SusTuraBiLene AşkoLsun 04 Jun 2008
En önemli sınavlarım bitti, ben de bittim. Ama aynı zamanda yeniden doğdum. Bugün 12 saate yakın uyudum, uzun zamandır yapamadığım hayati işlevim sonunda yerine gelmiş oldu. Hava çok sıcak ama moralimi bozamaz. Kabus dolu günler geride kaldı. 2 sınavım var henüz ama onlar elimden kurtulamaz :) (Ukalalığımın sonunun beklenmedik 2 FF olarak geri dönmemesi dileğiyle!)
İş başvurularımdan sık sık geri dönüşler var, mezun olmadan aranıyor olmak çok güzel :) Evet ben de onlardanım, çocuk ta yaparım kariyer de’cilerden.. Ama önce kariyer mümkünse. Kraliçe Elizabeth’in bile torununun sevgilisinin iş konusundaki istikrarsızlıkları ve ev kızı olarak takılmasından ötürü evlenmelerini onaylamadığı şu günlerde Kraliçe’ye sonuna kadar katılıyorum. Bu devirde artık kimse kariyersiz gelin istemiyor, e çünkü bu durum saygı uyandırmıyor. İncelediğim düzgün iş ilanlarının çoğunda ‘26 yaşını aşmamış’ ibaresi yer alıyor, siz düşünün artık kaç yaşında işe girmek isteyeceğinizi! Ya en önemlisi genç bir kadın evde tüm gün kendini nasıl geliştirir ben gerçekten bilemiyorum..
Sizden gizlediğim alışverişlerim oldu yine bu aralar ama itiraf ediyorum, Beymen‘den 2 babet&çanta, Vakkorama‘dan ise cici ötesi bir elbise aldım. Elbise sayısı 2-3 e çıkacak. Ama annemle gidicem bugün, böylece fikir alabilir ve açgözlülük yapmam..
Bu ara çok güzel sosyal yardımlar söz konusu. Vakkorama’dan TOMS ayakkabı alarak aynısından bir çift de ayakkabısı olmayan bir çocuğa hediye edilmesini sağlıyorsunuz. Video‘yu mutlaka izleyin. Ben bugün alıcam inşallah. Mudo‘da LÖSEV’e katkıda bulunmak amacıyla lösemili çocukların anneleri tarafından hazırlanan birbirinden güzel ürünler mevcut. Bunlardan alarak LÖSEV‘e bağış yapabilirsiniz. 8 Haziran Pazar günü ise, saat 15.30′da Caddebostan Sahil Yolu’nda başlayacak olan yürüyüş (İzev,Kadıköy Belediyesi ve Camper’ın katkılarıyla) esnasında zihinsel engelli çocuklara destek olabilirsiniz. Standlarda satılacak olan çocukların emeği el işleri, yiyecek ve içeceklerin tüm geliri onlara gidecek. Ayrıca Kızılay‘ın başlattığı kampanya ki ben adını çok beğendim mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. ‘1 Milyon İyi İnsan Aranıyor’ sloganıyla yola çıkan kampanyada kan bağışına artışın sağlanması çalışılacak. Ben de websitemde ki banner’ı bu konuyla ilgili olarak değiştirmeye karar verdim. Ayrıca Kızılay’ın websitesinde göreceğiniz bedava bağış kısmıyla mutlaka ilgilenmenizi rica ediyorum.
Bir roman okuyorum ‘‘Babam Öldüğünde Ağlamadım” diye.. Yazarı Iris Galey. Çok feci acıklı. Öz babası tarafından 9 yaşından 14 yaşına kadar tecavüze uğrayan bir kadının kendi yazdığı roman bu. Gerçek ve içler acısı bir hayat hikayesi. Küçücük bir kızın gözünde yaşanan hayatın ne kadar anlamsızlaştığını anlatan, insanın içini burkan acı bir öykü. Tavsiye ediyor muyum? Bilemedim..
Hayır yorulmadım, daha da yazma kapasitesine sahibim bilenler bilir :) Sex&The City’ye hala gidemedim kendime inanamıyorum ama zaten çok kalabalık sinemalar, sakinken gitmek daha mantıklı.. Yoksa birgün yaşı gereği uyumsuz filmlere sokulan ve arkama oturtulan, sürekli ayağıyla koltuğuma tempo tutan ya da dondurma elleriyle saçlarıma dokunmaya çalışan çocuklardan biri elimde kalacak, ya da şımarık ve söz geçirmeyi öğrenememiş uyuz anneleri.
