KokoSh » 2009 » May

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

Just One Of Those Days.. 27 May 2009

Filed under: GünLük — kokosh @ 01:10

Bugün okulda felsefeden bozma bir sınava girdim. Halbuki hiç felsefe dersi almıyorum ben.. Sonrasında sevgilimle Arnavutköy’e balık yemeye gittik. Adem Baba’ya. Arkamızda Kıvanç Tatlıtuğ ve Meltem Cumbul çifti vardı. Kıvanç’ın lisedeki hallerini hatırladım memleketimizden.. Tüm kızlar aşıktı biz küçükken ona, (ben değildim, sarışın erkek sevmem) şimdilerde de bu durumun değiştiğini sanmıyorum. Meltem Cumbul’a gelince, zaten çok beğenirim oyunculuğunu. Yaş farkına rağmen mutlu ve doğal bir çift imajı çizdiler gözümde. Ne diyim, hep böyle olsunlar..

Yemek bitince biraz yürüyüş yaptık sahilde, tabi benim zorumla. Sevgilimin deniz kenarı kavramı sıfır. Yürüyüş desen adam mantığını bile anlamıyor. Zaten mantık araması problemi yaratan ya neyse. Bak yine sinirlendim! Büyükada ve Heybeliada’ya gitmek için yüzlerce kez yalvarmışımdır ama toplamda 3 kez gittik.. O gün 3 kez gittik deyince, ‘fazla bile gitmişiz’ dedi. Halbuki ben param olsa hemen bir yazlık alırım ordan, o kadar seviyorum ortamını. İstiyorum tuttuğum balıkları pişirim, arkadaşlarımız gelsin, takılalım birlikte. Sabah olsun denize inelim. Saatlerce kitap okuyim ben falan. Bir insan adada olmayı nasıl özlemez, algılayamıyorum ben.

Gecenin sonunda Mayadrom Starbucks’a uğradık, elimizde kahvelerimiz İzzet Çapa’nın yeni mekanını keşfettik. Joke Hippi oldukça sevimli. Ortam ‘şaka’ gibi. Rengarenk ve absürd ama basitlikten çok uzak, alımlı. Geniş hayal dünyamda hemen özel bir gece planladım mekanı kapatıp, hayalimin sonunda getirdiğim seksi dansöz ve arkadaşlarımla dans ediyordum. Evet, hemen uçma kapasitesine sahibim ben. Sonrasında verecekleri bir partiye katılmaya karar verdik sevgilimle.

Şimdi ise yarın teslim etmem gereken ama başlamadığım bir ödevi düşünüyorum. Sadece düşünüyorum ama, harekete geçmeyi ise yarına bırakıyorum..

 
 

Hidden Track 24 May 2009

Filed under: Anatomi-ER&OR :), GünLük — kokosh @ 23:26

Sevgilim geldi askerden. Farketmişsinizdir, yazamadım hiç. Herşey güzel, herşey iyi. 12 kilo vermiş haliyle kendimi obez gibi hissettirmesi dışında..

Kep törenim belli oldu. 27 Haziran.. Canım dostum, Fakeangel’ın çok sevdiğim ablasının düğün gecesi. Arada kaldım, sıkıştım. Daralıyorum.

Yazın İş İspanyolcası kursuna gidiyorum. İspanyolcayı bırakın Türkçe evrak okumak bile problem bazen. Valencia’da kursum.. Mekanı ben seçtim. Kargaşadan uzak, harika sahilleri olan bir yer olsun istedim. Kurstan sonra bir sırt çantasının içine güneş kremlerimi, havlumu ve kalın romanlarımı atmak, kumların üstünde dinlenmek istedim. Ruhumu ve bedenimi dinlendirmek 1 ay boyunca.

2 gece önce rüyamda yıkılan bir ağaç gördüm. Çok yaşlıydı. Sabah uyandım, aileden biri ölecek dedim. Öldü.. Büyük halalarımızdan biri ‘çok mutluyum’ dedikten hemen sonra kapamış gözlerini bir balıkçıda bugün.. Dün gece de çok güzel bir rüya gördüm. Hidden trackler gibi süprizler vardı içinde.. Mutluydum, mutluydu.. O rüya çıkar mı bilmiyorum ama.

