KokoSh » alışveriş

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

TchiBo RüzGarı 08 Mar 2009

Filed under: ALışveriŞ SePeTim — kokosh @ 02:52

Bugün sevgilimi görmeye Gölcük’e gittim, sabah sabah soluğu size ‘yepyeni ürünler’ yazımda bahsettiğim ürünleri almak üzere Tchibo‘da aldık İzmit’e giderek. Ve son kalan şapka kutularıma kavuştum :) Adının ne olduğu önemli değil, zaten içini dolduracak kadar şapkam da yok ama bir sürü eşyam mevcut. Üstelik websitesinde göreceğiniz harika çamaşır torbaları, ayakkabı çantası ve üstü açık ıvır zıvır kutularından da aldım. Hepsi çok güzeller ve tüm bu saydıklarım toplamda 107 lira tuttu, merak edenlere duyurulur. Odalara şık ötesi bir düzen getirmek için önceki alışverişim ve annemin bana aldıklarıyla birlikte toplamda 200 lira! Ama gerçekten değer.. Adı üstünde temanın, ”Düzenin Asaleti!”

Böyle nostaljik ürünler her zaman ilgimi çeker benim. Gül kurusu tonlarında çiçekli duvar kağıtları, eski bir vazo, aşınmış ahşap bir sandalye gibi parçalar çok kıymetli gelir gözüme. Sanırım bu genç ve bıcır bıcır bedenin içinde zevkli ve yaşlı bir kadın ruhunu da barındırıyorum ben. Reenkarnasyon diye bir şey varsa eğer bir tanesinde tartışmasız cerrahken (bir insan ancak bu kadar net ve detaylı ameliyatlar yapabilir rüyasında), bir diğer yaşamımda ise şato tarzı bir yerde yaşayan ve korseli kabarık kıyafetleri olan genç bir kadındım herhalde.. Bu kadar zıt tarzları, istekleri tek bir ruhta barındırıyor olmanın başka bir açıklaması var mı acaba..

 
 

YepYeni ÜrünLer 04 Mar 2009

Filed under: ALışveriŞ SePeTim — kokosh @ 22:00

Kahve düşkünleri ve alışveriş meraklıları biliyordur, Tchibo diye bir yer var artık ülkemizde! Bu mağazaların en önemli özelliği kahve içilen mekan şeklini her daim korurken belirli aralıklarla değişik kategorilerde ürünler getirip satışa sunmaları.. Açıkçası ben kahvesini hiç içmedim ama alışveriş deneyimimi her zamanki gibi sizinle paylaşmak istedim.

Tchibo’nun bugün sona ermiş olan temasını tesadüfen Pazar günü keşfettim sevgilimle Gölcük’ten kaçıp İzmit’te çarşı izninin keyfini sürerken. Konu evlere düzendi! Resimde görmüş olduğunuz harika saklama kutularından aldım sevinç içerisinde. Haftasonu bir daha gittiğimde kalmış olursa şayet İzmit’ten websitesinde göreceğiniz şapka kutularından da almayı düşünüyorum. Alışveriş esnasında kitap görünümlü bir kilitli kutuya vuruldum ama maalesef anahtarı kasalarında ve o kasa da bozuk olduğu için ürünü satın alamadım. İşin en güzel tarafı ne biliyor musunuz? Annelerin mükemmel varlıklar oluşu! Canım annem memleketimizde benim için koşup tüm İstanbul’da tükenmiş olan mini kasayı almayı başardı. Ayrıca yatağımın altında tıkış tıkış duran kendime çeyiz diye aldığım sayısız Victoria’s Secret gecelikleri koymak için bu kutulardan 2 çift daha almış. Bununla da kalmayan annem dolaplara özgürlük verecek pantalon askılarından ve takıları asmak için olan kadın vücudu biblodan da almayı ihmal etmemiş bana.

Şimdi size bu mağazadan alışverişin artı ve eksi yönlerini veriyorum!

- İnternetten alışveriş var ama maalesef sadece geçmiş temalardan bazı ürünler mevcut, yakında haftalık tema satışının başlayacağı yazıyor. Umarım ki bu çok yakında ibaresi gerçekten yakındadır..

- Vitrinlerinde yer alan ürünler tek kaldıysa bile asla satılmıyor. Siz orda aşık olduğunuz ürüne bakıp ağlarken inatla satış matış yok! O vitrindeki ürünü alabilmek için size temanın biteceği gün söyleniyor ve siz sabah mağaza açılışında sıraya giriyorsunuz, eğer şanslıysanız ürün sizin oluyor.

