Sevgilim aradı biraz önce çok sıra varmış, birkaç saniye konuştuktan sonra ‘bu numaranın bir üstünü bir dene bakalım o kulübe çalışırsa ordan konuşalım’ dedi, denedim bir kadın açtı ve askeriye olmadığını söyledi, demek yanlış biliyordu numarayı ve konuşamayacaktık.. Çok üzüldüm hatta ağladım salak gibi. Neyse kadıncağız aynen şöyle dedi: ”Önemli değil kızım biz alışkınız yıllardır, hayırlı teskereler olsun yavrum hihihihi” ve kapadı. Yurdum insanını seviyorum ben ya!
Hava ekstra derecede soğuk, kelimelere ben bile dökemiyorum düşünün yani :Pp Donuyorum resmen ve kaloriferler ancak kendine yetiyor bana kalan ufak bir ısıtıcı. Ya donarak yapayalnız ölürsem bu evde diye bile düşünmeye başladım. Korkuyorum!
Kapıcıya kalsa ayda bir bana kalsa iki güne bir kapımda belirip aidat istiyor! Valla bu hayata para dayanmaz. Ne bu iş anlamadım ben kardeşim! Sürekli para ödüyoruz, yine bir hayrını görmüyoruz.. Para demişken yeni paramız pek bir karizmatik resmen kıyamıyorum kimselere vermeye belki daha tutumlu olurum bu sayede.
Bu yemekteyiz programı ne biçim birşey? Herkes kendini at terbiyecisi zannediyor mübarek! Hepsinde bir hava bir tafra! Bir kere ilk öğrenmeleri gereken herkesin fikirlerine saygı duymak ve evine gelen misafire sofra adabı dersi vermenin asıl terbiyesizlik olduğunu bilmek. Tabaklar dolu dolu dökülmeye gidiyor mutfağa, yemeyecekseniz hayır demeyi bilin, dökülen yemeğe acıdığım kadar hiçbirşeye acımam bu hayatta! İnsanlar açlıktan ölüyor kimse farkında değil mi acaba?
Kısa saçlarıma birkaç kişi hariç çok iyi tepkiler geliyor ama olumsuz bakanlar da yok değil. Gerçi onlar da işyerindeki poposunda saçlarıyla gezen yarı arabesk tipli kızlar dolayısıyla ciddiye almamalıyım. İşten cuma günü istifa edeceğim ve suç işliyor gibi hissediyorum hiç çaktırmadan çalışmaya devam ettiğim için.
Bakirenin Aşığı’nı bitirdikten sonra Buket Uzuner’in İki Yeşil Su Samuru’nu okumaya başladım ve çok güzel gidiyor. Kitapta ilgimi çeken bir kısmı aynen paylaşmak istiyorum.. ” ‘Annelik’ ve ‘karı’lık, insan yaşamı içinde doğum, hastalık, büyümek, yaşlanmak ve ölmek kadar doğal oluşumlardan kadının payına düşen ekstralardır. Bunlar bir yaşam içinde mutluluk, sevinç, şans ve şanssızlık kadar olasılık sınırları içindedir. ‘Anne’ ve ‘karı’ olmak için çok çalışmanız, çok iyi eğitilmiş olmanız ve başarı hırsıyla donanmanız gerekmez. Hemen bütün yetişkin dişiler birinin karısı ve birilerinin annesi olabilirler. Halbuki doğal oluşumun dışında seçilen hedefler, ulaşmak için irade, mücadele, çalışkanlık, birikim ve enerji gerektirirler. ” İşte bu ya! Sağlam bir kariyer yapmak istiyorum ben hem de çooooook!
Ekonomik kriz için kendimce aldığım önlemlere gülmeyin valla bütçeyi acayip iyi etkiliyor :) Sisley dudak kremi ve peelingten The Body Shop’a geçiş yaptım. Memnunum ama ben yine de bir ara Sisley’e dönmeyi tercih ederim. Sonra elektrikli herşeye ekstra bir dikkat ediyorum ve almak istediğim her kıyafet için iki kez gerçekten bende buna benzer birşey yok mu diye düşünüyorum. Siz de deneyin, damlaya damlaya göl olur :)) Bozulmaya başlayacağını hissettiğim sebzeleri hemen soyup doğrayıp buzluğa atıyorum, yemek yaparken hem hazır oluyor hem de çöpe gitmemiş oluyorlar boşu boşuna.
Abimin eseri olan erkeksi evi bir türlü dişi moda geçiremiyorum. O askerde diye kafama göre oynuyorum evdeki eşyaların yerleriyle ama bana mısın demiyor, ev bir türlü çiçekli kalpli moda geçemiyor ve yeni eşyalar almamak için sabrımı zorluyorum çoğu zaman. Her tarafı krem ve pastel renklerle döşenmiş bir ev istiyorum ben. Ve büyük ikramiye yılbaşında bana çıkmadığı için boykot ediyorum Milli Piyango’yu!
Tepe müdürümüz İngiliz kadının Türkçe konuşması sinirlerimi hoplatıyor benim. Herşeyi sündürüyor ve asla karşısındakini dinlemiyor. Satiiiiiiiiiiişşş bayyyyyyyy bayyyyyyyy dediği an bilin ki satışı kaçırdınız! Ay yazarken bile sesi kulağımda çınlıyor, çin işkencesi gibi ya..
Yaşadığım hormonal dengesizlikler sağolsun yüzüm camel trophy gibi engebeli bir görünüme sahip. Cildim hiç olmadığı kadar çirkin ve ben artık lekeleri kapamaya uğraşmaktan dahi vazgeçtim. O nedenler bana saç ve cilt demeden önce iki kez düşünün derim bundan böyle. Kelin ilacı olsa başına sürermiş değil mi ama?
Geçenlerde asansörde en nihayetinde yan komşum olduğunu anladığım kadınla tanışmaya çalıştım. Çalışmaz olaydım! Kadın meğer ne kadar nefret ediyormuş abimden. Başladı bırbırbır gittiği belli zaten bilmemne demeye. Sonra başladı abimin kızarkadaşıyla yaşadığı tartışmayı anlatmaya, hiç sallamadım sinir bozucu yaratığı! Nefret ettim kadından resmen, insan bir muhabbeti ilerletir sonra kibarca söyler bir derdi varsa! Bir daha birşey söylerse ben de banyo penceresinden dinlediğim kocasının iğrenç telefon konuşmalarından söz edeceğim ona! Gıcık bir yüz ifadesiyle ve cevaplarla ayrıldım yanından ama bizi ayıran tek şey yatakodalarımızın duvarı maalesef..
Annemin bana balık kızartırken kullandığı mısır ununun kalanını nasıl değerlendireceğimi de buldum :) Geçen gün bir websitesinde peeling tarifinde yer alıyordu. Bir tatlı kaşığı yoğurtla bir tatlı kaşığı mısır ununu karıştırıp ovacakmışım suratımı. Bakalım işe yarayacak mı! Ya da önce siz deneyin kobay olarak sonra ben yapim bu çirkin suratıma olur mu?