2008 August | KokoSh

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

Doğumgünü Çocuğuna.. 31 Aug 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 04:32

Sevgilim..

İlk tanıştığımız günden beri elimi hiç bırakmadığın, bana deliler gibi değer verdiğin, her ağladığımda omuzunda hıçkırmama izin verdiğin, beni güldürdüğün, beni olgunlaştırdığın, sevmediğin yerlere benim için gittiğin, hayata hep pozitif baktığın ve baktırttığın, hatalarımı affettiğin, yaptığım yemekleri beğendiğin, en çirkin günümde bile bana çok güzelsin dediğin, bana sahiplendiğin, en zor sınavlarımda destek verdiğin, üşüdüğümde sarıldığın, asabi günlerimi hoşgördüğün, seninle gurur duymama sebep olduğun, benim için değerli varlığın uykundan feragat ettiğin, seçtiğim dramatik filmlere gitmeyi kabul ettiğin, her seferinde güzel hediyeler seçtiğin, kalbimi kırdığında onarmasını bildiğin, müzik arşivini benimle paylaştığın, beni hiç merakta bırakmadığın, ailemi sevip saydığın, uzun ayak parmağımla dalga geçmediğin aksine sempati beslediğin, işinin arasında beni arabayla heryere götürdüğün, nefret ettiğin halde benimle mağaza gezdiğin, doktora gittiğimde beni yalnız bırakmadığın, geceleri uyuyamadığımda neyim var diye ilgilendiğin, en uzak yerlere bile beni görmeye geldiğin, beni sık sık aradığın, neleri sevdiğimi iyi bildiğin, aşkını hiç eksiltmediğin, interneti etkin kullanmayı öğrettiğin, fmf’im tuttuğunda elini karnıma koyup şimdi geçecek dediğin ve daha buraya yazamayacağım kadar sonsuz şey için sana çok teşekkür ederim.

İyi ki doğdun cümlesini bana bu kadar kalpten söylettiğin için çok mutluyum.

İyi ki doğdun!!! İyi ki varsın!!!

Yeni yaşın tüm dileklerini bir bir gerçekleştirsin. Yeni yaşın ikimize de uğur getirsin, yeni yaşında hayatımız güzel süprizlerle dolsun.

Yeni yaşında da çok mutlu ol.. Sen mutluysan ben de mutluyum çünkü.

Seni seviyorum ve kısmetse hep sevmek istiyorum..

 
 

LapSticK aLma ZamaNı 26 Aug 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 18:11

Lapstick muhteşem desenleri ile hayatımıza çoktan girdi.. Bizim aile bu siteden 2 lapstick sahibi oldu bile! Benimki ‘Spring Dreams’, anneminki ‘Mania Party’.. Şu an favorim ise ‘Atatürk Portre’.. Gerçekten harika bir fotoğraf ve tonları da oldukça hoş. Laptopınızı taşırken Atatürk’e olan sevginizi de gösterebilirsiniz böylece.

Online alışveriş için durmayın!!! antishops.com sizleri bekliyor!

Maddi Not: Ekranınız ne kadar büyük ise cebinize o kadar zarar! Demedi demeyin! :))

Manevi Not: Herkesi kıskandırmaya hazır olun millet! Bilgisayarınız çooook havalı olacak, gerekli gereksiz heryere taşımak isteyeceksiniz! :))

 
 

Light Hotdog 25 Aug 2008

Filed under: KokoSh'un mUtFaĞı — kokosh @ 17:42

Hotdog yapmak oldukça kolay tabi ama işin sırrı hotdog yerken sağlığınızdan ödün vermemekte!!! Burada devreye ben giriyorum ve sizlere bugün mutfakta uydurduğum oldukça lezzetli ama kalorisi hafif hotdog tarifimi hemen veriyorum :)

Malzemeler: 1 adet light kepekli sandviç ekmeği (bağırsak çalıştırdığı ve az kalorili olduğundan), 1 adet hindi sosis (dana etinden çok daha sağlıklı ve az kalorili olduğundan), 3 küçük marul yaprağı, 1 adet közlenmiş kırmızı biber, 1′er çaykaşığı light mayonez ve dijon hardal.