- Aynı gün değişim almıyorlar. Bunun nedeni tema değişim gününe mi denk gelmesi yoksa her zamanki halleri mi bilmiyorum. Değişim için ertesi günü gitmeniz gerekiyor mağazaya ki bu zaman ve enerji kaybı.

- Ürünler çok hoş ve birçoğu piyasa fiyatlarının altında. Genellikle orjinal ürünler satılıyor, hepsi kullanışlı ve her tarza, ihtiyaca uygun birşey var.

- İnternet üzerinden müşteri hizmetleri çok hızlı değil ve çok kısa cevaplar veriliyor ama ilgili olduklarını hissediyorsunuz.

- Çalışanların hepsi kibar ve bilgili, ayrıca telefonda bilgi almak istediğinizde de çok istekli kişiler yardımınıza koşuyor.

- İnternet siteleri sadece explorerla uyumlu, bu benim gibi Firefox kullanıcıları için gıcık bir durum.

Bu gecelik benden bu kadar.. Umarım yeni cicilerimi beğenirsiniz, websitesini gezince hepsini görebilirsiniz. Bana fikirlerinizi yazmayı ise unutmayın sakın.

 
 

LapSticK aLma ZamaNı 26 Aug 2008

Filed under: ALışveriŞ SePeTim — kokosh @ 18:11

Lapstick muhteşem desenleri ile hayatımıza çoktan girdi.. Bizim aile bu siteden 2 lapstick sahibi oldu bile! Benimki ‘Spring Dreams’, anneminki ‘Mania Party’.. Şu an favorim ise ‘Atatürk Portre’.. Gerçekten harika bir fotoğraf ve tonları da oldukça hoş. Laptopınızı taşırken Atatürk’e olan sevginizi de gösterebilirsiniz böylece.

Online alışveriş için durmayın!!! antishops.com sizleri bekliyor!

Maddi Not: Ekranınız ne kadar büyük ise cebinize o kadar zarar! Demedi demeyin! :))

Manevi Not: Herkesi kıskandırmaya hazır olun millet! Bilgisayarınız çooook havalı olacak, gerekli gereksiz heryere taşımak isteyeceksiniz! :))

 
 

ÇantakoLik 21 Jul 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 22:30

Kadınlar çeşit çeşit bu alışveriş mevzusunda.. Ayakkabı tutkunu, şapka tutkunu, fular tutkunu, kolye tutkunu, çanta tutkunu vs.. Bunlara bakınca sanırım ben çanta tutkunluğuna uygun bir adayım. Sayısız çantam yok belki ama herşeyden fazla çantam var. Ayakkabılara da düşkünüm ama aylarca converse ya da parmak arası bir terlikle geçirebilirim hayatımı. Fakat çanta öyle değil.. Süklüm püklüm eşofmanları bile havalı hale getirebilir hoş bir çanta. İlle kıyafete ve moduma uygun bir çanta takmalıyım.

Ne alaka bu çanta mevzusu diyebilirsiniz.

Deyin madem.

Banane!

Psikolojim bozuk çünkü beğendiğim bir Miu Miu çanta 1/3 fiyatına inmiş Beymen‘de. Yani olabilecek son raddesine varmış. Ama ben gideceğim düğünlere yaptığım alışverişler nedeniyle maddi olarak göçtüğümden onu sadece 30 saniyeliğine takıp koluma ayna karşısında aptal aptal dönebildim!!!

Hııı bir de çıkarken muhtemelen beni zavallı bulan kadına ‘iyi akşamlar’ dedim..

 
 

ALışveRişin KarşıLığı 11 Jul 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 15:37

Az önce Victoria’s Secret‘ın henüz birkaç saat önce açılan yeni sezonunu kutlamış bulunuyorum. Öyle seksi şeyler hayal etmeyin çünkü eşofman, tişört, 1-2 iç çamaşırı ve bornoz mu sabahlık mı neydüğü belirsiz birşeylerle dolu bir alışverişti..