Bu ara çok çirkinleştim, tüm vücudum ve yüzüm isilik gibi birşeyler oldu. Stresin ne kadar vahim birşey olduğu sadece iç organlar da değil ciltte de kendini gösteriyor maalesef. ama bol mutluluk hormonu salgılayarak onu iyileştiricem :) Kendime bakma zamanım geldi sanırım bu kadar dikkatsiz haftadan sonra..
Yumoş’la ilgili canımı sıkan bir konu var. Annem eşşeğin aklına karpuz kabuğu düşürdü. Eşşek ben oluyorum. Dedi ki ‘Sen istanbul’a taşınınca bu kuşa bakamazsın orada yoğun olacaksın. Yazık değil mi hem? O artık genç bir kadın, hayat arkadaşı olsun. Güzel güzel yumurtaları, içinden çıkan bebekleri olsun. Yalnız kalmasın hayatta’ gibi birşeyler dedi işte. Önce çok sinirlendim. ‘O daha küçücük! Nasıl böyle şeyler söylersin, onun seviştiğini düşünmek bile istemiyorum!’ falan dedim. Çok moralim de bozuldu. Hatta birkaç kere rüyamda onu bir erkekle gördüm ve bayağı moralsiz uyandım. Neyse sonra dün gece çok güzel bir rüya gördüm, Yumoş’a koca buluyorduk petshop’tan ve çok mutlu oluyordu Yumoş, sürekli öpüşüyorlardı gaga gagaya. O anda rüyamda bencillik ettiğimi anladım. Sevgiye hiç doymayan, beni öpmek için o küçücük ayaklarının üzerine uzanan, uçmayı bir türlü beceremediği için koridorda koşarak beni mutfağa kadar kovalayan zavallı bebeğime sürekli öpücük verecek biri lazım anladım.. Sanırım kızımı evlendiriyorum. Ay bak yazarken çok fena oldum, kapayalım bu konuyu.
Blogumu çok özlemişim ama biraz daha yazarsam kimseler okumaya cesaret edemeyecek bu yazıyı :) En iyisi bir duşa girmek ve alışveriş için hazırlanmak.. Beni bundan sonra çok özlemeyeceksiniz, söz veriyorum. Yaz boyu blogumdayım, acısını çıkarırız.
hoşgeldin kokooooosh :)
bu arada tutamadım kendimi, bişe söylicem. bence de kadınlar çalışmalı. ama gel bi bakalım 9 da başlayan işe gidebilmek için 6 buçukta kalk, 2 saatin trafikte geçsin. yorugunluktan ölmüş bi şekilde işe başla. sonra çalış çalış. eve dönmek için 2 saat daha yol çek, gel eve yemek yap, ye. kocanla iki çift laf edemeden uyuya kal. sabah yine aynı..
haftasonu ise bi gününü ev işlerine bi gününü de anneye ablaya ayır..
hadi bakalım yine pazartesi oldu.
ne anladım ben bu hayattan? böyle yaşlanıcam, hayattan hiç bişey anlamicam yaaaa!!
neyse herkes çalışsın yine de ne diim yani.. atsan atılmaz satsan satılmaz bu iş hayatı…
26 yasini asmamis eleman bulmak biraz zor degil mi su dünya ve türkiye sartlarinda. valla onlarin dünyadan haberi yok herhalde. yurtdisinda üniversiteden mezun olma yasi gelmis 30 olmus. simdi ben 30′uma kadar üni kahri cekmem o benim sorunum sunu da yapicam bunu da yapicam diye irdelemem de üniyi bitirdiimde ya 25 ya 26 ya 27 olurum, artik benim ne kadar cok ders calistigima bagli. he bi de beni gelince almicaklar yani ise. cok yaslisiniz efendim mi dicekler. ay vallahi oturur kapiya aglarim ben yillarimi elalemin ülkesinde bosuna mi cürüttüm diye. ayhh icim daraldi icime dert oldu cok fena.
lale ben de aynisini diyorum ne anladim ben bu hayattan o zaman diyorum.
