KokoSh » 2008 » December

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

DebeLeniş.. 28 Dec 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 20:57

Sevgilimin annesi inanılmaz birisi! Yani böyle reklamlardaki hatta aile filmlerindeki süper anneler gibi. Gibi saçma oldu ama neyse. Her hafta sevgilimin annesi ve babası onu görmeye gidiyorlar askeriyeye. Ve her gittiklerinde ben onunla cepten rahatça konuşma imkanı buluyorum. Adam sesimi duyduğuna sevinmek bir yana hemen heyecanla başlıyor lafa  ”Annem harika yemekler getirmiş, hem hala SICACIKLAR!” diye. Ben de her seferinde aynı cümleyi duyunca antenlerimi açmaya karar vererek annesine sırrını sordum. Meğer neler çekiyormuş o yemekleri o kadar kilometrelik yolda sıcak tutabilmek için. E şimdi bu cumartesi ben de gidiyorum onu görmeye ve aynı performansı sergilemezsem olmaz.. Yani olur ama muhteşem ’sıcacık’ yemekleri beklemeye alışmış birisi için hayalkırıklığı olma ihtimalim çok yüksek. Hemen annemi aradım termosumuz var mı diye. Yıllar önce birşeyler yapmışız, birine vermişiz falan filan. Annem cin gibi kadın, hemen internetten sipariş ver bir tane dedi. Atladım onun bu dahiyane fikrine. Ve işlem başarıyla tamamlandı :) Geriye içini enfes mamalarla doldurması kaldı bana sıcaaak sıcaaaaaak! :))

Yılbaşına çok az kaldı. Yılbaşı gecesini memlekette ailemle geçireceğim ve Fakeangel denen insan da bize katılacak. Ona çok şirin bir hediye aldım ve söz verdiğim üzere aynısından kendime de aldım. Ama size yazamam çünkü o cadı burayı okuyor. 2009′a karşı içimde tuhaf bir sempati var. Neden bilmiyorum, her yeniyıl öyle olur demeyin, ben hep sevinirim ama bu sefer farklı. Böyle içim kıpır kıpır oluyor habire. Sanki 2009′da her tarafımda melekler olacak, hep beni mutlu edeceklermiş gibi. Umarım hissiyatım doğru yöndedir. Sevgilime de askeriyeye gönderilebilecek ufak bir hediye aldım ve mektup+yılbaşı kartı eşliğinde hazırladım güzelce. Asıl hediyesini ise gelecek sene ağacın altında açmak üzere saklıyorum. Askerde bile olsa hediye paketi açmadan girmesin istedim yeniyıla kuzucuk..

Bana dönecek olursak debelenip duruyorum. Bu hafta özellikle çarşamba şehir değiştireceğim düşünülürse çok yoğunum. Sınavlar, erken beyazlayarak gençliğime ihanet eden saçlarımı kendi rengine boyatmalar, kargo göndermeler, kargo beklemeler, ödev yapmalar, tez danışmanını bulmalar vs vs.. 48 saatlik bir maraton var önümde ama altından kalkabilirim, kendime güveniyorum! :)

Havaya noldu ya böyle? Korkunç soğuk geliyor bana. Kafamda sevgilimin aldığı süslü şapkayla geziyorum heryerde ama yine üşüyorum sarıp sarmalansam bile.. Neyse çarşamba yine kara dönüyor hava ama ben memleketimde en fazla yağmura tabi olacağımdan pek umrumda değil. Uçağım rötar yaparsa ama bozuşurum Thy ile. 2008′in son gününde asabiyete sürüklemezler beni diye umut ediyorum..

 
 