”Alışveriş” kelimesi size ne anlatıyor? Önce kelimeyi bölelim isterseniz, alış ve veriş. Siz aldığınız ürünlerin karşılığında bir ödeme yapıyorsunuz. Güya! Victoria’s Secret’ın çoğunu Çin’de 3 kuruşa malettiği ürünlerin tanesine 30$ veriyorsunuz en az ya da veriyorum. Vermesem nolacak!? Burada örneğin Zeki Triko‘dan alacağınız şık bir sütyen parası Victoria’dan kargo parası dahil aldığınız dünyanın ürünü yerine geçecek. Dolayısıyla yurtdışından alışveriş her zaman daha karlı oluyor markaların kendini bilmez fiyatlar sunduğu ülkemizde maalesef..

Victoria’s Secret güzel göz boyadığını zannetmekle beraber beni kandıramaz. Uyduruk bez çanta hediyelerini ‘bedava biber baldan tatlıdır’ mentalitesi ile sepete atmış olsam da kazık yediğimin çok iyi farkındayım!!!

 
 

İsTek ÜzeriNe 09 Jun 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 00:45

Az önce bir arkadaş Vakkorama’dan aldığım elbiseyi çok merak etmiş, resmini koymam mümkün mü diye sormuş. Ben de kıramadım. İşte şirin cicim resimde.. Ben çok sevdim, annem de öyle.. Altına topuklu, topuksuz, her tip ayakkabı&terlikle ve gündüz, gece, plajda, her yerde giyilecek bir elbise olduğunu düşünüyorum. Kararı siz verin, yanılıyor muyum?

Not: Üzerine tıklayarak büyük halini görebilirsiniz.

Yine Not: Aklıma gelmişken böyle bir site var! Ne aldıysanız resmini çekip koyuyorsunuz insanlar yorum yapıyor. Alışverişkoliklere yakışır ;)) Hem de tanımadığınız insanların da fikrini almış olursunuz. İlginizi çektiyse Ofitofi‘ye uğrayın derim!

 
 

SusTuraBiLene AşkoLsun 04 Jun 2008

Filed under: GünLük, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 14:18

En önemli sınavlarım bitti, ben de bittim. Ama aynı zamanda yeniden doğdum. Bugün 12 saate yakın uyudum, uzun zamandır yapamadığım hayati işlevim sonunda yerine gelmiş oldu. Hava çok sıcak ama moralimi bozamaz. Kabus dolu günler geride kaldı. 2 sınavım var henüz ama onlar elimden kurtulamaz :) (Ukalalığımın sonunun beklenmedik 2 FF olarak geri dönmemesi dileğiyle!)

İş başvurularımdan sık sık geri dönüşler var, mezun olmadan aranıyor olmak çok güzel :) Evet ben de onlardanım, çocuk ta yaparım kariyer de’cilerden.. Ama önce kariyer mümkünse. Kraliçe Elizabeth’in bile torununun sevgilisinin iş konusundaki istikrarsızlıkları ve ev kızı olarak takılmasından ötürü evlenmelerini onaylamadığı şu günlerde Kraliçe’ye sonuna kadar katılıyorum. Bu devirde artık kimse kariyersiz gelin istemiyor, e çünkü bu durum saygı uyandırmıyor. İncelediğim düzgün iş ilanlarının çoğunda ‘26 yaşını aşmamış’ ibaresi yer alıyor, siz düşünün artık kaç yaşında işe girmek isteyeceğinizi! Ya en önemlisi genç bir kadın evde tüm gün kendini nasıl geliştirir ben gerçekten bilemiyorum..

Sizden gizlediğim alışverişlerim oldu yine bu aralar ama itiraf ediyorum, Beymen‘den 2 babet&çanta, Vakkorama‘dan ise cici ötesi bir elbise aldım. Elbise sayısı 2-3 e çıkacak. Ama annemle gidicem bugün, böylece fikir alabilir ve açgözlülük yapmam..

Bu ara çok güzel sosyal yardımlar söz konusu. Vakkorama’dan TOMS ayakkabı alarak aynısından bir çift de ayakkabısı olmayan bir çocuğa hediye edilmesini sağlıyorsunuz. Video‘yu mutlaka izleyin. Ben bugün alıcam inşallah. Mudo‘da LÖSEV’e katkıda bulunmak amacıyla lösemili çocukların anneleri tarafından hazırlanan birbirinden güzel ürünler mevcut. Bunlardan alarak LÖSEV‘e bağış yapabilirsiniz. 8 Haziran Pazar günü ise, saat 15.30′da Caddebostan Sahil Yolu’nda başlayacak olan yürüyüş (İzev,Kadıköy Belediyesi ve Camper’ın katkılarıyla) esnasında zihinsel engelli çocuklara destek olabilirsiniz. Standlarda satılacak olan çocukların emeği el işleri, yiyecek ve içeceklerin tüm geliri onlara gidecek. Ayrıca Kızılay‘ın başlattığı kampanya ki ben adını çok beğendim mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. ‘1 Milyon İyi İnsan Aranıyor’ sloganıyla yola çıkan kampanyada kan bağışına artışın sağlanması çalışılacak. Ben de websitemde ki banner’ı bu konuyla ilgili olarak değiştirmeye karar verdim. Ayrıca Kızılay’ın websitesinde göreceğiniz bedava bağış kısmıyla mutlaka ilgilenmenizi rica ediyorum.