Öncelikle sosisi tavada yağsız şekilde kızartıyoruz. O kızarırken sandviç ekmeğinin üstünü ve altını ayırarak aynanda tavada ısıtıyoruz. Isınan ekmeğin üzerine hardal ve mayonezi sürdükten sonra marulları diziyor ve üzerine kızarmış sosisi koyuyoruz. En son kata ise közlenmiş kırmızı biberlerden sosisleri kapatacak kadar ekliyoruz. Sandviç ekmeğinin üstünü de koyduğumuz an bu iş tamam :)

Benim gibi ilkel yöntemlerle hotdog yapmak istemeyenler!!! Tava yerine resimde gördüğünüz bu karizmatik hotdog aletini kullanabilirsiniz. Tabi bunun için Mudo‘ya 56 lira ödemeniz gerekiyor..

Ben yanında bir bardak portakal suyu içtim siz de taze meyve suyunu tercih edin bence. Afiyet olsun!!!

 
 

Travmatik Amnezi 23 Aug 2008

Filed under: Anatomi-ER&OR :), KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 14:58

Öncelikle başlığı açıklamalıyım ki konu anlaşılır olsun :) Travmatik amnezi genellikle baş darbeleri sonucu oluşan bir bellek bozukluğudur. Amnezinin unutkanlıkla hiçbir alakası yoktur ve amnezi vakalarının bazılarında belirli bir zaman dilimine ait hiçbirşey hatırlanamaz.

Tıbbi bilgilendirmeden sonra işin keyifli kısmına geçelim. Tabi hastalığın hiçbirinin keyiflisi olamaz ama bu kitap bu konu üzerinden sizi güldürmeyi başarıyor. Ortalarına geldiğim bu tatlı kitap tam yaz kitabı.. Gülümseyerek okuturken Lexi’nin hikayesini, bazen hüzünlenmenize de sebep olabiliyor.. Konunun hazırını yine D&R’dan çalıyorum :) Haberiniz olsun kitap www.dr.com.tr‘de her zamanki gibi daha ucuz, açık ara farkla!

Bir sabah uyansanız ve hayatınız kusursuz olsa? Lexi, berbat bir trafik kazasının ardından hastanede gözlerini açıyor. Ona göre sene 2004. Kendisi yirmi beş yaşında ve çarpık dişli biri. Felaket bir aşk hayatına sahip. Ancak, her ne kadar inanamasa da, öğreniyor ki, sene aslında 2007 Lexi artık yirmi sekiz yaşında, dişleri inci gibi ve çalıştığı departmanın da patronu olmuş; üstelik de evli! Hem de yakışıklı mı yakışıklı bir milyonerle! Rüyalarındaki hayata aniden nasıl iniş yapıverdi böyle acaba? Lexi şansına inanamıyor özellikle de nefes kesen yeni evini gördüğü zaman! Kocasını yeniden tanımaya başlayınca muhteşem bir evlilik hayatı olduğunu da öğrenecek, çok iyi biliyor. Üstelik sevgili kocası bir de ‘Evlilik Kitapçığı’ hazırlamış onun için. Fakat Lexi yeni kimliği hakkında daha çok bilgi edindikçe, kusursuz hayatının yüzeyinde çatlaklar oluşmaya başlıyor. Eski dostlarının hepsi ondan nefret ediyor. İşine göz dikmiş, dişli bir rakibi var. Bir de üstüne üstlük dağınık saçlı, seksi bir erkek çıkıp yeni bir bomba patlatıyor! Yani, ne olmuş olabilir ki? Lexi bir gün her şeyi hatırlayacak mı? Ve hatırlarsa ne olacak?“

Alışverişkolik serisinin ünlü yazarı Sophie Kinsella‘dan bir eğlence daha sizi bekliyor!

