KokoSh » 2009 » July

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

PaeLLa TaRifi 22 Jul 2009

Filed under: KokoSh'un mUtFaĞı — kokosh @ 13:08

Şimdi size hem başlığa hem fotoğrafa bakıp bu ne be diyorsunuz. Haklısınız tabi.  Ama merak etmeyin, herkese ‘bu İspanya mutfağı şekerim, sen bilmezsin’ deyip saçlarınızı savurmanıza yardımcı olacak bir tarif geliyor KokoSh’unuzdan :Pp

İtiraf ediyorum yapılışını görmedim ama hayatım boyunca durmadan yemek yediğim için bir yemeğin tarifini çıkarmak hiç de zor değil :)) Şimdi bu yemek normalde tavşan eti ve tavuk etiyle yapılıyor. Ama biliyorum ki siz Türk vatandaşları tavşanlara kıyamayacağınız için tavukla yetineceksiniz. Ayrıca yaşadığım şehir olan Valencia’nın kendine özgü paellasının en önemli eti salyangoz. Valla bak dalga geçmiyorum. Hııı bir de burada, Türkiye’de safran dediğimiz ama aslında zerdeçal tozu olan şey çok pahalı diye renklendirici koyuyor İspanyollar ama bizde ucuz, siz gerçeğini kullanın.  Neyse Türk Paella’sının tarifine geçelim.

Normal pilav için kullandığınız pirinci hazırlayın. Fasulyeden göz kararınıza göre pişirin biraz, önceden kızarttığınız tavukları da hazır edin. Kırmızı tatlı biberleri kalın ve kısa olacak şekilde şişko şişko doğrayın. Soğanları da aynen. 2-3 diş sarımsağı da ufak doğrayıp atarsanız süper olur. Pirinç miktarınıza göre zerdeçal tozunu hazırlayın. (acı sarı renkli olan) Ve biraz da domates püresini elinizin altında bulundurun.

Şimdi pirinci tereyağı ve zeytinyağı karışımında kavurduktan sonra tüm malzemeleri ekleyin ve suyunu koyun. Pilav gibi pişirin, e tabi tuzunu unutmayın. Fasulye koyduğunuz için çok az miktarda şeker atarsanız yemeğiniz daha lezzetli olur. Ama çok çok az. Piştikten sonra dinlenmeye alırken kırmızıbiber ve karabiber atmayı unutmayın. Afiyet olsunnnnnnnnnnnnnnnnn!!!

Not: Resmi ben çektim, sonra da afiyetle mideye indirdim. Darısı başınıza.

 
 

So Far From Me

Filed under: GünLük, VazGeçiLmeZ ŞarkıLaRım — kokosh @ 00:30

Today I walked without you
Like an empty bottle drifting out to sea
I would change it I knew how to
But it don’t come that easily

If my heart wasn’t such a jungle
Maybe you wouldn’t feel so alone
If your her heart wasn’t such and ocean
I wouldn’t sink like a stone

If you weren’t so far from me
I could hold you while you’re sleeping
And hear you breathing softly
And be there when you’re waking

Phone calls could not complete us
Letters cannot replace
Miles and miles and miles between us
Another time another place..

 
 

İsPanya GünLüğü 3 21 Jul 2009

Filed under: GünLük — kokosh @ 23:04

İspanya’da günler hızla akıp giderken her geçen an yeni birşeylere şaşırıyorum. Mesela..

Mağazalarda gladyatör ve converse stili dışında ayakkabı bulmak imkansız. Cidden imkansız, şaka değil. Tam 12 mağazaya girmişim son 3 günde ve kafayı yemek üzereyim. Buranın tarzı gladyatör kardeşim!

Millet işyerini canı isteyince açıyor, canı isteyince kapıyor. Bir rahatlık bir rahatlık ki sormayın. 5 dakika önce açık yere bir bakıyorsunuz kepenkler inmiş. Şaka gibi ya!..

Sahilde sürekli (ortalama aldık arkadaşlarla 5 dakikada bir) kayıp çocuk anonsu yapılıyor. Sonra o çocuklar bulunuyor ve anne-babalarının adı 3 kez okunmasına rağmen onları gidip alan olmuyor :) Pek ilgililer yani.

Birşey aldığınız zaman neresi olursa olsun tren gibi kuyruğa giriyorsunuz çünkü 5 kasadan sadece biri çalışıyor. Her daim..

Domuz eti yemiyorsanız vay halinize, aç kaldınız demektir.

Evinize temizlik için gelen şahıslar asla yatak odalarına girmiyor. Sadece herkesin yürüdüğü ortak alanlar temizleniyor ve ütü, cam gibi şeyler için başka özel kişilerle temasa geçmeniz gerekiyor.

Herkes sigara içiyor ama tek bir kültablası dahi göremezsiniz hiçbir kafede. Burada sokaklar kültablası, kural böyle. Ama gündüz sergiledikleri pasaklılıkları akşam olunca titizliğe dönüşüyor. Dev gürültülü makineler tüm sokakları tertemiz yalayıp yutuyor. :Her gece ama her gece temizliyorlar heryeri.

