KokoSh » 2009 » February

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

ŞaPka ÇıLgınLığı 25 Feb 2009

Filed under: ALışveriŞ SePeTim — kokosh @ 15:41

Siz de benim gibi aksesuar kullanmayı sevenlerdenseniz eğer kışın şu soğuk günlerinde de birbirinden güzel şapkaları takmanızı tavsiye ediyorum. Şapka size farklı bir tarz katmaz sadece, gerçekten sıcak tutar o değerli beyinlerinizi saklayan kafacıklarınızı.

KokoShunuz olarak bu olaya da el atmak istiyorum bugün! Kanyon B1 katında bulunan Hat Quarters size aklınızın alamayacağı şirinlikte modeller sunuyor. Erkek kadın farketmez, herkese ve her tarza uygun modeller mevcut gözümle gördüm. Sadece görmekle de kalmadım aslında, alışveriş deneyimimiz de oldu sevgilimle. O kendine çok güzel bir şapka aldı ordan. Bir süre sonra ise yine karıştırırken orayı bana harika bir bere aldı üzeri tığ işi çiçekli. Satılan ürünlerin çoğu Goorin Brothers markaydı gördüğüm kadarıyla. Kendi websiteleri uluslararası gönderim yapmıyor peşinen söyleyim. Hat Quarters’a dönecek olursak, fiyatlar çok pahalı maalesef. Yani bir şapkaya ödemek istemeyeceğinizi düşündüğüm rakamlar söz konusu. Hatırladığıma göre 70-180 TL arasında değişiyordu.. Yani her zaman alışveriş yapılacak bir mekan olmasa bile birçok insan için, gerçekten beğenilen 1 veya 2 ürün alınabilir diye düşünüyorum.

Veeeee asıl bomba habere geldik! Orada satılan şapkalardan bazılarını internette buldum. Ve tabiki ülkemizden çok daha ucuza elde edebiliyorsunuz ürünleri bu siteden. Site Anonymous-Venice ve burada da birçok model söz konusu, Kanyon’daki kadar yok tabi ama olsun. Bu siteden Türkiye’ye gönderim mevcut. Kargo masrafını çözebilmek amacıyla iki şapka alıyormuş gibi yaptım :) 70 dolarlık bir alışveriş için en ucuz kargo seçeneğiniz 23 dolar, en pahalısı ise 68 dolar. Yani kargonun hızı size kalmış dolayısıyla fiyatı da öyle.

İnternetten alışveriş yapmak gerçekten çok keyifli, ben birkaç yıldır yapıyorum ve çok memnunum. Denemeyeniniz varsa tavsiye ediyorum. Şimdiden İyi alışverişlerrrrrrrrr..

 
 

SebzeLi TaVuk 18 Feb 2009

Filed under: KokoSh'un mUtFaĞı — kokosh @ 23:54

Bugün süper bir yemek yaptım, vallahi hem basit hem çok lezzetli. Önce malzemeleri sayıyorum; 10 küçük baş soğan, 7-8 diş sarımsak, 1′er yemek kaşığı ayçiçek ve zeytinyağı, 500 gram kalça kuşbaşı tavuk, 1 çorba kasesi bezelye, havuç ve patatesten oluşan karışık garnitür, 1/2 küçük paket katkısız domates püresi, tuz, karabiber, kırmızı pul biber, kekik, yarım demet dereotu.

Şimdi yapılışa geçiyoruz! Önce iki yağı birlikte kızdırıyorsunuz ve yıkadığınız küçük tavukları çevirerek iyice kızartıyorsunuz. Tavuklar suyunu vermeye başlayınca baş soğanları tüm tüm ekliyorsunuz ve pembeleşinceye kadar tavukla birlikte çeviriyorsunuz. Sonra domates püresini ve sarımsakları ekleyip biraz daha pişiriyorsunuz. Bu sırada doğradığınız dereotlarını da ekleyebilirsiniz. Ve en son garnitürü ekleyip baharatları serpip karıştırırken yemeğin üzerini örtecek kadar sıcak suyu ekliyorsunuz. Tencerenin kapağını kapatıp kısık ateşte suyunun çoğunu çekinceye dek bekliyorsunuz. İşte hepsi bu!