Of&Pof! 21 Dec 2008

Filed under: GünLük, GüzeLLik SeanSı — kokosh @ 22:52

Herşey çok saçma gözüküyor gözüme şu günlerde. Herşeye sinir krizi geçirircesine gülebiliyorum ve reklamlarda dahi ağlayabiliyorum. (Bknz: Bahriyelinin evine döndüğü Ufo reklamı) Okul, iş, verdiğim İspanyolca dersler zamanımın çoğunu almakla birlikte hiç boş vaktim yok değil. Zaten hiçbir halt yapmadığı halde vakitsizlikten yakınan insanları anlamamışımdır hiçbir zaman. Peki ben boş vakitlerimde ne yapıyorum? Genellikle abuk saatlerde boş olduğum için tv arkada bana bir ses olmakla birlikte hiç mi hiç ilgimi çekmiyor. Grey’s Anatomy ise maalesef noel tatiline girdiği için hayatım büsbütün eksik. Üstelik işin komik hatta trajikomik tarafı, yayınlanması gereken bölümün adının ‘wish you were here’ olması.. Yani tam askerimi gönderdiğim gün onu izleyerek ruhumu boşaltmayı planlamışken planlama aşamasında kalakaldım. Ben de evde olduğum zamanları kendi kendime maskeler icat ederek geçiriyorum. Mesela geçen gün yoğurt, bal, limon suyu ve badem yağını karıştırdım kendi kendime ve cildim bebek gibi oldu. Yani deneyebilirsiniz. Başka başkaaaa? Hı mesela Fakeangel’la webcamlerimizi açıp yerlere yatıyoruz gülmekten ve sonunda birimiz malak gibi bir ifadeyle ağlama pozisyonuna geçiyor. O bana genelde aldığı kıyafetleri deneyerek defile yapıyor. Böyle yılbaşı desenli şeyler giyiyor, içimi açıyor önce ama sonra hemen o saniye anlıyorum bunun ilk ayrı geçireceğimiz yılbaşı olacağını sevgilimle. Bir de cumartesi geceleri aramızda 940 km olmasına karşın Fakeangel’la telefon sağolsun Ferhat Göçer’in programını izliyoruz ve aynanda bağırarak şarkı söylüyoruz bunamış kadınlar gibi…

Okula gelince beni evde de rahat bırakmıyor. Yazmam gereken kafam kalınlığında tezimin konusunu neyseki belirledim ama gerisi için tık yok! Konumu size söylemem ya çalarsanız ne yaparım sonra!? :)) Zaten bu tempoda tez yazmam pek mümkün değil. İşten ayrılsam mı acaba diye ciddi ciddi düşünüyorum ama bu fikrimi 2.döneme saklıyorum. Çalışmayı seven birisi olarak ev hanımlığı beni ne kadar tatmin eder ya da tez yazdığım için bu işsizlik ruhunu üstümden atar mıyım bilemiyorum. Ben finallere girmekten nefret ederdim eskiden. Şimdi mumla arıyorum. Hah şöyle gözünüzde canlandırın. Cadıya dönüşmüş bir tip elinde mumla finale girmek istiyorummm diyen bir hayalet gibi dolaşıyor. İşte o benim! Çünkü bu master denen illet final yerine size korkunç projeler yaptırıyor. Üstüne üstlük tek başınıza da yaptırmıyorlar. Ekip çalışmasına bayılmayan bir vatandaş olarak nerde çokluk orda bokluk atasözünü benimsedim. (Gerçekten atalarımız küfürlü konuşuyor muydu ya?) İstanbul kardeşim burası. Kimse kimsenin evine gitmeye hevesli değil. Üstüne üstlük benim grup arkadaşlarım hep erkek oluyor ve onlarla bir eve tıkılmak hatunlarla güzel bir gün geçirmek gibi cazip değil. O nedenle keşke tek başımıza yapsak birşeyleri diyorum bazen..

Sevgilimle konuştum. Bugün onlara Gs-Bjk maşını izlettiriyorlar. Eminim şu dakikalarda mutluluktan aklına bile gelmiyorumdur ama olsun. Ben de onu düşünmemek için biraz gitti gidiyor’da takılmalıyım. Fakeangel cadısı sağolsun beni müptela etti. Kendi sevgilisi de askerde ya bu aklını alışverişle bozdu. Zamanında kredi kartlarını kesip parçalayan kız sanki iradesine kavuşmuş numaralarında. Yan odadan annesinin kredi kartı numarasını ve son kullanma tarihini hatta hatta cvv kodunu bir kağıda geçirdiğini ve sürekli onu kullandığını cümle alem biliyor :) Ne desem boş. O da kendince kafayı yemiş bir şahsiyet işte.

Resimde bulunan varlık kim biliyor musunuz? Benim köpek olarak resmedilmiş halim! Bir elimde kağıt kalemim eksik. Askerime mektuplar yazıyorum ama nedense eline ulaştırmıyorlar. Ama ben hala yazmaya devam ediyorum. Ve ona söylemiyorum süpriz olsun diye ama gına geldi yani başkaları okuyup şairleşen halimle eğleniyorlar herhalde. Birgün bağıracağım askeriyeyi arayıp ‘nerde benim mektubum söyleyin bana! nerdeeeeeeeeee?’ diye! Sonra olan sevgilime olacak diye askeriyeyle aramı iyi tutmak adına dut yemiş bülbül gibi oturuyorum ancak.