Herkesi çıplak dolaşıyor sanırsınız çünkü minnacık şortların üstüne kocaman gömlekler veya tişörtler giyiyorlar.

Kredi kartı slipleri ve fişler kafanız uzunluğunda ve genişliğinde. Üstelik şifre soran yer çok az ve sorsun sormasın bir de sizden fotoğraflı kimlik istiyorlar.

LV burda Türkiye’nin yarı fiyatı, e Made in Spain boşuna değil.

Evlenen kilise nikahından boşanamıyor, her Katolik ülke misali.

Sanırsam herkesin 3 adet çocuğu var, ne bir eksik ne bir fazla :) Üstelik yaşları aynı gibi gözüküyor. Nasıl başarıyorlar bilemiyorum.

Sahil şehirlerine giderken hala pervaneli uçak kullanıyorlar. Gerçi bu başka ülkelerde de çok yaygın ama inanın korkunç bir gürültüyle çalışıyor ve işte ölüm günüm geldi diyorsunuz.

Dergiler incecik. Yani bizdeki odun gibi meşhur dergilerin aynısı burda kağıt gibi. Nasıl dergi dayanıyor insanlara valla muamma.

Heryerde yiyebileceğiniz 3 şey var; Tapas, Bocadillos ve Paella.

Sadece 19 €’ya muhteşem bir Siemens telefon içinde Vodafone hat alabiliyorsunuz. Üstelik hattın içinde de bayağı bir kontör var :) Umarım bu olay Türkiye’de de yayılır.

Ay öyle işte.. Aklıma başka birşey gelmiyor. Bu resmi de ben çektim ayrıca kıskanın. Denia diye bir yanı deniz bir yanı dağ harika bir şehrin marinası.. Sizi de beklerim.

Etiketler:
 
 

İspaNya GünLüğü 2 12 Jul 2009

Filed under: GünLük — kokosh @ 03:41

İspanya’da günler hızla akıp giderken neye yetişeceğimi şaşırıyorum. Okula mı ödevlere mi yoksa gitmem gereken mekanlara mı koşacağımı bilemiyorum.. Üstelik bir de hergün taze market alışverişi ve evde yemek pişirme gibi dertlerimiz var. Ama keyifli dertler bunlar, çok şükür diyorum o yüzden.

Bu yazımda size kısa kısa Valencia’dan izlenimlerimi aktarmaya karar verdim. Buyrun okuyun..

Kırolar sadece bizde yok, gece yolda yürürken arabalardan ”Heyyy guapa uuuuuuuu” diye dili dışarda bağıran İspanyol erkekleri mevcut ama insan turist olunca pek üstünde durmuyor.

İnsanlar sabah sabah içmeye başlıyor. Kafelerde bira ve patatesle kahvaltı yapan tuhaf varlıklar mevcut.

İspanyol kadınlarının %90′ı üstsüz güneşleniyor. güneşlenmekle kalmıyor sahilde yürüyüş yapıp öyle yüzüyorlar. Sahilde meme hücumuna uğradım resmen. Güzel çirkin farketmez her an meydandalar maşallah. En komikleri silikonlu olanlar. Heykel gibi patlamak üzere olmalarına rağmen hiç kıpırdamayan toplar gibiler!

İnsanların kaçta işe gidip geldiğini anlamak mümkün değil, sanki herkes başıboş.

Kimse ingilizce bilmiyor, eşşek gibi İspanyolca bilmek zorundasınız. Yoksa yandınız!

Mağaza görevlileri daha siz konuşmaya başlar başlamaz aksanınızdan turist olduğunuzu anlıyorlar ve nedensiz bir şekilde sizden gıcık alıyorlar. Satış yapmayı bırakın bir an önce sizden kurtulmak için can atıyorlar.

İnsanların gece dışarı çıkma kavramı sabaha karşı. Gece 2′den önce bir anlam taşımıyor mekanlar onlar için.

Tüm binalardan gecenin bir yarısı şarkı söyleyen insan sesleri geliyor. Çok güzel gitar çalanlar var ve dinlemek çok zevkli. Şehir her an nefes alıyor sanki.

Kadınların ciddi anlamda %80′ninin ayakları korkunç bakımsız. Yarısı çıkmış ojeler ve kirli ayaklarla dolaşıyorlar. Sanırım sahilde yaşamaktan gına gelmiş, bakım yapmıyor kimse.

Gecenin 1′inde sokakta sayısız küçük velet ve bebek arabasıyla gezen aile görebilirsiniz. Kimse çocuklarının yatma saatiyle kafayı bozmuş değil bizim ülkemizdeki gibi.

Valencia erkekleri (bunu hocalar da söyledi buraya hasmış) inanılmaz kaslı. Her tarafta Arnold vücutlu adamlar dolaşıyor resmen. Üçgen üçgen böyle!