Baharat ölçünüzü kendi zevkinize göre ayarlayabilirsiniz. Ayrıca ben bugün aceleden unuttum ama 2 adet yeşil biber de doğrarsanız yemeğe tadından yenmez :pP

Not: Rejimdeyseniz yanında kepek ekmeği ve ayranla, yok değilseniz muhteşem tereyağlı bir pirinç pilavıyla mideye indirebilirsiniz. Afiyet şeker olsun, top top et olsun :Pp

 
 

Very first time.. 15 Feb 2009

Filed under: GünLük — kokosh @ 00:59

Bu bizim ilk sevgililer günümüzdü. Yıllarca, sanki kuralmış gibi hiçbir sevgililer gününde birlikte olamamıştık biz çeşitli sebeplerle. Aslında sevgililer günü denilen şey çok önemli değil ama biz özel günler yaratmayı severiz sevgilimle. Doğumgünleri, yeniyıllar, sevgililer günleri hediyeler ve süprizler için bahaneler yaratır bize. (Ay yazdıkça istemeden yarattığım kafiyelerden fenalık geçiriyorum!) Ve bugün çok güzeldi. Gölcük’te yaşanmış en güzel bahriyeli aşkı bizimkiydi belki de. Hatta ‘belki’yi kaldırmak istiyorum izninizle burada. Evet, en güzel aşk bizimki!

Ona aldığım hediyelerin ikisi İngiltere’den ülke sınırlarına yetişemediği için ben de resimlerini gösterip güldürdüm onu. Ve en ufak hediyemi verdim ona. O ise bana çok çok istediğim ama bulamadığım birşey almış. Ve bununla da sınırlı değil. Eve geldiğimde yan komşumda beni bekleyen kırmızı kalpli kutu içinde çok güzel çiçeklerim vardı ve tepesinde komik ötesi oyuncak bir fare, en değerli parça ise çiçek notu tabiki :) Ben onu çok özlemişim, o da beni kocaman özlemiş. Ve bu elele geçirdiğimiz hiç bitmesin istediğimiz gün bile sevgililer gününü ortaya çıkaran kişiyi alnından öpmem için başlı başına bir sebep!

Özetle dilerim ki hepiniz için, sadece sevgililerinizle değil tüm ailenizle ve arkadaşlarınızla sevgi dolu günler geçirin. Sadece sevgilinizin değil, tüm ailenizin, dostlarınızın bugününü kutlayın ve onlara olan sevginizi dile getirmekten çekinmeyin. Hayat hiç ummadığımız bir hızda akıp gidiyor ve beraberce, dolu dolu yaşanmayı hakediyor. Hakettiğinizi alın! Ve herkese hakettiği sevgiyi verin!..

 
 

Dertler derya olmuş.. 10 Feb 2009

Filed under: GünLük — kokosh @ 23:23

İnanın çok eğleniyorum bir saattir! Google Analytics sayesinde kim neden gelmiş şu son günlerde bakın buraya.. Ben de dertlerine derman olmak istiyorum müsaadenizle! :))

Askerime hediye olarak ne gönderebilirim?

Öyle herşeyi olmaz tabi. Kitap falan ancak o da belki alınır içeriye.

Ugg su geçiriyor mu?

Hangi modeli şekerim? Kritik soru bu! Cardy geçiriyor, classic geçirmiyor haberin olsun.

Gıdığım var!

Hangimizin yok ki..

İki yeşil su samuru sonunda ne oldu?

Ya ne gıcıksın sen ya.. Hiç sevmem filmin, kitabın sonunu söylemeyi, oku ya da meraktan öl banane.

Kızlar banyo yaparken neyle tatmin olurlar?

