2008 July | KokoSh - Part 2

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

HırSız 05 Jul 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 22:35

Hırsız olsaydım benim de çalacak çok şeyim olurdu diye düşündüm o gece yatakta.. ”Bu tıkırtılar hırsız mı acaba?!” diye sakince kafa patlatırken yatakta bu manasız fikirler geldi aklıma.

Kocaman bahçesi olan bir evi,

Soğuk su kaynaklarını,

Mavi bir çift gözü,

Beymen’de beğendiğim her çantayı,

Bir bebeğin saflığını,

Dünyanın en güzel gelinliğini,

Başarıyla alınmış bir tıp diplomasını,

Bora Bora ve Santorini adalarını,

Büyük ikramiye çıkan milli piyango biletini,

Grey’s Anatomy dizisinin gelecek sezon senaryolarını,

Harika bir tekneyi,

Tüm Türk yemeklerini yapmayı bilen bir hafızayı çalabilirdim mesela. Eğer ben hırsız olsaydım tabi..

 
 

Nightmare 04 Jul 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 12:25

Dün gece berbat bir kabus gördüm. Rüyamda sevgilimle çok mutlu bir hayatımız varken o birden saldırganlaşıyor ve sürekli havada uçan kuşları avlamaya çalışıyor ve onların canını acıtarak bunu başarıyordu. Çığlıklar atıyordum, nasıl böyle bir insana dönüştüğünü soruyordum çaresizce ama belli ki ben bile onun umrunda değildim. Gözü dönmüş gibiydi. Sonradan beni de dahil edince anlıyordum durumu, korkunç bir tarikata üye olmuş meğer. Herkes kendinde değil gibi, soğuk ve duygusuz. Sonra ben bir odaya giriyorum ve orda garip suratlı bir adam bana çantamı açmadan içinde neler olduğunu söylüyor tek tek ve onları benden almak istiyor.. En çok yarabantları istiyor benden. Rüyamda annemin bana verdiği pırlanta yüzüğün taşları elime dökülüyor birer birer.. Çok üzülüyorum, neler olduğunu anlamaya çalışıyorum ama olanlar mantıkdışı.

Tarikat üyelerinin toplandığı alanın koridorunda bir bakıyorum ki ben hamileyim! Karnımda bir bebek değil korkunç bir şey var sanki çünkü bir hamilelik canını bu kadar yakamaz insanın. Yerlerde sürünüyorum ve ‘bu şey beni öldürecek, çıkarın onu içimden! bana bela bu, yalvarırım çıkarın onu, çok korkuyorum lütfen, bu bebeği alın ordan’ diye bağırıyorum ama insanlar donuk bir şekilde yüzüme bakmakla ve yerlerde sürünüşümü, kıvranışımı izlemekle yetiniyorlar.

Sonra uyandım ama bir süre uyandığımı bile idrak edemedim.. Kabuslar da rüyalar kadar insanın bilinçaltıyla ilgili, buna eminim. Şimdi tek tek her yazdığım cümleden anlam mı çıkarmalıyım yoksa büyüklerin dediği gibi suya anlatıp akıp gitmesini mi sağlamalıyım?

 
 

Kep’e Veda

Filed under: GünLük — kokosh @ 11:59

Dün okula gittim kep&cüppe iadesi için. Malum 50 YTL’yi o 56 beden cüppeye ve lastikleşmiş kepine kaptırmamalıydım :) Anneannemi de aldım yanıma bir de okulu iyice gezdirdim ‘iksitadi ve idari bilimler’ime kadar.. Sonra onu arabada bırakarak koştum binaya.. Yaz okuluna giden zavallı öğrencilerin, üzerimdeki şort terlik tişört güneş gözlüğü vs. kombinasyonu nedeniyle tatilciler havasında okula gelmemi ve utanmadan mezun olduğumu haykıran kepimi iade odasına götürmemi izleyen korkunç ve haset bakışlar altında öğrenci işlerine girdim. O masum tipik devlet memuru amcayı bile özleyeceğimi düşündüm bir an görünce güler yüzüyle paspas yaparken yerleri..

”Kepimi getirdim beeeeeeeeeeeeen!” diye gereksiz bir heyecanla ilk cümlemi kurdum

”Yaz okuluna kaldın mı?” diye neşeme ters bir soru yöneltti paspası tüm mikropları sağa sola saçacak şekilde uygularken.

”Yooook yok! Kalır mıyım hiç?! (Bir de bana sorun!) Bitti gitti okul!” dedim başarımı böğürürcesine.

”O zaman tamam! Tebrik ederim seni, yolun açık olsun, mutlu ol yeni hayatında” dedi sevimli sevimli paspasla artık iyice kapıya doğru yaklaşırken.

Burda benim beyin sıvılarım yine yer değiştirdi ve poşetten kepimi manasızca hatta şuursuzca çıkardım ve memur amcanın şaşkın bakışları altında kepimi yüksek tavanlı okulumun lambalarına kadar fırlattım. Sonra kepimi yerden aldım ”Ay kusura bakmayın içimde kaldıııı!” dedim. Amca ” At kızım at, öyle kalabalık bir törende kimin naptığı anlaşılmadı zaten..” dedi ve beni yadırgamadı hiç deliliğim yüzünden.