Ben Castellano öğrenirken yeterince zorlanmıyormuşum gibi bir de Valenciano diye bir dil çıktı başıma. Birçok insan Valenciano konuşuyor. Bu şehre has bir dil. Sokak tabelalarından anlıyorsunuz hangi bölgeler Valenciano konuşur çünkü ‘calle’ yerine ‘carrer’ yazıyorlar.

Marketlerde muhteşem balık çeşitleri var, sınırsız seçenek ve süper taze. Hayatımda görmediğim yaratıklar duruyor buzluklarında ve ben pişirmek istiyorum hepsini teker teker!

Şarkıları muhteşem, sağlam bir radyo kanalı keşfettim bugün hiç kapamak istemiyorum!

Tramvay kullanırken kart alıyorsunuz ama kimse kontrol etmiyor, resmen sizin etik anlayışınıza bırakmışlar. Ben bilseydim Türk kafasıyla almazdım diyorum :P

Her taraftan Türkçe birşeyler bilen veya Türk bir sevgilisi olmuş biri çıkıyor. Bizim ülke amma hızlıymış da haberimiz yokmuş!

İnanılmaz bir ekmek, pasta düşkünlüğü söz konusu. Heryerde fırın ve pastane tarzı şeyler var. Ve özel yemekleri paella haricinde yiyecek birşey bulmak inanılmaz zor.

Hava korkunç sıcak. Bizim Akdeniz iklimi. Yapış yapışsınız çünkü rutubet çok. Ama sahil dediğiniz an sürekli bir rüzgar söz konusu. O nedenle benim gibi nolduğunuzu anlamadan ıstakoz gibi pişiveriyorsunuz.

Herkesin ortak ayakkabısı flip floplar. Barda, okulda, işte, diskoda heryerde ayaklarında terlikler. Hayranım rahatlıklarına. Ömür boyu yaşamak için bile harika bir sebep kanaatimce.

Hüzün içeren flamenkonun aksine burda sevilen dans ’sevillana’ çünkü çok mutlu ve hareketli bir dans türü.

Ulaşım çok gelişmiş ama çok erken kapanıyor akşamları otobüsler, metrolar belli duraklarda. Otobüslerin herbiri gelmeden önce ekranlardan kaç dakika sonra geleceklerini takip edebiliyorsunuz. Bizim ülkemizdeki gibi perişan olmuyorsunuz 25 dakika boş boş, o sırada başka işlerinizi halledebiliyorsunuz.

Burda da İstanbul gibi sarı ışık trafikte fırla demek. İnanılmaz hızlı araba kullanıyorlar. Yayaya yeşil yanarken bile geçmek için yırtınan trafik canavarları var.

Yolun ortasında durup ateşli bir şekilde öpüşen sayısız insan var. Üstelik öyle 1 dakikada sona ermiyor. Siz sipariş veriyorsunuz, yemek geliyor mesela aynı adamlar hala aşk yaşamaya devam ediyorlar. Tuhaf.

Öyle işte..

Etiketler:,
 
 

İspaNya GünLüğü 1 07 Jul 2009

Filed under: GünLük — kokosh @ 12:55

Bildiğiniz üzere Pazar günü İspanya topraklarına adımımı attım. Aslında 2 gündür burada olmama rağmen yazacak çok şey var ama ben pek zaman bulamıyorum. Düzenimi oturtunca ki bu çok yakın, daha çok şey yazacağım :)

Bu gördüğünüz resmi evimin balkonundan sizler için çektim. Valencia’nın en merkezi sokaklarından birinde oturuyorum. Bu sokağın en güzel yanı araba giremiyor olması dolayısıyla binalar arası sırf kafeler. Evimin altında mango, karşısında women’s secret, yanında zara, öbür yanında massimo dutti, ilerisinde H&M, LV, Hermes ay yani aklınıza ne gelirse var! Tabi bu durum ekonomi açısından pek hoş değil çünkü gözünüz dönüyor ve kendinizi tutmak zorundasınız. Evde kimlerle yaşadığım konusunu ise tamamen başka bir bahara bırakıyorum çünkü okula gitmeme az kaldı ve ben ödevlerimi bile yapmadım.

Okul çok yoğun, seviye tespitinde en üst düzey çıktığım için (ay çok övünüyor gibi oldum :P) dersler felaket zor. Nefes almadan konuşulan İspanyolca yüzünden gece kafamın içindeki sesleri susturamadım. Haftaiçi hergün öğlen 14.30′dan 19.30′a kadar dersteyim ve sadece 2 tane 5 dakikalık aram var.. Neyse dün hoşgeldin partisi vardı bir bara götürdüler bizi. Buranın meşhur yemeği Paella’dan ve meşhur içkisi Sangria’dan tattık. İtiraf etmeliyim dün yanlışlıkla tavşan ve salyangoz yedim. Neyse vazgeçtim, bu konuyu kapamak istiyorum.

Etiketler:,