Nasıl bir tatminlik, ruhen mi? :) Şahsen ben bir peeling yapınca oh be oluyorum ama senin amacın başkaysa cevabın bende değil.

Saç boyasıyla kınayı karıştırınca alacağım sonuç ne olur?

Ama neden!? Ne gerek var! Kendimi uğrunda kobay etmeyeceğim.

Nasıl erken kalkabilirim?

Ah canım benim! Kelin ilacı olsa başına sürermiş..

Sanem Çelik benim komşum

Ne mutlu sana! Peki birşey soracağım, tüm gün başınız şişmiyor mu?

Victorias secret+cvv numarası

Ver gitsin ya amannn, ben kaç kere aldım bir sürü şey hiçbirşey olmadı kartıma.

Son dakikada master tezi yazmak

Böyle devam edersem ben de aynı aramayı yapacağım google’da! Sen yazma bence hiç bu saatten sonra..

Ayla Dikmen ölüm sebebi

Adli tıp çalışanı falan mısın? Allah aşkına torpille beni de alsanıza aranıza, valla bak şıp diye çözerim tüm gizemleri.

Kötü bir kızın günlüğü

Sensin o!

Asker kıyafetleri nerden ve nasıl sipariş edebilirim?

Ne amaçla? Hayır yani amaç fantezi ise bak bu sitede var; www.escapade.co.uk

Saçlarım boyayınca neden yeşil oldu?

Bir kere bana da olmuştu bu bak valla. Meksika’dayken marketten aldığım küllü sarıya boyamıştım saçlarımı öyle kil yeşili çıkmıştı, çok ağlamıştım, çok gülmüştü arkadaşlarım bana. Nerden aklıma getirdin ki şimdi?

Pronovias gelinlik nerden alabilirim?

Ya ilahi Pronovias’tan tabiki! :) Kuzum sen bu akılla evliliği yürütebilecek misin ondan haber ver bana..

Çinli kadınların beyazlamak için kullandıkları kremler

Gel vazgeç yol yakınken. Ne işine yarayacak, hani amacın korkutmaksa birini çok başarılı onlar gerçekten. Ben çok korkuyorum o hortlak suratlı çinlilerden çünkü.

Sevgilimle iyi bir gecenin sırrı

O sırrı senden başkası bilemez, biz tanımıyoruz ki sevgilini..

Bir seks düşkünün gizli günlüğü

Bir kere ben öyle birşey anlattığımı hiç hatırlamıyorum. Ayrıca ‘gizli’ yani adı üstünde, biraz mahremiyete saygı ya!

Sevgilim fmf

Geçmişolsun, ölmez ama merak etme bak bana taş gibi ayaktayım yıllardır! Ha eğer sevgilin erkekse kısırlık ihtimali var ama haberin olsun.

Sevgilimi takip ettirmek istiyorum

Yapma öyle şeyler, neden şüpheleniyorsun biraz konuştur bakalım çaktırmadan, gözlemle önce bir. Dedektifler dünyanın parasını alır hem.

Babam uyurken sevgilimi içeriye aldım

Valla çok fenasın sen! Korkulur senden. Cahil cesareti var sende ya da baban felçli falan herhalde, yazık.

Zengin bir kadınla deli bir adamın aşk filmi

Sen hangi karakterle özdeşleştirdin kendini ben onu merak ettim asıl?

Yemekteyiz’de 4.durak neresi?

Niye? Katılacak mısın? Boşversene, ben sana haftada değil ama yılda verim o parayı sen hergün bana pişir. Hem hiç şikayet etmem, birlikte de yeriz mis gibi.

 
 

KokoSh KanunLarı

Filed under: GünLük — kokosh @ 21:38

Türkan Şoray’ın nasıl kanunları varsa müdavimlerim bilir, benim de kendi resmimi koymama kuralım vardı blogumu açtığım günden beri. Bugün asi günümdeyim ve kendime başkaldırdım :) İşte size kanunlarımı yıktırtan fotoğrafım! Solda görülen şahsiyet kadim dostum Fakeangel ki kendisi aynı zamanda tanıyabileceğiniz en komik insanlardan birisidir. Sağdaki ise benim tabiki!