sali günü sabah isi aradim dedim hastayim gelmiyorum. doktoruma gittim, ben doktorla görüsücem diye beklerken hemsire elime raporumu tutusturuverdi hem de bir hafta. eve geldim uzattim ayaklarimi cikardim bin parcalik puzzlemi ayyyyyyy dedim ben mi kurtaricam yahu bu dünyayi. ohh ise de gitmiyorum iste okula da ugrarim belki zaten sinavlar bitmis. amann ayyy! bugün de aradim isi ben mide bagirsak enfeksiyonu kapmisim diye salladim yalanimi. pazartesiye kadar gelemicem dedim pazartesi de iyi olmazsam yine doktora gidicem bakalim diye ikinci yalanimi da salladim bir güzel. tek sanssizligim havalar yüzüme gülmedi, olsun yine de evim evim güzel evim… disari cikmasam da olur
sana o kadar dua ettim ki ben bu sinav haftasinda, o transkriptte 1 tane bile f gormeyecegiz kokoshum.. :) ayrica blogumu actim geri, beklerim: p
ayricaaa benim nie haberim yok vakko elbiseden hii
Lale ve Zehra söyledikleriniz iyi hoş ama ev kadınlığı özellikle gençlere hiç yakışmıyor. Maddi durumu olmayanlar anlattığınız gibi çok çalışmaya ve sonrasında ev uğraşlarına zaten mecburlar ama maddi durumu iyi olanların ev işi gibi sorumluluklarının çoğunu zaten yanlarında çalışanlar yerine getiriyor ve kendilerinin vasıfsız bir hayat yaşamaları bana çok komik geliyor.
Bence işverenler de kendine göre haklı. Zaten çok tecrübe gerektiren pozisyonların yaş sınırı yok ama gençler için olanlara da ağaç yaşken eğilir felsefesi ile gencecik insanları istiyorlar. Böylece kendilerinin yetiştirdiği elemanlar yanlarında uzmanlaşıyor.
Fakeangel’ım haklısın.. Ama sana bizzat defile yapıcam ;) Duaların için çoooook teşekkür ederim. Geçen dönem uğur getirmiştin ve 9 dersin tamamını vermiştim. Bu dönem de öyle olacak umarım..
Noley benim de sınavlarım bitti=)
kokoş bu kız sen misin?
İkizim diyebiliriz, onun çilleri eksik bir tek :))
evet ev kadinligini kimse istemez, sadece evde bir kisinin calismasiyla da cok rahat yasanmaz bu yüzden her iki tarafin calismasi sart. ama bazen sartlar cok zorlasiyor. hayat cok zor. yani evlenen insanlar icin ya is ya es demekten baska care kalmayabiliyor.
sevgilimin ablasi evlendi gecen sene. evlenmeden önce calisiyordu, ama evlendikten sonra oturdugu yer isine uzak düstü. günün bilmem kac saati yolda geciyor, sekiz saat calisiyor ve eve gelip yeme-icme sorunuyla ilgileniyor. ne anladi o zaman evliliginden. kocasiyla paylasacak neleri kalmistir merak ediyorum o kadar yorgunluk üzerine geceleri. isi biraksam dese o zaman da her ikisi de annelerinden saraylarla dogmadiklari icin maddi sorunlar cikacak ortaya. hersey o kaddddddar zor ki. bu sartlarda insanin ne evlenesi kalir ne birseyi. ne ise gidesi kalir ne de aksam kocasiyla sohbet edesi, yemek yapasi…
ben kendim cildiririm böyle bir durumda. büyük söylemiyim cekilmez demiyorum ama cildiririm. cünkü ben zamanimi kendime bir türlü yetistiremeyen bir insanim.
