KokoSh » 2008 » July

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

DoĞum ModaSı 30 Jul 2008

Filed under: KokoSh'un SanDıĞı — kokosh @ 11:15

Demek hamilesiniz. Bir de bununla övünüyorsunuz. Övünün bakalım ama bu gurur anlarınızı kim sonsuzlaştıracak peki bunu hiç düşündünüz mü? Düşünmediniz madem ben sizler için varım :)) Şimdi hiç doğum yapmamış bir kişi olarak filmlerden, ailemden vs bildiğim kadarıyla bu doğum işi pek bir tantanalı. Bir de normal doğum söz konusu ise vay herkesin haline. Ortalık bir hengame bir hengame olacak ki sormayın. Doğuma soktuysanız kocanızı ayılır mı bayılır mı ağlar mı güler mi naparsa yapsın muhtemelen siz zaten hatırlamayacaksınız çünkü kendi canınızın derdinde olacaksınız. Bebeğinizin kordonu kesilirken, ilk çıktığındaki yüz ifadesi, ilk ağlayışı, sizin inanamayan aptala dönmüş haliniz ve kocanızın büyük ihtimalle ‘nasıl yani bu minik yaratık benim mi’ diyen bakışı.. İşte tüm bu anları sonsuzlaştırmak artık sizin elinizde. Biraz da cüzdanınızın tabi :)

Bu son yıllarda doğum fotoğrafçılarıyla anlaşıp doğuma girmek pek bir moda. Ama gereksiz bir moda değil söylemeliyim. Şimdi siz hemen cevap verirsiniz bana ‘ay yok benim eşim, ablam, annem, kayınbabam yok görümcem, eltim, arkadaşım muhteşem fotoğraf çeker ne gerek var para vermeye?!’ Var kardeşim!!! Şimdi o senin saydığın seni çok seven insanlar topluluğu duygularına yenik düşer ve fotoğraflarla değil anların kendisiyle ilgilenir. Dolayısıyla bu işi bir profesyonele bırakmak en iyisi. Zaten aldığınız paketin fiyatı seçtiğiniz sayıya göre değişiyor. Yani ne kadar para o kadar fotoğraf :)

Şimdi gelelim bu insanları nerde bulacaksınız?

Tabiki burada! Hizmette sınır tanımayan KokoSh’unuz sizleri düşünüyor!

İşte sizin için derlediğim bulduklarımın en iyileri..

1) Ayşe Kaya (Benim doğumumu çekmesini arzu edeceğim isim..)

2) Şengül Pallı (En meşhurları. Ayşe Arman,Gülben Ergen’in doğumlarını ölümsüzleştiren insan..)

3) Süheyla Karahan (Anı yakalamayı bilenlerden..)

4) Sinem Kobaner (Yaratıcı ve özgün bir fotoğrafçı..)

NOT: Doğum modası sadece fotoğrafla sınırlı değil. Baby Shower partisi düzenlemeyi unutmayın sakın!

 
 

SoLuksuz YaşamLar 23 Jul 2008

Filed under: GünLük, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 00:12

Psikiyatrist Dr.Gülseren Budayıcıoğlu’nun ilk kitabını zamanında sizlere yazmıştım ve 2 okuyuşumda da inanılmaz şekilde etkilendiğimi ve heyecanımdan birşey yitirmediğimi sizlere söylemiştim.. İlk kitabı okuyanlar bilir ”Madalyonun İçi” idi. Şimdi yeni kitabıyla Gülseren Hanım bizi ‘ madalyonun öteki yüzü ‘ne götürüyor GünahınÜçRengi” ile.

Gülseren Hanım’ın öyle bir üslubu var ki yazdıklarını okurken gözümde canlandırmam çok kolay oluyor. Daha doğrusu biricik Madalyon’unu, kızını, rahmetli eşini ve hastalarını ve hatta hatta Ankara’nın soğuk mevsimini, sokaklarını bile hissediyorum, yaşıyorum resmen okurken.

Birgün yolum Ankara’ya düşerse mutlaka tanışmak isteyeceğim bir psikiyatrist kendisi, saygıdeğer bir hanımefendi. Kimbilir, Gülseren Hanım dinledikten sonra belki bana da 3. kitabında yer verir derdim ama çok şükür benim hikayem onlarınki kadar uç noktalarda değil.. Ama acının dozu kişinin algısına göre değişir tabi..

Herneyse konudan saptıkça sapıyorum. Bu harika ötesi kitabı okuyun lütfen! Fazla söze gerek olmadığını ilk kitabı okuyanlar zaten bilir.

