FooLish GirL 26 Oct 2008
Dün akşam bir film izledim. The Painted Veil.. Çok hüzünlü bir filmdi. Ağlayacağım belki de başından beri kesin olan cinsten. Oysa ki filmin sonlarına kadar hiç ağlamadım ben çünkü içimde bir yerlerde bir süredir inanılmaz bir mutluluk rüzgarı dolaşıyordu. Sonra birşey oldu, böyle zevkle çiğnenen bir sakızın aniden patlatılması ve yapışarak o zevki bir daha veremeyecek hale gelmesi gibi mesela. O patlama sesi tüm sevincimi öldürdü benim. Kalbim öyle acıdı ki ne yapacağımı bilemedim. O noktadan sonra filmin ardına sığındım ben ve ağladım özgürce. Ne de olsa bir aşk filmi izliyordum ve ağlamakta bir sakınca olamazdı değil mi? Ama dedim ya hiçbirşey beni ağlatamazdı hatta üzemezdi son günlerde çünkü bir umut, bir heyecan parçası sürekli geziniyordu içimde. Güzel şeyler olacağının beklentisi sarmıştı her bir yanımı ve durduramıyordum, zaten durdurmakta istemiyordum.
Gece olduğunda anladım ki ben bir aptalmışım. Katıksız saf bir aptal. Üzerinde en ufak bir zeka izi taşımayacak kadar aptal hem de! Evimde özgürce hıçkıra hıçkıra ağladım, sabaha kadar kendimi paralayarak düşündüm. Neden böyle saçma bir kanıya varmıştım, nereden ve hangi akılla kendimi böyle mutluluk denizine atmıştım? Tek suçlu ben miydim yoksa suçlu bir başkası mıydı? Bir noktadan sonra suçun ve suçlunun önemini yitirdiğini gördüm. Önemli olan tek şey benim artık heyecanımı, mutluluğumu yitirmiş olmamdı.
Ve o hiç susmayan ses beynimde ”Ne kadar aptalmışım..” diyen durmadan, hiç durmadan…
off yaa çok merak ediyorum…:(
Çok da üzülüyorum ve seni çok seviyorum kokoş..
HAYAL KIRIKLIĞI berbat bişey olsa gerek..o nedenle aklından geçen hayale kapılmayı bırak kurduğun hayal gerçekleşse bile kendini kaptırma kokosh yoksa çokkkk üzülürsün öpüyorum seni..
bu painted veil’i çok merak ediyorum. bi başkasından daha duydum.