 
 

Neden!?! 22 Aug 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 11:44

Önce ağbim askere gitti hem de uzun dönemliğine.. Ben evde yalnız yaşamanın tuhaflığına alışmaya çabalarken annem beni terketti, memleketimize döndü. Sonra babam eşini alıp kendi memleketine gitti 5 günlüğüne. Tam ben kendi kendime ‘noluyoruz ya? herkes şehri sinsice terkediyor, yoksa büyük deprem bu haftasonu mu?’ gibi komplo teorileri üretirken sevgilim de pazar akşamı olan arkadaş düğünü için (o düğüne ben de davetliyim ama hiiiiç gidesim yok çünkü düğünün olacağına olan inancımı kaybettim :) Çünkü düğün daha önce son gün olaylı bir şekilde ertelenmişti falan filan..) cumadan abisiyle beraber aile saadeti yaşamaya doğup büyüdüğü şehre gitti. Ve bingo!!! Salı günü annesi de İstanbul’a geleceği için onunla gelmeye karar verdiler.

Ben de yalnızlıktan istifade hemen arkadaşımı aradım. Yıllar önce beraber 1 yıl yurtdışında yaşamıştık.. Evi çok uzak olduğu için ve ben haftalardır aile muhabbetinde olduğumdan görüşememiştik. Onu bana kalmaya davet ettim. Aldığım cevap ” Ahh şekerimmm! Çok isterdim ama İzmir’de düğün var, haftasonu yokum.” İşte o an emin oldum kesin herkesin kaçmasının bir nedeni vardı.. (İlacın bir diğer etkisi paranoyaklık mı acaba?)

Bana düşen ise arka arkaya kalkan uçakların arkasından hazin bir bakış atmak..

 
 

Bahane 19 Aug 2008

Filed under: Anatomi-ER&OR :), GünLük — kokosh @ 17:04

Yarın geleceğini sandığım yardımcımızın 1 hafta daha tatilde olduğunu duymanın verdiği üzüntüyle kendimi temizliğe adadım. Kanepeyi bile söküp yıkadım hızımı alamayıp.. Şimdi ise tüm pis halime aldırmadan bir yorgunluk kahvesi içiyorum banyoya girip arınmadan evvel..

Kahve içerken dün başladığım ve henüz puan vermediğim ilacımın prospektüsünü okuyorum. Ve yan etkiler bölümünde ne göreyim? Daha doğrusu ne görmedim ki! ‘Çok ani uykuya dalma ve görsel halüsinasyonlar’ en sık rastlanan yan etkilermiş. ”Wawww uykusuzluk sorunum bitti!” Ve ”Aman Tanrı’m olmayan varlıklar mı göreceğim?!” gibi aptalca tepkileri verirken cümlenin devamını okudum. -Bu olayların bazıları motorlu taşıtların kullanımı esnasında meydana gelmiş ve bazen kazalar ile sonuçlanmıştır.- ”Ee yok artık!!!”’

Daha da komiği ‘patolojik kumar oynama’nın ilacın etkisinden kaynaklandığı kanıtlanmış. İşte bu süper! Artık dilediğim kadar borç batağına girebilir, kredi kartlarımı sorumsuzca kullanabilir ve bol bol karşılıksız çek yazabilirim!!! Mahkemede de kanımda dolaşan ilaç sayesinde paçayı kurtarabilirim :Pp

Ben gidiyorum!

Bol bol kumar oynamaya!

Tabi oyunun ortasında uykuya dalmaz ve olmayan kartlar görmez isem..