Çıkarken önünde sıra beklediğim kahve makinasına baktım, sonra yüzleri tanıdık ve çapkınca bakışlarından gıcık aldığım erkek gruplarına, aptalca çime değil yürüyüş yoluna akıp ayaklarımı mahveden fıskiyelere, sabah sabah makyajlı ve allı pullu giyinmiş gözalan sahne kaçkını kızlara ve yamuk parkedilerek otoparkımızı katletmiş arabalara.. İlginç bir şekilde hepsine çok büyük bir sevgiyle baktığımı farkettim. Belki de özlenecek olan bir okulun küçük parçalarıydı onlar. Ve anneannem yol boyu kampüsün güzelliğini, manzaranın muhteşemliğini, cafelerin çokluğunu, çimlerin bakımlılığını övüp durdu hem gururlandırarak beni hem acımı deşerek sanki..

Her ne olursa olsun söylemeliyimki ben üniversitemi ve üniversiteli olmayı çok sevmiştim.

 
 

Korku 03 Jul 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 23:35

Çok korkuyorum. Neden, kimden dememeli. Durumlardan, olaylardan ya da olmayanlardan. Sadece korku duyuyorum. Saf ve sonsuz bir korku. En çok mutlu olmamaktan hiç ya da mutlu olunca birinin elimden gelip hoyratça çekmesinden.. Dünyanın binbir güzelliğinin yanında öyle bir hayranlık ve kalp çarpıntısı duyuyorum ki zaman zaman, o an yaşadığım sevinç, o andan bile kısa sürede duyduğum o his beni mutluluktan öldürebilir sanıyorum. Ve hemen geçiyor. Saniyeden bile kısa bir anda tüm benliğime hükmediyor ve sonra puf! Yok oldu bile! Tekrar ben, mutluluğun bir kelebek gibi kısa ömründen ya da olan ömrünü de yanımda geçirmemesinden korkuyorum.

Yok olmasın mutluluklarım istiyorum.

Gözümü kırpıp açtığımda yerinde dursun.

Işıl ışıl gözleriyle bana baksın sevinçlerden bir yüz ve hiç puf demesin, yok olmasın.

Çok şey mi istiyorum..

Belki.

Belki de değil.

 
 

Graduated.. 01 Jul 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 16:26

Pazar gecesi ‘hissedilen sıcaklık sonsuz’ olan şehrime doğru yola çıktım İstanbul’dan.. Sevgilim de bana alışıvermiş hemen, ayrılırken anladım. İkimiz de özledik birbirimizi daha yola çıkmadan ama olsun.. Uçak yolculuğum tipikti, pilotun anons şekli dışında herşey çok olağandı.. İsmi lazım değil sempatik pilotumuz geceyarısı uçuşu olduğu için dayanamayıp birkaç kadeh içki götürdüğünden mi yoksa sunuculuk içinde kalan meslek olduğundan mı bilinmez anons yapmıyor, yarışma programını sunuyordu sanki! Taklit yeteneğim gelişmiştir, keşke size ses tonunun taklidini yapabilsem buradan.. Yazsam bile mavrayı kaçıracaksınız maalesef o yüzden bu olayı kapatıyorum..

Geliş sebebim kep törenim ve ailemi çok özlemiş olmam. Sessiz, sakin, sevgi dolu ve yalansız ailemi. Sevgilim son anda gideceğim kep törenime gelemedi. Ben de hiç ısrar etmedim çünkü bir gece için yorulmasını istemedim. İyiki de gelmedi! Hayatımda böyle düzensiz böyle yorucu ve böylesine kargaşalı bir tören görmedim. Hatta o bir tören bile değildi.. Yılların koskocaman devlet üniversitesinin antipatik rektörünün himayesi altında geçireceği yeni yılların neye benzeyeceği ortaya çıktı. Yine aynı adamın seçildiğine inanamıyorum.. Herneyse kepimi bile atamadım havaya o kadar felaket bir kalabalıkta naptığımızı anlamadım sahte diplomalarımızı aldık elimize.. Zar zor birkaç fotoğraf çekilebildik Fakeangel’la.. Tıp öğrencilerinin attığı kepler kafalarımıza indi ve bir de can acısı ile boğuştuk korkunç ortamda üzerimizde 15 beden büyük vatkalı çirkin cüppelerimiz ve alakasız tonlara sahip keplerimizle. Törenden bozma şeyin sonrası çok güzeldi, ailecek hoş bir yere yemeğe gittik ve uzun uzun sohbet ettik. Çok özlemişim bu mutlu kalabalık aile yemeklerini.. Kepimi eve gelince havaya attım, tavandan son hızla yere çakıldı ve evin tavanının daha yüksek olmasını diledim o anda, mesela gökyüzü kadar..

Gecem böyle sona erdi ama rüyalarım çok kötüydü. İnanılmaz yalnız ve dışlanmış hissediyordum kendimi rüyamda.. Çok soğuk bir dalga kaplıyordu kalbimi ve sürekli acı çekiyordum. Sevdiğim insansa canımın yandığını bildiği halde kurtarmıyordu beni bu durumdan ve yaralarıma tuz basıyordu durmadan. Sevilmiyordum hiç ve gerçekten sevilmek istiyordum herkes gibi. Öyle işte..

 


MusicPlaylist