KokoSh » aile özlemi

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

Lay Lay Lom! 18 Aug 2010

Filed under: GünLük — kokosh @ 22:21

Karşınızda Kokoshunuzun biricik Paşa’sı duruyor!!! Evet, sonunda yalnız yaşayan manyamış genç kadın hastalığına ben de yakalandım ve dertsiz başıma bu küçük yaratığı sardım! Kendisi benim 2,5 aylık oğlum, iran kediciğim Paşa’m olur.

Bir insan bir kediyi ne kadar sevebilirmiş diye soracak olursanız çokmuş diye cevaplarım. Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim şeklinde saçını süpürge etmiş ana nidaları atasım geliyor. Sevgisi paha biçilemez bebişimin maddi boyutu beni çok sarstı. Kendisi bir yana maşallah aşıları, tarağı, kabı, maması, kumu, vıdısı dıdısı derken tüm maaşı yatırıyorum. Üstüne üstlük sabah 5.30 dediniz mi pikemi çekerek o küçük ıslak burnunu burnuma dayayarak tacize başlıyor. Geceleri de yastığımın tepesinde küçücük gövdesine yakışmayan bir horlamayla uyuyor ve ben o gürültüde uyumaya çalışıyorum.

Paşacıkla birlikte, onun mutluluğu benim ezikliğim üzerine kurulu hayatımızı yaşarken işyerinde çok tuhaf ve güzel birşey oldu ki bizim ofis sadece sinir harbi yaşamak için yaratılmış bir mekandır. Lakin bu güzel meseleyi şimdi paylaşamıyorum çünkü önüne taş koymak için bekleyen kompleks küpü bir müdürüm var. Olay bağlansın en kısa zamanda bildireceğim sizlere :)

Havalar neden böyle ya? Benim memleketi aratmıyor bu İstanbul mübarek! Kendimi klimaya hapsettim resmen. Ev ile ofis arasında mekik dokuyorum ve popomu kaldırmaktan acizim. Şu bayram tatili için sağlam planlar peşindeyim lakin arada kalan 2,5 günü birleştirip kendime 10 günlük bir tatil yaratmış bulunuyorum ve zevkten dört köşeyim. Yani popomun kanepe/ofis sandalyesi ikilisinden kalkacağı günlerin ümidini bayrama bağladım.

Başlık lay lay lom olabilir ama özlediğim şeyler yok değil hayatımda;

Uzun zamandır görüşemediğim birkaç arkadaşımla hasret gidermek ve evde annemle anneannemin ayak seslerini duyabilmek.. Teyzemlerde ailenin kadınları olarak toplanıp kimsenin kimseyi dinlemeden sürekli konuştuğu ortamlarda kikirdemek, kızlarla falcıya gitmek fal esnasında topluca tepkiler vererek falcıyı ürkütmek.. Kısacası memleketimde +60 derece sıcaklığa rağmen sevdiklerimle olabilmek.

Yalnız yaşamanın çok hüzünlü bir tarafı da var gerçekten ama ben bunu üstümden atabilmek için olanca gücümle savaşıyorum. Öyle işte..

 
 

Seyir Defteri 05 Jan 2009

Filed under: GünLük — kokosh @ 00:41


Güya tatilden geliyorum. 4 günde 3 şehir gezdim ve 4. durak olarak ise İstanbul’a döndüm bugün. Biri baba tarafına ziyaret, diğeri kendi memleketim bir diğeri ise bahriyelinin yuvası.. Kuşkusuz en duygu yüklüsü askeriyeye gidişimdi ve o güzel anlar sayesinde beni en az yoran oldu diyebilirim. Çok garip bir duygu sevdiğiniz insanı bir üniforma içinde görmek ve onun tel örgülerinin arkasına geçemiyor olması. Mutlu bir gündü, hüzünlü tarafları da vardı tabiki.. Korkunç bir soğuk ve öldürücü bir rüzgar eşliğinde geçirdik 3 saati birlikte. Nasıl özlemişim, meğer nasıl merak ediyormuşum dün iyice anladım. Elimde sıcak yemekler, (evet sıcacık değil ama sıcak) kargoyla gönderilememiş olan hediyem ve mektubumla birlikte adım attım oraya. İlk gördüğümde beyaz bahriyeli şapkasıyla el sallıyordu bana ve gülümsüyordu masum masum. Bol bol konuştuk, güldük, müzik dinledik, (ipodumu götürmüştüm onun ne kadar özlediğini bilerekten) ısınmaya çabaladık açık havada çaresizce ve yedirdim durdum ona yemekleri. Sadece ona değil nerde ailesi olmayan bir asker görsem onları da besledim kurtuluş savasındaki analar misali. Dalga geçmeyin valla çok tuhaf bir şefkat basıyor insana oraya gidince. İçiniz acıyor, yanıyor hatta. Ama herşey güzeldi. İyi olduğunu bilmek, o 2 dakikalık telefon konuşmalarında soramadıklarıma cevap almak çok rahatlatıcı oldu. Tekrar ayrılmak kısmı ise korkutucuydu. Hemen kaçarak uzaklaştım ordan zırlamamak için..

Yılbaşı gecesini ise çılgınca özlediğim anneannem, onun ablası, annem ve Fakeangel’la birlikte geçirdim. Hayatta aile gibisi yok ve bu tezimde çok iddialıyım! Evimi, dostumu, ailemi, Yumoş’u ve hatta şapşal bakışlı içgüveysi damadım Sakıp’ı bile (kuşum ve kocası) nasıl özlemişim.. İstanbul uçağına binmek, buradaki yalnız hayatıma dönmek oldukça zor oldu bugün. Ve başlamak zorunda olduğum bitirme tezimin verdiği korku, işten ayrılmamın gerekliliği içime kasvet salıyor. Sanırım bu hafta son olacak işyerinde benim için çünkü bu tempoyla tez yazmayı bırak literatür taraması bile yapamayacağımı hissediyorum. Bu arada Fakeangel’ı alıp kuaförüme gittim ve saçlarımı sadece uçlarından kestirecekken kuaför ve Fake’in tuzağına düşerek kısacık saçlarla çıktım ordan. Çenemin hemen altında kesilen saçlarımla küçüklüğüme döndüm. Bakır saçlarım kısacık ve çilli suratım ay gibi ortada. Kendimi 5 yaşında hissediyorum, nitekim sevgilim beni görünce şirin bir gülümsemeyle ‘çok komik olmuş’ dedi. Hakaret mi iltifat mı ne olduğu belirsiz bu cümleden sonra beğendiğini açıkladı neyseki ama doğru mu söyledi bilemem tabi :) Ama bu saçı yıkamak çok kolay gerçekten ve kendimi böyle iyi hissediyorum.

9 sayısını çok severim ben, küçükken fala bakardık kuzenlerle ve 9 beraberlik demekti, mutluluk verirdi falda. Ordan kalma olabilir ama çok severim işte. O nedenle mi bilmem 2009′un da süper olacağını hissediyorum. Öyle olsun ama değil mi? Hadi hep beraber dua edelim, güzel süprizler olsun hayatlarımızda..