 
 

Huzursuz Bacak Sendromu 18 Aug 2008

Filed under: Anatomi-ER&OR :), GünLük — kokosh @ 23:41

Daha önceki bir yazımda sizlere yaklaşık 1 yıldır ‘menapozda’ olan ayaklarımdan bahsetmiştim. Maalesef o yazıdan bu yana herşey daha da kötüye gitti ve artık ayak yanmalarım dayanılmaz hale geldi. Uykuya dalana kadar çıtlatıp sağa sola fırlattığım bacaklarım bir yana, uykumun ortasında havada durmalarından yorulup olsa gerek aniden yatağa yüksekten bıraktığım bacaklarla uyanmak kabusa döndü. Her seferinde kendi bacağımın havadaki gölgesini hırsız sanan ahmak ben, şayet eğer manyak bacaklarım yatağa düşerken uyanıyorsam yatağın sarsıntısını deprem sanıyorum. Ama en kötüsü o uyuşma ve korkunç yanma hissi.. Üstelik asla bir damla bile terleme yokken..

Herneyse biraz araştırmadan sonra en çok görülen ayak yanması sebebinin kansızlık veya B vitamini eksikliği olduğunu öğrendim. Ben zaten 7 yıldan beri düzenli Kolşisin kullandığım için FMF sebebiyle B vitamini konusunda direk şüphelere kapıldım. (Kolşisin B vitamini eksikliğine sebep olabiliyor) Soluğu annemle dahiliyecide aldık ve herşey normal çıktı. Bunun üzerine nörologa sevk edildim. Nörolog yaptığı fizik muayeneden memnun kalmamış olmalı, beni bir başka nörologa gönderdi EMG denen bir testi yapması için. Böyle elektrik falan veriliyordu bana abuk subuk sıçrıyordum sudan çıkmış balık gibi, sevgilimde korkmayım diye beni doktorun arkasından güldürüp duruyordu. Neyse sonra onu normal bulan yeni nörologum yetinmedi kalbime de elektrik vermeye karar verdi. Fişlerden bile tırsan ben şu an hiçbir elektrikten korkmaz oldum :)) Sonuç olarak sinir sisteminden de tam puan aldığımı öğrendiğim an hastanenin içinde zırlamaya başladım! Evet evet çocuk gibi ağladım üstelik şu aptal cümleleri sarfederek.. ”Yeter artık neyse bulsunlar ilacımı versinler banaaaaa ühühühühü neden hiçbir şey çıkmıyor, ben deli değilim ayaklarım alev alıyoooooor!” falan tarzı.. (İnanmayanlar sevgilime sorsun tabanlarımı elleyip test etti onayladı!) Sonra kendi nörologuma gidince anlaşıldı ki ben ‘huzursuz bacak sendromu’ndan (restless leg syndrome) müzdaripmişim. Daha duyar duymaz dedim kendi kendime huzursuz bünyeye huzursuz bacak çok tesadüf olmasa gerek.. Neyse ilacımı bugün aldım ve az önce ilk kez içtim. Yatmadan 2 saat önce alınması gerekiyormuş. Hayır, 2 saat sonra uyumaya karar verecek kadar planlı değilim tahmini içtim sadece :) Sonuç olarak sizleri de bu sinir bozucu hastalık hakkında bilgilendirmek istedim yüzeysel. Şikayetleri anlamışsınızdır. Yanma, karıncalanma, uyuşma, sızlama (romatizma gibi), periyodik bacak hareketleri, kaşınma hissi vs. Gelelim nedenlerine..

Kanser, gebelik dönemi, kansızlık, şeker hastalığı, MS ve hematolojik hastalıklar, genetik geçiş gibi sebepler HBS’nun başlıca sebepleri. Bunun dışında aşırı stres, kaygı ve üzüntü de dönemsel olarak HBS’ye sebep olabiliyormuş. Eğer HBS başka bir hastalık sebebiyle ortaya çıkarsa o hastalığın tedavi edilmesi HBS’den kurtulmak için büyük bir şans iken, nedeni bilinmeyen ya da psikolojik kaynaklı HBS’lerde ilaç tedavisine yanıt almak daha zor olmaktaymış.. Ama benim tedavim işe yarayacak çünkü yaramak zorunda!!!

En anormal hastalıklar neden hep beni buluyor?!