 
 

KöyLü GüzeLi 22 Jul 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 23:25

Saçlarım berbat. Öyle yerleri süpürmüyor olsa dahi gereksiz bir uzunlukta olduğunu farkındayım. Zavallı saç derim de bu kadar saçı kaldıramıyor olsa gerek hepsini tomar halinde döküyor etrafa. Ben zaten bu yıl kel kafa olmaya iyi bir adayım. 1 yıldır stresten dökülen saçlarımı ben etraftan toplamaktan ve avucuma bakıp yüzümü buruşturmaktan yoruldum, hatta hatta mimik çizgileri yaptım yüzüme bu sebepten ama saçlarım benden ayrılmaktan bıkmadı nedense..

Şimdi İstanbul’da yaşayan bir şahsiyet olarak kendime güzel manikür yapan bir yer buldum. Onun da yeri karşıda.. Evet yalnış duymadınız, master yapacağı okulu bile semtine göre seçen ben manikürcümü Anadolu topraklarından beğendim. Avrupa yakasında yaşadığımı söylememe gerek yok herhalde.. Sırada muhteşem bir problem daha beni bekliyor. Bu süpürge saçlarımı kestirecek bir kuaför bulmak. Süpürge deyip geçmeyin ben çok hassasım bu konuda. Memleketimdeki kuaförüm dışında bir yerde saçımı kestirdiğimi ben ben olalı hatırlamıyorum. Şimdi 900 km yol yapacak halim yok tabi ama saçımı elin adamına nasıl emanet ederim hiç bilmiyorum. Düşündükçe daralıyorum.

Manikürüm de geldi. Hıı bir de pedikürüm.

Saçlarım çalı çırpı modelinde.

Saçlarımı omuz hizasında kestirmek istiyorum ama kıyamıyorum.

Elime bir makas almamı söyleyen şeytanı biri durdursun.

Karşıya geçmem gerek ama ruhum dayanmaz.

Bir OGS’m bile yok anlıyor musunuz? OGS koyacak bir arabam bile hatta.

Haydi gülümse..

 
 

ÇantakoLik 21 Jul 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 22:30

Kadınlar çeşit çeşit bu alışveriş mevzusunda.. Ayakkabı tutkunu, şapka tutkunu, fular tutkunu, kolye tutkunu, çanta tutkunu vs.. Bunlara bakınca sanırım ben çanta tutkunluğuna uygun bir adayım. Sayısız çantam yok belki ama herşeyden fazla çantam var. Ayakkabılara da düşkünüm ama aylarca converse ya da parmak arası bir terlikle geçirebilirim hayatımı. Fakat çanta öyle değil.. Süklüm püklüm eşofmanları bile havalı hale getirebilir hoş bir çanta. İlle kıyafete ve moduma uygun bir çanta takmalıyım.

Ne alaka bu çanta mevzusu diyebilirsiniz.

Deyin madem.

Banane!

Psikolojim bozuk çünkü beğendiğim bir Miu Miu çanta 1/3 fiyatına inmiş Beymen‘de. Yani olabilecek son raddesine varmış. Ama ben gideceğim düğünlere yaptığım alışverişler nedeniyle maddi olarak göçtüğümden onu sadece 30 saniyeliğine takıp koluma ayna karşısında aptal aptal dönebildim!!!

Hııı bir de çıkarken muhtemelen beni zavallı bulan kadına ‘iyi akşamlar’ dedim..

 
 

ALışveRişin KarşıLığı 11 Jul 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 15:37

Az önce Victoria’s Secret‘ın henüz birkaç saat önce açılan yeni sezonunu kutlamış bulunuyorum. Öyle seksi şeyler hayal etmeyin çünkü eşofman, tişört, 1-2 iç çamaşırı ve bornoz mu sabahlık mı neydüğü belirsiz birşeylerle dolu bir alışverişti..

”Alışveriş” kelimesi size ne anlatıyor? Önce kelimeyi bölelim isterseniz, alış ve veriş. Siz aldığınız ürünlerin karşılığında bir ödeme yapıyorsunuz. Güya! Victoria’s Secret’ın çoğunu Çin’de 3 kuruşa malettiği ürünlerin tanesine 30$ veriyorsunuz en az ya da veriyorum. Vermesem nolacak!? Burada örneğin Zeki Triko‘dan alacağınız şık bir sütyen parası Victoria’dan kargo parası dahil aldığınız dünyanın ürünü yerine geçecek. Dolayısıyla yurtdışından alışveriş her zaman daha karlı oluyor markaların kendini bilmez fiyatlar sunduğu ülkemizde maalesef..

Victoria’s Secret güzel göz boyadığını zannetmekle beraber beni kandıramaz. Uyduruk bez çanta hediyelerini ‘bedava biber baldan tatlıdır’ mentalitesi ile sepete atmış olsam da kazık yediğimin çok iyi farkındayım!!!

 
 

Paranoya

Filed under: Anatomi-ER&OR :), GünLük — kokosh @ 12:44

Ölüyorum galiba! İçimde birşeye bıçak saplanıyor sonra bir de döndürülüyor utanmadan.. Sanırım böbreklerim beni mahvediyor!

