabilen biriyle evlenmeliyiz. Ama bu tek taraflı olmamalı. Cinsiyetimiz ne olursa olsun biz de müstakbel eşimiz gibi her koşulda kendimize yetebildiğimizi ispat etmeliyiz. Çok para kazanmak mühim değil ama elinden gelenin en iyisini yapan, çalışkan birisi sizi asla hayal kırıklığına uğratmaz. Evlenirken, ev kurarken herkese ailesi destek olur ama ya sonrası?..
Bu konuda düşününce rahatına inanılmaz düşkün olan bir şahsiyet, sevgilim geliyor aklıma. Allah daha çok versin, maddi sıkıntısı olmayan bir ailenin oğlu olmasına rağmen daha üniversitede okurken gecesini gündüzüne katıp kafa patlatarak kendi işini kurdu. Maddi ve manevi bir çabalar bütünü gösterdiği yorgunlukla geçen bir seneden uzun bir sürenin sonucunda mezun olduğunda kendi işinin sahibiydi. Hala da çok şükür ki en çok büyümeye yüz tutan, geleceği parlak sektörlerden birinde başarıyla işini sürdürüyor. Bu kadar keyfine düşkün bir insanın böylesine sorumluluk sahibi olması ve genç yaşta başarıyla hedeflerine doğru yürümesi bende inanılmaz bir gurur duygusu uyandırıyor. Mezun olduğumda ondan geri kalmamak için, kendim için, bizim için, ben de elimden gelenin en iyisini yapmak istiyorum.

Evlilikte roller konusunda gelenekçiyimdir, istediğiniz kadar kızabilirsiniz. Kadın çalışıyor olsa bile mutlaka evinin tertip düzeninden sorumlu olmalı ve iyi bir ev hanımında bulunması gereken tüm özelliklere sahip olmalıdır. Yemek yapmayı bilmeli, tüm ailesini hazır gıdalara boğmamalı, titiz olmalıdır..

Çocuk konusuna gelince asla evlenir evlenmez çocuk planları yapan insanları anlamıyorum. Özellikle genç evlendilerse neden hayatlarını yaşamadan böylesine büyük bir sorumluluğun altında girdiklerini anlamak imkansız. Ben birkaç sene eşimle hayatımızın tadını çıkarmadan birbirimizin sorumluluğu dışında bir sorumluluk almayı istemiyorum, bu dünyanın -iddia edildiğine göre- en güzel duygusu olsa dahi..

Evlilik, şimdikinden daha mutlu olacağınız bir düzeniniz, hayatınız olacağına inandığınız zaman güzel ve anlamlıdır. Umarım bu yazı çılgınlar gibi gelinlik arayan okurlarımın hayatları üzerinde durup bir düşünmesine yardımcı olur. Ama biliyorum ki ben ne dersem deyim, akıl almaz sebeplerle evlenenlerin sayısı hiçbir zaman azalmayacak.

Gelinler her zaman galip, ve galip kalacaklar…