Güzel bir film izledik sevgilimle dün gece; Marley ve Ben. Filmde Jennifer Aniston çocuğunu düşürüyordu. Doktor onunla konuşurken çok ağladım. İnsanların hiç doğmamış bebekleriyle nasıl bir bağ kurabildiklerini anlamak güç ama hissetmek çok kolay, bunu farkettim.

Tezimi bitirdim, sonuç muamma. Haber bekliyorum ama tek satırını dahi düzeltecek halim yok. Lütfen istemesinler benden birşey. Lütfen..

FMF tahlillerimi yaptırdım. 6 ayda bir ve yılda bir yapılması gereken tahliller; tam idrar, 24 saatlik idrar ve vitaminler. Bir de karaciğerle ilgili birşeyler. 24 saat boyunca aklınıza gelebilecek tüm idrarlarımı topladığım pet şişeden çıkan sonuç negatif. Böbreklerimde hasar yok. Avuç avuç dökülen saçlarım ve dayanılmaz halsizliğimin sebebi ise D3 vitamin eksikliğimmiş. Yazın güneşe karşı yatarak bol bol D vitamini almaya karar verdim vücuduma. Doktorun yarın yazacağı hapları saymıyorum tabi..

Sevgilim bana bir buket mavi gül aldı, ben istedim. Evet, isteyenin bir yüzü.. Mavi güllerin doğal olmadığını biliyorum ama bu durum güzelliklerine gölge düşürmüyor. Mavi olan herşeye zaafım var hem benim. İmkânsızı sembolize eden mavi gülün sahibine gençlik bahşettiği veya dileklerini yerine getirdiğine inanılırmış bir de.. Kimbilir.

 
 

Did You Say It? 15 May 2009

Filed under: GünLük — kokosh @ 23:20

Did u say it?

‘I love u..’

‘I don’t ever want to live without you..’

‘You changed my life..’

Did u say it?

Make a plan.. Set a goal.. Work toward it.. Bu every now and again look around.. Drink it in..

Cause this is it.

It might all be gone tomorrow.

 
 

AnneLerin GüNü 10 May 2009

Filed under: GünLük — kokosh @ 13:22

Bugün annelerimizin günü. Onların hakkını ne çiçeklerle ne hediyelerle ödeyebilmemiz mümkün değil. Bunu ödeyebilmenin tek yolu aynı fedakar ruhla kendi çocuklarımızı büyütmek.. Yine de siz bugün her olağan günden biraz daha fazla çabalayın onu mutlu edebilmek adına. Hiçbirşey boynuna sarılıp onu sevdiğini söylemeniz kadar mutlu etmeyecektir annenizi ama siz diğer olayları da ihmal etmeyin tabi :) Fazla mutluluk göz çıkarmaz.

Ve eşler.. Lütfen size dünya güzeli çocuklar veren hayat arkadaşlarınızı bu özel günde de diğerlerinde olması gerektiği gibi ihmal etmeyin. Yuvayı yapan dişi kuş unutmayın beyler. Ona verdiğiniz değeri gösterin, onu anne yapan sizsiniz ve mutlaka sevginizi hissettirin aşkınıza.

Tüm annelerin anneler günü mutlu olsun, kutlu olsun.

Annelerime not: Anne ve anneanneciğim, siz olmasaydınız ben ne halde olurdum kimbilir!.. Varlığınız, sonsuz sevginiz ve yaptığınız her fedakarlık için size minnettarım. Sizi çok seviyorum ve her zaman seveceğim..

Etiketler:
 
 

Neydi Günahım?