Bir roman okuyorum ‘‘Babam Öldüğünde Ağlamadım” diye.. Yazarı Iris Galey. Çok feci acıklı. Öz babası tarafından 9 yaşından 14 yaşına kadar tecavüze uğrayan bir kadının kendi yazdığı roman bu. Gerçek ve içler acısı bir hayat hikayesi. Küçücük bir kızın gözünde yaşanan hayatın ne kadar anlamsızlaştığını anlatan, insanın içini burkan acı bir öykü. Tavsiye ediyor muyum? Bilemedim..

Hayır yorulmadım, daha da yazma kapasitesine sahibim bilenler bilir :) Sex&The City’ye hala gidemedim kendime inanamıyorum ama zaten çok kalabalık sinemalar, sakinken gitmek daha mantıklı.. Yoksa birgün yaşı gereği uyumsuz filmlere sokulan ve arkama oturtulan, sürekli ayağıyla koltuğuma tempo tutan ya da dondurma elleriyle saçlarıma dokunmaya çalışan çocuklardan biri elimde kalacak, ya da şımarık ve söz geçirmeyi öğrenememiş uyuz anneleri.

Bu ara çok çirkinleştim, tüm vücudum ve yüzüm isilik gibi birşeyler oldu. Stresin ne kadar vahim birşey olduğu sadece iç organlar da değil ciltte de kendini gösteriyor maalesef. ama bol mutluluk hormonu salgılayarak onu iyileştiricem :) Kendime bakma zamanım geldi sanırım bu kadar dikkatsiz haftadan sonra..

Yumoş’la ilgili canımı sıkan bir konu var. Annem eşşeğin aklına karpuz kabuğu düşürdü. Eşşek ben oluyorum. Dedi ki ‘Sen istanbul’a taşınınca bu kuşa bakamazsın orada yoğun olacaksın. Yazık değil mi hem? O artık genç bir kadın, hayat arkadaşı olsun. Güzel güzel yumurtaları, içinden çıkan bebekleri olsun. Yalnız kalmasın hayatta’ gibi birşeyler dedi işte. Önce çok sinirlendim. ‘O daha küçücük! Nasıl böyle şeyler söylersin, onun seviştiğini düşünmek bile istemiyorum!’ falan dedim. Çok moralim de bozuldu. Hatta birkaç kere rüyamda onu bir erkekle gördüm ve bayağı moralsiz uyandım. Neyse sonra dün gece çok güzel bir rüya gördüm, Yumoş’a koca buluyorduk petshop’tan ve çok mutlu oluyordu Yumoş, sürekli öpüşüyorlardı gaga gagaya. O anda rüyamda bencillik ettiğimi anladım. Sevgiye hiç doymayan, beni öpmek için o küçücük ayaklarının üzerine uzanan, uçmayı bir türlü beceremediği için koridorda koşarak beni mutfağa kadar kovalayan zavallı bebeğime sürekli öpücük verecek biri lazım anladım.. Sanırım kızımı evlendiriyorum. Ay bak yazarken çok fena oldum, kapayalım bu konuyu.

Blogumu çok özlemişim ama biraz daha yazarsam kimseler okumaya cesaret edemeyecek bu yazıyı :) En iyisi bir duşa girmek ve alışveriş için hazırlanmak.. Beni bundan sonra çok özlemeyeceksiniz, söz veriyorum. Yaz boyu blogumdayım, acısını çıkarırız.

 
 

Moda KurbanLarı 21 May 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 14:01

Artık bu iki ürünü ve benzerlerini heryerde görmekten midem bulanıyor. Moda diye önümüze sunulan herşeyi kullanmak zorundamıyız bu gerçekten önemli bir konu. Evet resimde gördüğünüz üzere gladyatör ayakkabılar ve poşulardan söz ediyorum.

