İkizler dünyaya geldi. Biliyorum çatladınız ama yazamadım işte. Malum bebek bakımı kolay değil. Hastanede imrendiğim hemşirelere taş çıkartırım utanmasam :P Gaz çıkarma, alt değişme, popo yıkama, bebek tutma, bacak masajı gibi hususlarda uzman oldum. Tek eksiğim emzirmek ki maalesef kardeşlerim ne zaman kucağama alsam tişörtümün üzerinden göğsüme yapışıp süt aramayı kesmiyorlar.
Hastane maceramız komikti. Okan Bayülgen ve normal doğum için sürekli bekleyip en sonunda sezeryana alınan eşi Şirin Ediger oda komşumuzdu. Muhabbetleri çok tatlı bir çiftler ve şirin bir kızları oldu. Basın çatlasın önce ben gördüm :P Asansörlerde kaçamak giren gazeteci olduğunu tahmin ettiğim kişiler tarafından Şirin Hanım’ın kardeşi misiniz (biraz benziyoruz da!), doğum ne zaman gibi saçma sapan sorulara maruz kaldım ama asla satmadım komşularımı, sel verip sır vermedim asla :)) Yalın’ı da gördüm asansörde minnik boyuyla güneş gözlükleriyle zor tanıdım valla, o da onları ziyarete gidiyordu belki de..
Kızkardeşlerim çok güzeller, hayır resimdeki onlar değiller ama gerçekten benziyorlar. Her ikiz gibi biri ufacık biri şişkocuk doğdu. Şişko olan bana benziyor ki bu hiç şaşırtıcı bir durum değil :P Yanakları, dolgun dudakları, ayak parmağının ikincisinin uzun olması ve elleri bile benim kopyam ve herkes bu durumu teyit ediyor habire.. İsimleri anlam açısından olmasa da kafiyeli, her ikiz kaderi gibi kendilerine ait bir eşyaları yok. Habire herşeyi giydiriyoruz karman çorman ve herşey büyük geliyor özellikle ufağa.
Doğum fotoğrafçımız daha önce de kaleme -klavyeye demek istedim- aldığım Şengül Pallı idi, harika resimler çekti sağolsun. Albümü sabırsızlıkla bekliyoruz hala. Abla olmak nasıl birşey derseniz, ben çözemedim hala. Çok nadir anlarda bunlar benim bacım yaaa oluyorum ve anında uçup gidiyor bu his. Neyse, yarın memlekete gidiyorum da bayramın çifte tarifesinden kurtulmak için kuaföre gitmeliyim şimdiden izninizle. Malum, KokoSh olmak kolay değil! :Pp (Ay şu halimi görseniz taşlarsınız beni..)