Resimden beni sokakta görseniz tanımanız pek mümkün değil nasıl olsa diyerek koydum gitti işte buraya! Elini veren kolunu kaptırır derler sakın ha başlamayın tam yüzünü görelim falan diye :) Hatırlıyorum bir ara gaza gelir mi salak acaba diye düşünüp demek ki inanılmaz çirkinsin hiç kendine güvenin yok yazan süper zeki(!) vatandaşlar vardı yorum yazan ama naber yemedim!

İstanbul’a dönünce Fakeangel’ı çok özledim ben. Bana damla sakızlı türk kahvesi yapmasını, asker sevgilisi arayınca sesini 3 ton inceltip efendim hayatım demesini ve benim orda kahkahalara boğulmamı, internetten tişört bakmamızı ve bu sana bu bana diye komik ötesi seçimler yapmamızı.. Bunun gibi birçok şey.. En çok sevdiğim şey ise onun devasa kütüphanesinin önüne oturup ilgimi çeken kitapları şu nasıl bu nasıl diye sormak ve hiç çıldırmadan bana cevap vermesi sakin sakin. Hı bir de bir kedileri var onların tüm gün onu kovalıyorum ben evlerinde Elmayra misali ve sıkıyorum onu sevgimle kedi her tarafıma tekme atıp kaçana kadar.. Adı da tam kokoshlara göre kedilerinin; Cımbız! :)))

Not: Fotoğrafın tüm dağıtım hakları bendedir. Az önce cep telefonuyla konuşup diğer şahıstan da izin almış bulunuyorum, nolur nolmaz konuşmayı da kaydettim kanıt olsun! Ne bilim belki diploma parasını bana ödettiği ve bunu koz olarak kullandığım için bununla dava açıp öç almaya kalkar falan benden..

 
 

Yumuşacık AyakLar 09 Feb 2009

Filed under: GünLük, GüzeLLik SeanSı — kokosh @ 20:26

Akdeniz’in ılıman ikliminden İstanbul’un çamurlu sokaklarına dönüş yaptım bugün. Her zamanki gibi rötarlı Thy uçağı ile.. Rötardan nefret ettiğimi söylemiş miydim? Ayrıca eve dönüşüm de pek bir ballı oldu. Liseden bir arkadaşımı gördüm uçakta. Çocuk maşallah Harvard’a bile başvurmuş master için. Neyse yine başka bir amerikan üniversitesinin mülakatına gelmiş, arabayla bıraktı eve kadar sağolsun. Yolda gözüm parmağındaki yüzüğe takılmış olacak ki aynanda birbirimize söz nişan vıdıvıdı cümleleriyle soru sorup kahkaha atmaya başladık. Bende birşeyler olmadığını öğrenince kendi teklifini anlattı kızarkadaşına yaptığı ve cep telefonundan o gecenin resimlerini gösterdi. Pek bir sempatik buldum gelin hanımı. Umarım o da koca adayı kadar zekidir de Einstein’dan bozma çocukları olur memlekete hayrı dokunan.. :))

Siz güzellik manyaklarını da unutmadım tatilimde. Gelirken yanımda The Body Shop kitaplarımı getirdim. Ve şimdi size kış günlerinde hiç umursamadığınızı tahmin ettiğim o zavallı ayacıklarınızın derdine derman bir tarif veriyorum. Bu bir ayak peelingi tarifi. Ayaklarınız ölü hücrelerden arınacak ve ışıl ışıl, tertemiz parlayacaklar. Valla dolabınızda ürünlerin olduğunu ümit ediyorum, yoksa bile kolayca temin edebilirsiniz zaten.