 
 

Kazın Laneti 15 Aug 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 00:14

Odamı yatakhane görünümünden kurtarmak için yaptığımız cicili bicili Ikea aışverişimizde annemle yatağıma süslü bir yastık aldık. Ama ne süs! Çok şeker birşeydi. Yastığın içiyle alakam yoktu alırken, tamamen kılıfının sevimliliğine vurulup attım sepete. Hatta o yastık aldığım en pahalı parçalardan biriydi itiraf ediyorum ki o parçalara bir kütüphane ve tuvalet masası dahil! Yastık ve ona takım aldığım yatak örtümle aram çok iyiydi. Ta ki o korkunç güne kadar..

İnsanlar uyurken normalde napar? Daha doğrusu normal insanlar uyurken ne yapar? Yatak örtüsünü ayak ucundan yere iterler ve süs yastığını da odanın herhangi bir yerine fırlatırlar. Ama benim gibi özellikle titizlik konusunda obsesif kompulsif bozukluk taşıyan şahsiyetler o devasa yatak örtüsünü hiç üşenmeden katlar, süs yastığını üzerine koyar ve onu bir dolaba yerleştirirler! Özetle saçmalarlar! İlk kez bu ikiliyi dolaba kapattığım o gecenin sabahında oldukça mutlu uyanmıştım. Yatağımı havalandırdıktan sonra mutlulukla eşyalarıma doğru yol aldım ve taaaatammmmm (efekt böyle mi veriliyordu?) dolabın kapağını açtım. Tanrım! O da ne?! Dolap köpek kokuyor sanırım. Yo hayır, bu daha çok köpek çişi gibi. Yoksa başka bir hayvan kokusu mu? Herneyse. Çok düşünmemeli, bu kapalı mekanda aniden kokuşan yastık ve örtüyü deterjanımla mis gibi kokutmalıyım. Herşeyi kuralına göre yapan kişilik yani ben kullanma talimatlarını dikkatle okuduktan sonra yastığın kendini, kılıfını ve örtüyü 40 derecede yıkamaya karar veriyorum ve anında uyguluyorum. İşte oldu! Makinenin kapağını açıyorum ve aman Tanrı’m! Korkunç bu yastığın içinde ölü kuşlar falan var sanırım. Herşeyi balkona atıyor ve ağlayarak annemi arayıp evin ve çamaşır makinemin kaz tüyü yastık yüzünden ceset gibi koktuğunu anlatıyorum. Ve vakit kaybetmeden evi terkediyorum çünkü onları atmaya henüz hazır değilim. Akşam oluyor ve fikirlerine değer verdiğim insanlara danışıyorum. Herkes değişik birşeyler tavsiye ediyor. En iyi fikir sevgilimin annesinden geliyor; ”Kurtul ondan! Hemen at, hiç durma!” Gece eve geliyorum, Teoman’ın senfoni konserinden ki bunu ayrıca ele alacağım.. Daha asansörün kapısını açıyorum ve kapımızdan ceset kokusu geliyor. Ah Tanrı’m! Ya ben yokken komşularım polisi aradıysa!? İçeri dalıyorum bir CSI ekibi görmeyi umarak ama aptal yastık kıkır kıkır gülerek karşılıyor beni balkondan tüm dehşet verici kokusuyla. Sevgilimin annesinin sözleri geliyor aklıma ve ondan kurtulmaya kesin olarak karar veriyorum.

Bugün yastıkla ilişkimi tamamen kestim. Kılıf ve örtü tekrar makinede dezenfekte edildi. Ama o kaz, tüyleri yolunarak aptal bir kılıfa yerleştirilen hayvanın laneti üzerimden gitmedi. Yo ciddiyim! Şaka yapmıyorum. Bugün tüm evi köşe bucak temizledik annemle, yardımcımız tatilde keyif çatarken.. Ve ben sonra süpermarkete gittim ve sakince alışverişimi yaparken o kokuyu duydum. O korkunç kokuyu. Hemen çılgınca etrafıma bakındım biri elinde ıslak bir kaz tüyü yastıkla dolaşıyor olabilir mi diyerek ama kimse yoktu. Ve o koku alışveriş boyunca tüm şiddetiyle beni takip etti. Sabunların olduğu o mis rafta bile az daha kalsın kusuyordum. Eve döndüm ve o da ne, her yerde beyaz siyah tüyler uçuşuyor. Her dakika evin ayrı bir köşesinden kaz tüyleri geçiyor. Çıldırmak üzereyim.