ama bence sen daha güzelsin:)
merhabalar
yazını şöyle bir okudum da kokosh.. neyin kanısına vardım biliyor musun daha çok gençsin ya hani şu anda vakkoramadan beymenden ciciler biciler alıp onları buraya yazabiliyorsun ya ,kim özenir kim senin gibi alabilir düşenemiyorsun ya, her kadın çalışmalıdır diyebiliyorsun ya , kariyerde yaparım çocukda diyebiliyorsun ya ve bu sölediklerimin bir kısmını sert bir dille yazıyorsun ya yani yazılarımı insanlar hangi duygularla okur nelri yaşamıştır da bazı şartlara seninkiler gibi sahip değillerdir diye hiç düşünmeden yazabiliyorsun ya daha büyümemişsin :)
bak vakkormadan alacağın o ayakkabı yerine (ki hiç bir şeye benzemiyor o da ayrı bir konu ) hani çifti çocuklara verilenler.. ona o kadar para verene kadar zaten git başka yerden al kendin ve 5 çocuğu giydir.. markaya para vermek aile parası ile birşeyler almak şimdi çok kolay sana… işinde iyi bir yerlere gelebilirsen ne mutlu sana ama gelsende sırf marka diye o kadarcık kumaş parçalarına o kadar para verme yazık.. bir de bu kadar çok büyük konuşma olur mu?
ha birde iş konusunda yaş sınırı meslekten mesleğe değişir.. yani eğer bir mimar aranıyorsa ne bilim doktor inşaat mühendisi , elektirik mühendisi vs.. işte bunlar için bol tecrübe lazım 26 yaşında olsun genç olsun biz yetiştirelim istemez kimse eğer işveren az para vericekse ve o insanı kullanıcaksa ordan oraya koşturacaksa dinamik gücünden faydalanacaksa o zaman genç ister yani işveren kendini düşünür tecrübeli olmana gerek yoktur yaniiii işverene göre.. türkiyede bu işler böyle .. ;) sana bol şans..
Tuğçe, sen merak etme hiç. Ben zaten o ayakkabı yerine çok daha fazlasını yaptım fiyatını gördüğümde. Ben ve ailemin yaptığı iyilikleri ve yardımları buraya yazmıyorum çünkü yapılanın Allah ile kulu arasında kalması gerektiğine inanıyorum. Burası benim günlüğüm ve insanlar Beymen’den vs alışveriş yapamaz diye düşünerek istediğimi yazmaktan vazgeçemem. Ben buyum! Pazardan da giyinirim Beymenden de ve utanacak birşey görmüyorum. İş konusunda büyük konuşuyorum çünkü herşeyi farkındayım. Kimse zaten tecrübesiz elemana dünyanın parasını vermez ve tabiki onu koşturur. Bir yerlere gelebilmek böyle başlar. Gelmek için çaba göstermeyenler utansın. Uzmanlık, tecrübe, yaş vs. konularında söylediğin şeylerin hepsini ben zaten yazımın altındaki yorumlarda söyledim. Zor şartlarda olan insanlar için ise zaten ayrım yaptım yorumlarımda. Dolayısıyla sen bir insanı eleştirmeden önce diğer yazılarını ve yorumlarını okuyup tanımaya çalışsaydın işte o zaman ‘büyümemişsin’ diye eleştirme hakkını kendinde görebilirdin.
ben yorumumu yayınlamadna önce yorumlarını okudum ve yazdığım yorumun son kısmını silerken telefonum çaldı ve sora silmeyi unutarak submit e basmış bulundum… yani senin diğer kişilerin yorumlarını da okudum. tecrübe konusunda yazdığını da gördüm.. ama ister inan ister inanma böle oldu ve sanırım senin demene göre böle yaptığıma göre ve yorumumun son kısmını silmeden yanlışlıkla gönderdiğime göre “büyümemişsin” eleştirisini yapma hakkını kendimde görebiliyorum..
ayrıca ben sen yardım yapmıyorsun demedim ki böle bir açıklama yapma gereği duydun vakko ile yapılacağına kendin yapmak daha anlamlı dedim ve hala diyorum.. vakko ile yapıyosun ama kendin yapmıyosun seni gidi kötü kız demedim sadece o para etmez şeylere para vermek bana anlamsız bu vakko içinde geçerli vakkorama için de beymen içinde neden biliyromusun aynı kalite çok abartı fiyat yazık diyorum..
ve sen günlüğünü herkesle paylaşıyorsan eğer, bende seni yazdığın şeyler ile ilgili eleştirme hakkına sahibim bu hakkı bana sen böle bir site açarak veriyorsun..