Etiketler:, ,
 
 

WeeK 4

Filed under: GünLük — kokosh @ 11:59

1 aydır ne öğrenciyim ne de çalışan bir insan.. Boşluklar kraliçesi olmak şu ana kadar güzeldi tabi :) Her ne kadar tatile gidemesem ve bir haftamı zırlayarak geçirsem bile zaman uçtu gitti.. Ben ev hanımlığının bile bir organize yönü olması taraftarıyım :) Dolayısıyla kendime bir program çizmeye karar verdim. Bu döneme günde 1 saat Yunanca çalışmak dahil olacak tabi yoksa bir taraflarımı yırtarak öğrendiğim o taş devrinden kalma alfabelerini, okumayı ve yazmayı da unutabilirim.. Bildiğim kelime sayısı 3′ü geçmiyor en vahimi bu aslında! Neye yarar harfler derdini anlatamadıktan sonra.. :)

Bu arada 129 muhteşem birşeymiş! Anında önümde dikildiği yetmezmiş gibi bir de 20 dakika içerisinde gideceğim yerin tam önünde indirdi beni! Yaşasın belediye otobüsleri!!! Kahrolsun ayak vuran ayakkabılar! :(

 
 

LiMonLu HayaT 10 Jul 2008

Filed under: GüzeLLik SeanSı, KokoSh'un mUtFaĞı — kokosh @ 12:56

Limon güzelliğiniz ve mutfağınız için vazgeçilmez bir ürün. Hemen nasıl dikkatinizi çekti yazı değil mi? Hayal kırıklığı yok, iyice okuyun. Öncelikle mutfaktan başlayalım.  Taze sıkılmış limon suyunu neredeyse herşeyde kullandığımı söyleyebilirim. Tavuk yemeklerini pişirirken,  pişmiş kırmızı etin üzerine, zeytinyağlıların üzerine & yanına, balıkta, fırın yemeklerinde tepsinin etrafına ince dilimlenmiş olmak üzere ve mutlaka salatalara bol limon ve limon suyu vazgeçilmezim. Limon bildiğiniz üzere başta C olmak üzere A ve B vitaminleri açısından zengin bir kaynak. Limonun sadece suyunu değil, kabuklarını da rendeleyerek (aynı portakal gibi) keklerin içinde kullanabilirsiniz. Hem kekiniz mis gibi kokar hem de güzel bir aroması olur. Limon suyunu habire taze sıkmaya üşenenler için de bir formülüm var. Formül anneannemden.. Bir sürü limonun suyunu sıkın sonra buzluklara doldurun ve dondurun. Lazım oldukça buz çıkarır gibi buzdolabının aşağısında sakladığınız bir kaba aktarın, o kendi kendine erisin ve hergün elinizin altında sıkılmış limon suyunuz olsun.

Güzelliğe geçecek olursak, limonun cildi sıkılaştırma ve temizleme özelliği vardır. Bu nedenle yağlı ve geniş gözenekli ciltler için vazgeçilmez bir ürün. Ayrıca sivilcelerin üzerine limon suyunu lokal olarak uygularsanız daha hızlı bir iyileşme kaydedersiniz. Limonlu doğal tariflerim için Sivilcelere Doğal Savaş ve Lekelere Elveda yazılarıma gözatabilirsiniz.

Not: Aman dikkat! Limon suyu ile yapacağınız her türlü maske, tonik, krem vs. kullanımından sonra birkaç saat mutlaka güneşten uzak durun yoksa cildinizde lekelenmelere sebep olabilirsiniz.

 
 

UnempLoyed! 09 Jul 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 11:31

Bugün yine iş görüşmem var, evet İstanbul’a döndüm.. Yine karşıda ve daha önce başka bir firmaya gittiğim, giderkende ruhumu teslim ettiğim binalardan birinde.. Öyle bir ulaşım ağı yaratmıştımki, aklımca ekonomik olacaktım.. (Taksi,dolmuş,taksi,taksi,vapur,taksi.. Oh My God!) Gidiş dönüşüm 50 Ytl’ye malolduğu yetmezmiş gibi ömrüm yollarda geçti. Ay neyse bugün hedefi 12′den vurmaya kararlıyım :) İstanbul’da çocukluğumdan beri otobüse binmemiştim, maceraya hazırım. Umarım insanların kankasına isim takar gibi 129 dedikleri bu otobüs beni yarı yolda bırakmaz. Bugün de ulaşımda hayal kırıklığı yaşarsam minnoş arabamı iyice özleyeceğimi farkındayım..

Dün bir arkadaşımla konuştum ve işini çok sevdiğini söyledi bana.. Ben de çok sevdiğim bir işim olsun istiyorum, dua edin bana, ‘ev kızı’ sıfatı üstüme yapışmadan, yaz bitmeden iş hayatına girebilim.. Okulu bitireli daha 1 ay olduğu halde karınca gibi çalışan, üreten, yaratan ve azmeden insanları gördükçe kendimi aylak hissediyorum.