Gerçek Dost Kim? 05 Aug 2008
Annem İstanbul’da, yanımızda. Ağbim askere gidecek diye tatilini burada bizimle geçirmeye geldi. Ağbimi yolcu edip, nazlı niyazlı kuzenimin evine geçip biraz da ona annelik yaptıktan sonra dönecek memlekete :) Bugün de annemle akşam yemeğine annemin kuzenine gittik. Çok keyifli, bol sohbetli bir akşam yemeğinden sonra oldukça geç bir saatte kalktık ve eve doğru yürümeye başladık. Evler çok yakın, birkaç sokak kadar. Daha yürüyüşün başında tüm asaletiyle köşede oturan güzeller güzeli siyah bir sokak köpeği gördüm, belediye tarafından işaretlenmişlerden. ‘Ay anneeee şuna bak, agucubucu!’ tarzı salak sesler çıkarmamla beraber köpek ayaklandı ve bizim etrafımızda pervane oldu. Sevdik falan ama yok fayda etmedi yapıştı bize resmen. Sonra çantamda kalmış bir Starbucks çikolatası buldum, onu verdik ama yemedi. Ne istiyor bu köpek diye düşünürken anladık ki o sadece bizi eve bırakmak istiyordu. Arada bir onu denemek için yavaşlayıp arkada kaldığımızda geri dönüp ‘hadisenize!’ der gibi suratımıza bakıyor ve yürümemiz için tekrar yanımıza geliyordu. Bizi apartmana girdirdikten sonra geri dönüp gitti. Ama benim yüreğimin bir parçası onunla kaldı, o sokakta..
Hayvanlara duyduğum sevgi bariz belli, köpeklerin yeri ise benim için çok ayrı, beni tanıyanlar bilirler. Şimdi bu gece eve gelirken, duştayken, giyinirken ve hatta şimdi yazımı yazarken, CSI izlediğimi sanarken sadece ama sadece onun o karşılıksız koruma içgüdüsü ve sevgisiyle bizi eve bırakmasını düşündüğümü farkediyorum bir kez daha. Ve sevgimle dünyadaki tüm sokak köpeklerini mutlu etmeye yetemeyeceğimi bilmenin verdiği eziklik ve buruklukla oturuyorum kanepede.
Gerçek bir dosta, karşılık beklemeyen bir sevgiye ve saf bir kalbe ihtiyaç duyduğunuzda cep telefonunuzun rehberinde gezinmek yerine sokakta bir boy yürüyebilirsiniz.. Dostunuz sizi mutlaka bulacaktır.