ve bu günlük asla normal tutulan bir günlük ile bir tutulamaz çünkü oraya yazılanlar ile buraya yazılanlar farklı… eğer burası normal bir günlük olsaydı evinde tuttuğun günlüğünle o sölemek istemediğin allah ile kul arasında kalan seni mutlu eden olayları da yazardın çünkü bu bir aktarım çünkü bu bir mutlu olma yolu.. eğer buraya yazmıyorsan bu gibi şeyleri demek ki burası farklı bir günlük ve düşünülerek yazılması gerekn bir yer…yani aslında sen tam anlamıyla bu!! olamıyorsun.. beymen , vakkorama konusu ve özellikle başkalrına yardım konusu sadece bunun içinde bir örnek..
umarım anlaşılmışımdır :)
Tuğçe ben sana büyüklüğümü kanıtlamak zorunda değilim bu bir, ikincisi burası bir internet günlüğü tabiki insanın kendi kendine yazdığı ile bir olamaz bunun konumuzla alakası nedir yani, üç beni eleştirebilirsin ama olgunluk dereceme karar veremezsin. Yaptığım açıklama çok normal hatta senle aynı fikirde olduğumu söylüyor ayakkabının fiyatını gördükten sonra, sen niye kendi fikrine itiraz ediyorsun? Ve ayrıca asla Beymen vs.den aldığın ayakkabı Zara vs. ile aynı kalitede olmuyor, kullanıyorsan bilmen gerekir. Ben seni gayet iyi anlıyorum ama sanırım sen beni anlamamakta direniyorsun. Düşüncelerinde tabiki özgürsün ama benim nasıl bir insan olduğuma sen karar veremezsin. Büyümekte uzmansın madem bu gerçeği de farkındasındır.
off ya kokoshcum siz neyin tartışmasını yapıyorsunuzz anlamıyorum cevap vererek karşılık verme hakkı verme tuğçe gibilerine biz senin sitendee daha güzel şeyler okumak istiyoruz ayrıca kim nereye ne şekilde yardım ederse eder senin yaptığın(anladığım kadarıyla) tavsiye ve durumu iyi olanlara bi teşvik ben şahsen çok beğendim ve böyle güzel şeyleri senden duyuyorum ilgini ve yardım severliğini kutluyorum OLGUN KOKOSHUM BENİM ;)ayrıcaa sitenin fanları olarak :) o oldunluğa ulaşmışş olarak :) yani çoğumuz az çok kimin yorumunu neden yazdığını anlayabiliyoruzz şahsenn ben tuğçenin bu kadar sivri dille seni eleştirmesini FESATLIKTAN başka bi şekilde yorumlayamıyorum
tuğçe arkadaşıma bende biraz katılıyorum sanırım.bu saf tutup ortama müdahaleden ziyade düşünceme uyduğu için katılmak istedim.tamam günlüğünün üslubu pek bi sevimli ama bencede gerçek hayatta insanlar bölesi toz pembe dünyalarda yaşamıyor malesef.hani burda mesele vakkodan,beymenden,zara dan giyinmişsin yada(diğer bloklarda okuduğum kadarıyla)bilmem ne kozmetik ürünlerinden almışsın dan ziyade bence kendini tatmin yolu bu senin için yada mutlu olmanın sayısız yolundan birisi kim bilir.niye söyleme ihtiyacı hissediyosun mesela.yada bu günlük de niye.işte niyeside bence yukarda yazdığım.tyatrocu bi arkadaşıma ne eğlenceli işin var dediğimde herşey perde önünde birileriyle buluşnca eğlnceli demişti.benzer hisler olmalı bence.ya şu hayatıma bak mutlu olmamak için bi sebebim yok ve bu hayata sahip olmak isteyen ayrıcada bana gıpta ile bakan(yine yorumlardan okuduğum kadarıyla)birsürü insan varken diyo olmalısın.birde meseleye bu açıdan bakmak lazım.ha bunlar seni mutlu ediyorsa da eyvallah…
Selcen, yani diyorsunki senin hayatın toz pembe, bir tek kozmetik ve alışveriş yazıyorsun diyorsun öyle mi? İşte ben buna hiç tahammül edemiyorum. Neden söyleme ihtiyacı hissediyorum, bir burası benim birçok şeyimi paylaştığım bir blog, iki okuyucularımın çoğunun ortak isteği ne ürün ne marka tavsiye ederim veya etmem.. Ve daha birçok neden.. Şimdi ben senin yorumunu dikkatle okudum ama maalesef düşüncelerine saygı duyamadım. Sen belliki benim kategorilerime ne yazdığıma dikkat etmeden haybeye atlamışsın muhabbete. İstersen 1,5 yıldır yazdığım tüm yazılarıma bak sonra gel bir daha eleştir. Sürekli lay lay lom hayat mı yaşıyorum? Hayır. Hı eğer yaşıyor olsaydım ve bunu blogumun temeli haline getirseydim de eleştiremezsiniz kesinlikle. Demek ki bunu yazmaktan zevk alıyor olurdum. Beğenen takılır beğenmeye internette yol açık.. Son cümlene gelince diyecek söz bulamıyorum. Çok ama çok saçma ve acımasız bir eleştiri.