4′er çorba kaşığı bal, ezilmiş badem ve yulafı karıştırıyor üzerine de 1 çorba kaşığı badem yağı ekliyorsunuz. Sonra ayaklarınızı 2 çorba kaşığı tuz eklenmiş (şişliklere, ağrılara iyi geliyor) ılık suda 10 dakika beklettikten sonra bu dört malzemeden oluşan karışımınızla suyunu aldığınız nemli ayaklarınızı ha babam ovuyorsunuz. Öyle uydurukluk yapmak yok ama, güzelce masaj yapıp dairesel hareketler kullanacak ve topuklarınıza ektra özen göstereceksiniz. Ondan sonra ılık suda yıkadığınız ayaklarınıza bol ayak kremi sürüp sıcak bir havluyla sarıp 15 dakika dinlenmeye çekiliyorsunuz. İşte size mis gibi ayaklar :))

Hey nereye kayboldunuz? Mutfağa tabi malzeme kontrolüne, ben bilmez miyim sizi..

Not: Bu fotoğrafı ararken çok çektim ben çok! Bir sürü çirkin ayak ve ayak yaraları görmek zorunda kaldım ki ben kötü ve bakımsız ayaklardan nefret ederim. Değerimi bilin diye söylüyorum yani..

 
 

I’m Sure we’ll grow.. 06 Feb 2009

Filed under: GünLük, VazGeçiLmeZ ŞarkıLaRım — kokosh @ 02:45

Memleket semalarında dolaşıyorum öyle birkaç gündür. Sıkıldım İstanbul'dan. Buradan da sıkılıveriyorum hemen zaten. Hiçbir yer evimmiş gibi gelmiyor artık. Bu evde bile bu duyguyu yitirdiğimi hissetmek rahatsız edici. Zaten İstanbul'da evim duygusunun yerinde yeller esiyor. 'Evim' denilen yer sadece kendi kurduğumuz aileyle anlam kazanıyormuş bir yaştan sonra demek.. Bunu acı bir şekilde öğreniyorum her geçen gün. Öğrenmek istemezdim doğrusu. Cehalet mutluluktur mu demişti birisi?

İnanılmaz bir arabesklik hakim içimde. Trafikte sürekli olarak böyle ancak askerlerin dinleyeceği türden şarkılar dinliyorum. Korkutucu bir zevk alıyorum bir de bunları dinlerken. Mazoşizm rüzgarları esiyor ruhumda. Eve gelince müzik zevkim normale dönüyor ama arabada ikinci kişiliğim ortaya çıkıyor sanki. Hiç dört duvar arasına girmek istemiyorum. Şimdi annemler hop nereye demese çıkıcam evden sabaha kadar arabayla dolaşıcam hüzün fışkırtan şarkılar eşliğinde. Ama eve geldim ve geldiğim evden çıkamıyorum feci şekilde daraldığım halde ben.

Yemek koyuyordum bugün, bir elimde tabak diğer elimde kafam kadar bir cam tabak yemek dolu ki kafam öyle minik değildir, bir konuşma canlandı beynimde ama sanki o an konuşuyoruz o kadar gerçek. Kendi sesim bile çıkamıyor doğru dürüst titremesin diye aynı konuşmanın orjinalindeki gibi, karşı tarafın sesi ise net ve gür, kararlı da denilebilir. Havada tuttuğum o koca tabağı bırakmışım elimden düşünürken ya da yaşarken mi demeliydim konuşmayı. Kayma düşme değil, ciddi tepeden atma diyebiliriz. Kırılmadı tabak ilginç bir şekilde, neden ve nasıl kırılmadı o ağırlıkla mermere çarpıp diye düşündüm gözlerimi kilitleyip. Sinirlenmek istedim, bağırmak çağırmak tabağa veya ağlamak hıçkıra hıçkıra kırılmadığı için ama çok yorgundum. Tepki gösteremeyecek kadar yorgundum, yorgunum. Neden kırılmadı ama? Nasıl kırılmaz? Ben neden bu kadar kırılganım peki? Ben neden paramparça oluveriyorum ve neden kimse tenezzül edip toplamıyor parçalarımı yerden..

Neden..