TitizZEDE 07 Sep 2008

Kendimden nefret ediyorum bazen.. Aslında kendimden dememeliyim, titizliğimden. Tek kişi olarak öyle büyük bir bulaşık çıkarma kapasitesine sahibim ki ben bile gözlerime inanamıyorum! Çok tıkındığımdan değil en çok yıkadığım şey bardak ve kahve karıştırdığım kaşıklar.. Çünkü ben bir temizlik hastasıyım. Evet kabul ettim işte! Mutlu oldun mu anne? Mutlu oldunuz mu doktor bey? Neymişim ben? Obsesif!!! Dalganı geçebilirsin teyze.. Oh be! Kabul ediyorum, normal seviyede titiz değilim. Kabul ettim, kavga bitmiştir. Nokta!!!
Benim yemek yemeden önce kullandığım bardak ayrıdır. Onunla su içerim ve yemek esnasında onu kullanmam çünkü yemekte daha önce ağız izi olmuş birşey görmek istemem. Yemekte içtiğim bardak ile yemekten sonra asla muhattap olamam. Ayrı bir bardakla suyumu içer köşeme çekilirim. Dişimi fırçaladıktan sonra bardak yine değişir ve bu bir kısır döngü şeklinde devam eder. Artık tek kişiye bile bulaşık makinesi gerektiğini kabul ediyorum..
Peki bugün ne yaptım? Soğuklar geliyor şu yorganı bir yıkayım hazır olsun dedim. Ama o da ne!? Makinaya sığması mümkün değil. Islatıp üstünde tepinirsem zayıflar ve sığar dedim ve sular akıtan yorganı makineye sokuşturdum ama yarısı yine dışarda kaldı. Bu sırada banyo göle dönüştü söylememe gerek yok. Sonra hırsımı alamadım. Bu ıslak yorganı neylesem diye düşündüm ve eskilerin yaptığı küvette yıkama geldi aklıma. Önce küveti dezenfekte ettim sonra yorganı deterjanladım ve başladım köpürte köpürte yıkamaya. Canım çıkıyor tabi bu arada aman ne ecel terleri döküyorum o 2 metrelik şişko ve ıslak yaratık için. Herneyse başarıyla tamamladıktan sonra ölmüş biçimde çıktım küvetten sıkmaya başladım. Yok valla! Mümkün mertebe değil sık sık bitmiyor. Eyvah balkon da çamaşırla dolu, en iyis bir tel açıp onu salona serim nasıl olsa yalnızım. Ve işte felaketler zinciri bu noktada tavana eriyor. Yorgan tüm eve deterjanlı (iyi durulayamamışım!!) sularını akıtarak tele kadar geliyor. Ben onu telin üzerine serene kadar bir kaç kez yerdeki kayga sudan yere uçuyorum ve sonra tel ağırlığa dayanamayıp yere kapanıyor, bu sırada heryer vıcık vıcık oluyor ve ben fişlerin sular içinde yüzdüğünü görüyorum. Çığlıklar atıyorum ve kendime lanet ediyorum resmen sırılsıklam olmuşum, lanet yorgan heryeri yıkıyor nereye yürüsem sular bırakıyorum ve habire düşüyorum. Fişleri kesin öleceğim diyerek kapatıyorum suyun içinde ama ölmüyorum. En sonunda balkonu boşaltıp adi yorganı oraya taşıyorum, tabiki balkonu su basıyor çünkü balkonda delik yok!!! Evin heryerine bulaşmış suları en az 10 kez siliyorum ve yer bezini sıkmaktan ellerim yaratık gibi oluyor. Bir ara koridorda bez taşırken aynada kendimi görüyorum. Ağzım 20 cm açık şekilde ve çirkinliğin had safhasında ağlıyorum. Bebek gibi, kendime kıza kıza, bir daha titizlik yapmıcammmmmm diye hönkürerek.. (Bunun bir yalan olduğunu o anda da biliyorum!) Bknz; Kazın Laneti! Bu konudan sonra da böyle yeminler etmiş ama gözüm dursa elim durmamıştır..
Netice olarak hepinizi uyarmak istiyorum ki benim trajikomik durumuma düşmeyin. Fazla titizlik eve pislik getirir, herkes kadar hijyen hepimize yeter. Güzel cümle oldu ya..


bak bu vesileyle evinin her yeri deterjanlarla temizlenip silinmiş işte. işe iyi tarafından bak ;)
Ah bir bakabilsem Özlem’cim! :))
bu kabus biran hiç bitmeyecek zannettim kokosh:)
oh, bende haftada iki gün, evde iki kadın yasamasına rağmen toz alıyorum, o toz bezini 3 kere falan sıkıyorum totalde odamı temizleyebilmek icin. sadece 3 kere ve ellerim buruş buruş oluyor. seninkini tahmin edemiyorum. eldivenle yapmak mantıklı sanırım.
bardak olayını ben her yemekte yapıyorum ve sana katılıyorum,aynı bardağı tekrar kullanmak hoşuma gitmiyo ve pismiş ya da kokuyomuş gibi geliyo ama bence bu temizlik takıntısı değil. ayrıca bence titiz olmak çok güzel bişey (ben eskisi kadar olamasam da) tabi hastalık derecesinde olmayanı..