Burdan yastığın içindeki kaza seslenmek istiyorum.

Ben sana hiçbir şey yapmadım! Anlıyor musun?

Seni ben öldürmedim ve o çirkin ama yumuşak tüylerini ben yolmadım.

Yastığa para dökerken içinde senin olduğunu bile bilmiyordum.

Yemin ederim bilmiyordum!!!

Lütfen artık kokunla ve tüylerinle beni takip etmeyi kes.

Psikolojimi bozuyorsun.

Beni affet artık acımasız kaz!

Ah Tanrı’m! Belki de ‘kaz kafalı’ diye boşuna demiyorlar.

Ne dersem deyim anlamayacak ve tüm lanetinle beni takip edeceksin.

Haaaayııııııııııııııııııııııııııııııııııır!!!

 
 

Kod Adı: 2Katı 08 Aug 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 23:23

İstanbul’dan nefret ediyorum. İstanbul’u çok seviyorum. İstanbul’dan nefret ediyorum. İstanbul’u çok seviyorum. İşte benim ruh hallerim..

Ama bugün günlerden 8.8.8! Herkesin evlenmeye merak saldığı o özel (!) gün -ki ben 8 sayısını yan yatırınca sonsuzluğu temsil etmesi dışında hiç sevmem, çok tipsiz gelir- benim İstanbul’dan nefret ettiğim günlerden biri. Neden mi?! Çünkü bu şehirde yaşamaya para dayanmıyormuş bizzat gördüm, onayladım. Hani ben tatile gelirim ya İstanbul’a, para bol olur malum tatildesin. Harcadığım batmaz nasıl olsa yaşaması kolay Güney’ime dönüş beni bekliyor falan filan. Ama ya şimdi?! İşte hepsini anlatsam sayfalar sürecek parasal örneklerim!

VAKA 1

Kuaförcük: Mani-Pedi 50 Ytl!

KokoSh: Ama ne?! Nasıl yani?! Memlekette 25 yani, bu fiyata 2 kez yapmalıydınız!

Kuaförcük: Size 55 zaten, o nokta ayaklarınız rahatlasın diye aptal deniz tuzumuzdan ekledik suya!

KokoSh:Hönk!

VAKA 2

KokoSh’un annesi: Hani kızım bu evin dikiş makinesi?

KokoSh: Anne biliyorsun ben söküğümü bile dikemem! :(

KokoSh’un annesi terziye gider, yeni alınmış 2 perdenin kornişten geçmesi için ıvır zıvır yaptırır ve 50 Ytl öder! Eve gelip der ki ” Bu paraya bir evin tüm perdelerini diktirirdik bizim orda.. Mesela..

KokoSh: Ayyy mamiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii! :(

VAKA 3

Terzi: Haaa paça mı? O 6 Ytl.

KokoSh: Ama 2 ödüyoruz biz memlekette!

Terzi: Meslektaşlarıma acıdım!

VAKA 4

Süpermarket Kasiyeri: Onun kilosu 5!

KokoSh: Yok artık!!!!!!!!!!!!!!!!

VAKA 5

Restoran: 2 kişi 100 liracık!

KokoSh: Eee şey, biz o parayla ailecek balıkçıya giderdik.. Bir zamanlar!!!

VAKA 6

KokoSh’un cüzdanı yarım kilo kaybetmiş!

KokoSh: Ama ne zaman bitti bu kadar para ben anlamadımki! Ühühühühühühühü!

İşte hayatımdan kesitler.. O yüzden bu yazının başlığı bu. İstanbul değil bu şehrin adı.

Kod adı: 2Katı..

 


MusicPlaylist