Filed under: GünLük — kokosh @ 01:30

İki gecedir, evet evet tam iki gecedir bu saate kadar tez yazıyorum. Yazıyorum yazıyorum ama nedense bir türlü bitiremiyorum. İlaç koydukça inadına üreyen karıncalar misali heryerden birşeyler fırlıyor.. ‘Beni yazmadan geçme, bak bana da değinmezsen olmaz, ben tezinin belkemiğiyim kızım, konunun derinine in be güzelim, ben bu iş için birtaneyim’ gibisinden tuhaf sesler duyuyorum kafamda. Valla duyuyorum bak. Masadan, yerlerden hatta bazen kanepede popomun altından çıkan 18 kitap ve birtakım ıvırzıvırlar yetmezmiş gibi her keşfettiğim ebookta, makalede, internet sitesinde gördüğüm yeni başlıklar, satırlar konuşuyorlar benimle. Yok buna konuşma denmez, emrediyorlar bana. Huzursuz ediyorlar, unutmamam için üzerlerine mavi stickerlar yapıştırmamı istiyorlar en azından. Her tarafımda konuşan yazılar var, benim gözümde onlar artık harf kılığına girmiş birer canavar! Ve anladığınız üzere ben aklımı üşütüyorum zannedersem.

Günahım neydi benim ha söyleyin? Allahım neydi günahım şarkısını söylemek istiyorum Kayahan’dan, çok sevdiğim halde yorgunluktan sözlerini bile hatırlayamıyorum. Yalnız çok iyi hatırladığım birşey var ki ben bu masterı yapmaya karar verdiğimde Tezsiz Yüksek Lisans adı altında girmiştim harika okulumun biricik bölümüne.. Düşünebiliyor musunuz? TEZSİZ!!!

 
 

ChaneL 05 May 2009

Filed under: ALışveriŞ SePeTim — kokosh @ 23:25

Chanel çok sevdiğim bir markadır. Ama öyle Chanel’den çıkmadığımı falan düşünmeyin bütçe mi kaldırır yani?! Chanel’in inci kolyeleri, ojeleri, bronz allıkları, klasikleşmiş siyah beyaz elbiseleri, kısacası birçok ürününe tapıyorum. Özellikle ilkbahar sezonuna girerken Harvey Nichols’ın vitrininde bebek pembesi ve bebek mavisi çizgili bir elbise üzerinde uzun bebek mavisi hırka vardı, inanın o gece rüyama girdi o cansız manken ve sinir etti beni.

Uzun yıllardır özel gecelerde Chanel N5 parfümünü kullanırım ben. Günlük hayatta pek kullanamıyorum çünkü beyaz tenli olduğum için ağır geliyor. İçindeki o bebeksi ama aynı zamanda kadınsı kokuya bayılıyorum. Kullananlar bilir ne demek istediğimi. Bu yazıyı neden mi yazıyorum? Çünkü az önce Chanel’de gezinirken gurur duydum! Chanel, N5 için çektiği yeni reklam filminde bilin bakalım nerede? İSTANBUL!!!

Benim inanılmaz hoşuma gitti ve bu durumdan henüz kimsenin haberi yok tahminim, ben Chanel’den email alır almaz girdim çünkü yeni filmi izlemek adına. Basından falan da birşey hatırlamıyorum, siz biliyor muydunuz? Ay neyse, buyrun siz de izleyin!..

 
 

TaRihe DönüŞ 03 May 2009

Filed under: KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 18:06

Ayılıp bayılarak okuduğum ve sizlere de tavsiye etmekten geri durmadığım yazar Philippa Gregory‘nin bir kitabı daha sonunda Türkçe’ye çevrildi! Boleyn Kızı, Bakirenin Aşığı ve Kraliçenin Soytarısı kitaplarına sahip olduğum halde henüz içlerinden Kraliçenin Soytarısı’nı okumaya fırsat bulamadım. Onu okur okumaz İspanya prensesi Katherine’nin İngiltere tahtına geçme maceralarına atlamak istiyorum Mahkum Prenses’in sayfalarına gömülerek ki konusu itibariyle çok heyecanlı gözüküyor.

Fiyat 24 TL. Herzamanki gibi biraz pahalı ama malumunuz bu kitaplar en az 600 sayfa.. İsterseniz benim gibi D&R‘dan online şekilde alabilirsiniz 7 liranız cepte kalarak. ‘E ama kargo?’ derseniz 4 lira falan normalde ama alacağınız başka şeyler de varsa onları da ucuza alarak 50 liralık siparişinizle kargonuzu bedavaya getirebilirsiniz, haberiniz olsun.

Bol kitap kokulu günler diliyorum! :))