Enjicom’cum hele şükür sen olayı tüm basitliğiyle anlayan nadir insanlardansın. Bazılarının neden bu kadar önyargılı ve eleştirici olduğunu anlamak çok zor. Özellikle dikkatsizce eleştirenlere çok kızıyorum. Yani bana bunları yazanlar acaba sırf alışveriş üzerine olan bloglara neler söylüyorlar merak konusu..
o kadar dar kapsamlı değildi demek istediğim aslında ama seni de anlıyorum;)sonuçta arkasında durman gerekenler var(senin için).ha saçma ve acımasız eleştiri ye gelince de bu eleştirini de ben kabul etmiyorum o zaman,beni anlarsın umarım;)çünkü benim de arkasında durduklarım var(benim için).senin ne yazacak olmana yada kimin düşüncesine ne duyacağına da kimse karışamaz benim senin düşüncelerine ne duyacağıma da tabiki..kimseye lay lay lom bir hayat yaşıyorsun demedim,anlaşılan baya içerlemişsin ve aklına geleni yazmışsın(belkide içten içe kendine bile söylemediğini söyleydiğimdendir).şunuda belirtmeden geçemicem senin için:ya kokosh cum bence sen çok güzelsin,hayalimde seni şöle bi yere koydum,çok sempatksin bence vs. vs. gibi hayranlıklar saçma gelmiyorda….
sadece olumlu eleştirilere açık diğerlerine tepkili hatta tartışmacı isen de yayınlamayıp yada cevap yazmadan yayınlayıp öle yorum olarak bırakabilirsin. daha iyi olabilir belkide(benden tavsiye)
yani bencede ne kimseye büyüklüğünü ne de ne kadar faydalı ve dolu bir hayat yaşadığını anlatmak zorunda değilsin.(1,5 yıldır yazdıkların için yani)
Selcen, herkes aklına geleni söylesin ama ben kendimi savunmamalıyım yani sana göre.. Çok saçma. Zaten senin mentalitende olsam bunların hiçbirini yayınlamam sadece iyi yorumları yayınlardım. İyilere sadece teşekkür edebilirim ya da önerilere kulak asabilirim ama seninki gibi eleştiriler tamamen şahsıma yönelik. Dolayısıyla kendi blogumda bunlara sonuna kadar cevap vermeliyim. Hala inatla garip bir biçimde yok kendime söyleyemediklerimi söylüyormuşsun, yok aklıma geleni yazmışım vs vs gibi şeyler yazıyorsun maalesef.. Psikanaliz yapmana gerek yok, yeteri kadar okuyorum bu konuda. O yüzden kolay kolay deşifre etmem kendimi böyle bir durum olsa. Aklıma geleni değil eleştirilerine cevap yazıyorum. Bana ne söylediğini bir daha oku istersen. Herneyse, dediğim gibi kanıtlamak zorunda değilim kimseye hiçbirşeyi ama cevap verme hakkımı sonuna kadar kullanmaya kararlıyım. Tekrar söylüyorum beğenen burda kalır beğenmeyene internette blog sayısı sınırsız..
selcen birde sen ne demek istediğini kendin bilsen saçmalamışsın bi düşünceyi savunayım derken komik olmuşsun yani yazdıkların çok spontone olmuş biraz analiz etseydin keşke bizde seni anlayabilseydik
Bence burada tartışma yapmaya hiç gerek yok.”bana göre” insanlar bloglara eğlence amaçlı giriyor.Yani blog takip etmek için bilgisayar+internet ve lazım bir bloğa giren çoğu kişi de böyle kozmetikti modaydi falandı felandı düşünebilecek durumdadır diye düşünüyorum.Umarım anlaşılabilmişimdir.Eğer beğenmiyorsan okuma.Kokosh emek ediyor yazıyor.
