15 Apr 2008
Okuldan dönerken geçtiğim bir yol var, orda hep kırmızı ışığa kalırım ben istisnasız. Çok uzun bir kırmızı ışık bir de.. Durduğum yerin köşesinde ise genç bir bayana ait moda evi var, bir vitrininde gece elbisesi diğer ışıklandırılmış vitrininde ise güzel bir gelinlik. Işık boyunca gözüm o gelinliğine takılır durur. Saçma sapan şeyler düşünürüm, buna bakıp kaç kız hayal kurmuştur acaba?, bunu deneyip kaç kişi vazgeçmiştir ya da kaç kişinin satın almaya gücü yetmemiştir?, kaç kişi ya satılırsa korkusuyla geceleri yatakta dönüyordur?, kim bunu sevdiği erkekle hayatını birleştireceği gece üzerinde taşıyacak? o gece bu gelinliğin fermuarını açacak olan erkek o kızı mutlu edebilecek mi?, bunu tasarlarken genç modacı neler hayal etti kendi hayatıyla ilgili? vs gibi. Bazen de kendimle ilgili düşünceler oluşur o gelinliği incelerken..
Sonrasında bir korna sesi ya da gözlerimi acıtan bir selektör uyarısıyla kendime gelirim. Her seferinde de trafikte en sinir olduğum şeylerden birini yapmış olmanın verdiği utançla gaza basar kaçarım ordan ve derin bir iç çekerim ‘herşey kısmet’ derken kendi kendime, içimden, dua eder gibi biraz da sanki..