Hayat zor be..

 
 

YokLuk 16 Dec 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 00:40

Daha ilk günden çöktüğümü hissediyorum. İşyerinde adım ilk günden hortlak olarak değişti, okulda da sarılık gibisin nidalarıyla karşılandım. Bunlar önemsiz şeyler aslında. Asıl önemli olan sen iyi misin sevgilim? Aç mısın, yorgun musun, uykusuz musun.. Öyle kısacık saniyelerde konuşuyoruz ki sadece sana inanmak zorunda kalıyorum ben her iyiyim dediğinde. Umarım doğrudur, umarım iyisindir, mutlusundur oralarda.

Sana ilk kez mektup yazdım bugün, yıllardır aldığım hediyelere yazdığım kartlar dışında gerçek anlamda birşeyler yazdım. Ne yazdığımı hatırlamıyorum pek zaten, bir adresin bile yok bende, kimbilir ne zaman gönderebilirim ya da elinde ulaşır mı onu bile bilmiyorum.. Mektup süpriz olacak sana aslında ama buraya yazmamın bir sakıncası yok, ne de olsa benim kadar değerli varlığın internetinden de uzaktasın artık..

Kendimi hiç iyi hissetmiyorum ben, her saniye seni hatırlatan ya da güleceğini düşündüğüm birşeyler gördüğümde hemen elimi telefona atıyorum heyecanla sana anlatmak için ama o an çöküyor içime yokluğun. O an anlıyorum eğer ararsam o soğuk sesin sana ulaşamayacağımı söyleyeceğini tokat gibi.. Yıllardır ilk kez uyumadan hemen önce duyamadım sesini, biliyorsun tam öncesinde, uykudan önceki son saniyede hani.. Herşey anlamını yitirdi sanki. Pencereden dışarı bakıyorum geceleri sevgilim.. Gökdelenler ışıl ışıl, sanki herkes sevdikleriyle birlikte ama bir ben kalmışım bu koskoca şehirde yapayalnız.

Çok korkuyorum bizi bekleyen günlerden, haftalardan, aylardan.. Ellerim buz gibi ama canlı eldivenim yok artık onları ısıtacak. Sen yoksun burada. Ama hep içimdesin, aklımdasın sevgilim. Günler sana çok çabuk geçsin dileğim.. Ve yine umarım ki iyisin hep söylediğin gibi, gerçekten iyisin..

 
 

BahriyeLim 10 Dec 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 19:04

Kabus dolu geceler ve korkunç bekleyişler sona erdi. Dün gece saat 01.30′a doğru öğrendim harika haberi. Sevgilim memleketimize en yakın yerde ‘Denizci’ olmuştu. Ve ‘Denizci’ olması onun bir asker olarak Doğu’ya gönderilmesi riskini de sıfıra indirmişti. Sevinçten ağladım, güldüm, kahkahalar attım ve hıçkırıklara boğuldum. Ne yaptığımı aslında tam olarak hatırlamıyorum ama uzun süredir hiç bu kadar güzel bir uyku çekmemiştim. Hemen hayaller kurdum, arabam hala memlekette ya hani, oraya gittiğimde 1,5 saatte ona ziyarete gidebilirim diye sevindim. Ve tabi ki her limanda bir sevgili yapmaması için söz verdirdim :Pp Zaten limanlarla işi olmayacak pek o ayrı.. Aldığı 2 bavul dolusu yeşil asker kıyafeti ekşi sözlükte birinin kaba deyişiyle ”elinde patladı” ama varsın patlasın..

Gece hemen Fakeangel’ı aradım. ”Napıyorsun?” dedim. Yatakta dönüyorum dedi acıklı sesiyle, biliyordum o da benim gibi uykusuz gecelerinden birini yaşıyordu sevgilisini düşünüp. Kalk dedim dönmeler sona erdi. Suratıma kapattı sanırım telefonu heyecandan ve sonra öğrendik onun aşkı da havacı olmuştu tehlikesiz bir bölgede. Dünden beri hepimizin yüreğine bir mutluluk çırpınışı ve asker beklemenin vereceği o garip burukluk karmakarışık bir şekilde yerleşti. Şimdi tek dileğim Tanrı’nın tüm askerlerimizi koruması, kollaması..

Sonuç olarak diyebilirim ki, benim artık bahriyeli yarim var ve o da gidiyor sefere, ne talihsiz başım var..