Ama gerçek şu ki bu blog benim en beğendiğim blog.Kokosh,bende fazla olmasada biraz kokoşum yani beğendiğin şeyleri okudukça “Tam bu işte!” diyorum.Yalnız bir isteğim olacak bu aldığın elbiseyi çok merak ettim resmini koyabilecek misin acaba? :)
Elegiac resmen derdime derman oldun.. Yani çok kötü durumda olan insanlar zaten böyle internet başında blog gezinmez, gezinsede burda durup okumaz. İltifatın için teşekkür ederim. Tabiki resmini koyarım hemen bir yazıyla gösteriyorum :)
tugce, selcen.. madem hayata ve alisverise, marka bagimliligina, vakkoya, beymene bu kadar para vermeye karsi bir durusunuz var.. madem kapitalizmin kopegi olmam diyorsunuz ve olana da karsisiniz (ki ben kokosh icin boyle bir tanimlama yapmiyorum..) bakin sag ustte bir adet x isareti var gordunuz mu? hih ona tiklayin ve gidin.. cunku bu bloga boyle gerginlikler boyle tartismalar yakismiyor..
ayrica da, neden bu gibi durumlarda kimse kokoshun ev yapimi guzellik maskeleri, kitaplar, evlilik uzerine felsefi seyler, muzikler, filmler hakkinda yazdigini gormuyor da hep bir sadece alisveris manyagi olarak, marka tutkunu salak bir kiz olarak goruyor ki ?
kokosh bundan cok daha fazlasi!!!
gozunuzde cok yanlis canlandirdiginizi dusunuyorum onu.. cevrenizde gordugunuz o platin sacli altinda son model araba olan, koluna herkeste olan o igrenc cantalardan takan, topuklu ayakkabisiyla sikkidi sikkidi yuruyen, “ay naaağbeeer sekerimmm yaaaaa” diye ortalarda gezinen biri degil ki o..
siz kokosh kelimesine etrafinizda gordugunuz ici bos kizlar yuzunden kotu bir anlam yuklemissiniz, oysa bunu sevimli buluyor..
ve makyaj yapmiyor, saclarini birakin gidip platin rengine boyatmayi, kendi rengine organik boyayla bile boyatmaya korkuyor, cocuksu, cilleri var.. utaninca kizariyor, gaayet spor giyiniyor.. oyle ki esofmanlar konusunda benimle bile yarisabilir :)
herseye cok para verip de en pahalisini almiyor, cok bilincli bir alisveris insani
ve son olarak da, butun gun oturup da aldiklari, giydikleri hakkinda konusup durmuyor..
ben, gunlerimin belli saatlerini onunla geciren ve onunla olmadigim zamanlarda da mutlaka gunde en az 20dk mi telefonda onunla konusarak geciren bir insan olarak da, biliyorum ki, kokosh kulturlu, kendini gelistiren, benim annemle oturup politika konusan, benimle hayata ve gelecege dair tartisan, duyarli ve entellektuel bir insan..
ve burayi seviyor.. burada, gun icerisinde yaptigi seyleri, insanlarla paylasmak ve desarj olmak adina yazilar yaziyor, emek veriyor.. oyle ki, bu site, turk bloglari icerisinde en cok hit alan sitelerden birisi.. bir cok insanin derdine de care oluyor ve ben de dalgami geciyorum genc kizlarin kokosh ablasi diyerek :p ama siz napiyorsunuz??
gelip, bir yazi okuyup, ustune 2 de komment okudugunuzu iddia edip, ahkam kesebiliyorsunuz..
bense diyorum ki.. ben bu hatunu 10 yildan fazla zamandir taniyorum ve ilk tanistigim zaman bile etrafimizdaki salak kizlardan cok daha olgun ve kulturlu bir biriydi..
sinirlendirmeyin beni..
birine buyumemissin demek kolay degildir.. bir yazidan boyle bir tespit yapabilmek de sizin buyumemisliginizdir..
tekrarliyorum.. zaten daha once de soylenmis.. begenmiyorsaniz, gelmezsiniz, okumazsiniz, olur biter..
saygi duyun azicik.. ve bizleri de bu yastan sonra size sayginin nasil duyulacagi hakkinda biseyler ogretmek durumunda birakmayin..