Poşu modası gerçekten tüm dünyayı kasıp kavuruyor hatta öyle bir hal ki bu herkesin boynundalar. Herkesin üzerinde gördüğünüz birşeyi takmak sizi rahatsız etmiyor mu? Ben yemeni, eşarp, şal türü ürünleri çok severim ama poşu biraz farklı. Özellikle resimde gördüğünüz renklerdeki poşular bana Filistin, Irak ve Urfa’yı hatırlatıyor ve bazı başka toplulukları da.. Öncelikle poşunun nereden çıktığını ve hangi kişilerin veya grupların sempatizanlığının bir göstergesi olduğunu iyice öğrenelim ondan sonra hala istiyorsak kullanalım derim ben. Modern kıyafetli şehir kadınlarının boynunda oldukça komik bir görüntü sergiliyor poşular. Ve ben artık görmek istemiyorum. Fotokopi makinası gibisiniz.

Gladyatör ayakkabılara ise diyecek pek birşey bulamıyorum. Tek kelimeyle iğrençler! Heryerdeler ve en şık mağazaları süslüyorlar ama bende korkunç bir duygu uyandırıyorlar. Sevgilimle Harvey Nichols’ı gezerken göstermiştim o saçma ayakkabılardan birini, ”Bu ne be?!” demişti dehşete kapılıp. Sonra da fiyatını göstermiştim ”2000!” Sevgilimin yadırgayan bakışlarını siz düşünün. Size yemin ediyorum üstüne para verseler çıplak ayakla dolaşmayı tercih ederim. Bence bunu ilk çıkaran kadınlardan nefret eden bir erkek modacı. Kadınları ”Giy bak ayağında harika oluyor, inanılmaz seksi ve çok moda!” diyerek kandırıp bu salgını dünyaya yaydıktan sonra oturduğu yerden pranga ayaklı kadınlara bakıp kıs kıs gülüyor kanaatimce. Bunların her çeşidi piyasada şimdi.. Topuksuzu, topuklusu, dize kadar olanı, kısası.. Ve hepsi kaba ötesi duruyor. Özellikle davetlerde zarif elbiselerin altına giyildikleri zaman ben de kafamı duvarlara vurma isteği uyandırıyor.

Demek istediğim şu, moda kurbanı olmayın! Kendinize ait bir tarzınız olsun ama moda diye herşeyi alıp takıp takıştırmayın artık ey kadın milleti!

 
 

Pişman DeğiLim 08 May 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 14:56

Pişman değilim. Gerekirse yine yaparım. Zaten başından belliydi böyle olacağı.. Sevgilim bile alaylı bir biçimde gülmüştü duyduğunda. Annem sürekli uzak tutmaya çalıştı beni onlardan. Ne kadar yakın olursan kendini engellemek o kadar güç olur dedi. Yapma kızım dedi, etme kızım dedi ama bugün o an geldiğinde kendisi de pes etti… Pes etmeseydi annem, değişirmiydi durumum bilmiyorum. İçimden dalga dalga yükselen o hissi susturmak mümkün olurmuydu, açıkçası hiç sanmıyorum..

Evet, kıyafet rejimime ihanet ettim. Kendime ihanet ettim. Ama işin acı tarafı bu ihanet bana hiç acı vermiyor. Aksine karşıma astığım pembe kısa yeni elbisem mutlulukla gülümsüyor bana. Kıyafet rejimime girdiğim günden beri ne kadar süre geçmiş öğrenmek bile istemedim. Varsın eski yazıma bakıp karşılaştırmayı siz yapın. Benim sonumun böyle olacağı baştan belliydi. Size itiraf etmek kolay ama alışveriş düşkünü ve rejim ortağım anneanneme bunu açıklamam çok utanç verici olacak. Hahahayyy diye bir kahkaha atıp yarın o da hemen bozacak rejimini bir bahane bulmanın verdiği sevinçle ve bundan sonra yaptığı her alışverişin günahını boynuma dolayacak büyük bir zevkle. İşte o gün geldiğinde ‘Tanrım ben ne yaptım?!’ deme ihtimalim oldukça yüksek.

Bugün hava yağmurlu, yarın da hava yağmurlu olacakmış. Ama ben sabah kavuşacağım sevgilimi pembe mini elbisemle karşılamak istiyorum havaalanında. Elbisenin sırtı da açık önü de biraz açık. Bir sihir hakkım olsa yarın havayı güneşli yapar yeni cicimi giyerdim.

Farkındayım, özüme döndüm!…