KokoSh » 2008 » March

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

TahammüL EdemedikLerim 30 Mar 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 18:51

1) Recep Tayyip Erdoğan

2) Lerzan Mutlu

3) Esra Erol

Listenin başında ki isim hayatta oldukça sırasını kimseye kaptırmayacak ve 1. olarak kalacak.. İktidarda ki partiyi biz seçtik diyebilirsiniz, ama ben o ‘biz’e hiçbir zaman dahil olmadım ve olmam! Olan insanlara ise diyecek hiçbir sözüm yok. Daha doğrusu çok var, buralara sığmaz, kafaları da almaz, bu nedenle yormuyorum elimi..

Lerzan Mutlu ve o ismi de mutluluklu olan programını kanal değiştirirken görmek bile tüylerimi diken diken yapıyor. O kadın mutlu oldukça ben olamayacağım, bunu anladım. Ekranlardan uzak dursun, lütfen! Ey medya sana yalvarıyorummmmm!

Esra Erol denen kişinin ise tamamen türünün son örneği olduğunu düşünüyorum. Yaptığı programın mentalitesi ise korkunç, böyle izdivaç olmaz olsun.. 5 dakika kadar bu neymiş diye izlediğim bu insan, dansı, konuşma tarzı ve mimikleriyle beni hayattan soğuttu resmen!

Bunları neden mi yazdım?

Çünkü canım istedi..

Etiketler:,
 
 

GeLinLer Her zaman GaLip.. 25 Mar 2008

Filed under: GünLük, KokoSh'un SanDıĞı — kokosh @ 12:39

Her ay olduğu gibi bu ayda da galip gelen ’search’lerim evlilik mevzusu üzerine.. Bu siteye gelenlerin çoğu gelinlik nedeniyle buradalar. Bunu kantitatif yöntemlere dayanarak söylüyorum, benim uydurduğum birşey değil yani.. Bu inanılmaz bir evlilik furyası, öyle ki beni bu konu üzerinde düşünmeye itiyor. Neden insanlar çılgınlar gibi evleniyor? İstediğimiz yerde düğün yapabilmemiz için aylar önceden tarih belirlememiz gerekliliğinin asıl sebebi ne? Ekonomik özgürlüğümüzü elde etmeden ev kurma, aile sahibi olma cesaretini nasıl bulabiliyoruz? Kimsenin evinde yemek yok mu ki binlerce ytl fark ödeyerek yemekli bir düğün yapıyoruz? Ya da aslında hiç sevmediğimiz bazı akrabalarımızın en mutlu günümüzde etrafımızda dolaşması adetten mi? Peki, en önemlisi, kim gerçekten aşık olduğu için evleniyor?…

Evlilik kimilerine göre; çaba göstermeye gerek bırakmayacak bir ekonomik güvence sistemi, soyunu devam ettirmek için yapmak zorunda olunan bir iş, toplumda statü sağlayan bir medeni durum hali, yasal olarak sevişmeye izin veren bir kurum, aile baskısından kaçmanın en kolay yolu, yeni ev-yeni eşya, lay lay lom hayat, vs vs vs..

Evlilik bunların hiçbirisinin uzun vadeli yanıtı değil.. Ben hiç evlenmedim. 2 yıl bile sürmeyen kötü evliliklerine 2 çocuk sığdırmayı başarmış başarısız bir ailenin parçalanması nedeniyle, yıllardır arada anlatmakla anlaşılmaz sorunlar yaşayan o 2 çocuktan biri benim. Ruhumu teslim ede ede insanları idare etmeyi öğrendim, öğreniyorum.. Hayır, yaşadığım problemler beni evlilik düşmanı yapmadı ama bir nevi bu konuda gençlerin birçoğunun düşünmediklerini düşünebiliyor olma yetisini kazandırdı. Evlilikten korkmuyorum, asla korkmadım. Aksine bir yuva kurduğumda onu bir kale gibi koruyacağım gücü kendimde görüyorum. Benim günü geldiğinde neden evleneceğim belli.. Peki sizin gerçekten neden evlendiğinizi ya da evlenmek istediğinizi kendinize sorma cesaretiniz var mı?

Mantık çerçevesinin dışında gelişmiş bir aşkla evlenmeliyiz dediğimi sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Aşk, sevgi ve saygı bir evliliğinin olmazsa olmaz 3 unsuru ama bunu mantığınızın almayacağı ve size uygun olmayan biriyle gerçekleştirirseniz kısa zaman sonra ben ne yaptım deme ihtimaliniz oldukça yüksek. Evlilik sırf mantıkla başarılı olmayacak bir kurum olduğu gibi sadece tutkuyla da asla yürümez.

Öncelikle ayaklarının üstünde durabilen biriyle evlenmeliyiz. Ama bu tek taraflı olmamalı. Cinsiyetimiz ne olursa olsun biz de müstakbel eşimiz gibi her koşulda kendimize yetebildiğimizi ispat etmeliyiz. Çok para kazanmak mühim değil ama elinden gelenin en iyisini yapan, çalışkan birisi sizi asla hayal kırıklığına uğratmaz. Evlenirken, ev kurarken herkese ailesi destek olur ama ya sonrası?..
Bu konuda düşününce rahatına inanılmaz düşkün olan bir şahsiyet, sevgilim geliyor aklıma. Allah daha çok versin, maddi sıkıntısı olmayan bir ailenin oğlu olmasına rağmen daha üniversitede okurken gecesini gündüzüne katıp kafa patlatarak kendi işini kurdu. Maddi ve manevi bir çabalar bütünü gösterdiği yorgunlukla geçen bir seneden uzun bir sürenin sonucunda mezun olduğunda kendi işinin sahibiydi. Hala da çok şükür ki en çok büyümeye yüz tutan, geleceği parlak sektörlerden birinde başarıyla işini sürdürüyor. Bu kadar keyfine düşkün bir insanın böylesine sorumluluk sahibi olması ve genç yaşta başarıyla hedeflerine doğru yürümesi bende inanılmaz bir gurur duygusu uyandırıyor. Mezun olduğumda ondan geri kalmamak için, kendim için, bizim için, ben de elimden gelenin en iyisini yapmak istiyorum.

Evlilikte roller konusunda gelenekçiyimdir, istediğiniz kadar kızabilirsiniz. Kadın çalışıyor olsa bile mutlaka evinin tertip düzeninden sorumlu olmalı ve iyi bir ev hanımında bulunması gereken tüm özelliklere sahip olmalıdır. Yemek yapmayı bilmeli, tüm ailesini hazır gıdalara boğmamalı, titiz olmalıdır..

Çocuk konusuna gelince asla evlenir evlenmez çocuk planları yapan insanları anlamıyorum. Özellikle genç evlendilerse neden hayatlarını yaşamadan böylesine büyük bir sorumluluğun altında girdiklerini anlamak imkansız. Ben birkaç sene eşimle hayatımızın tadını çıkarmadan birbirimizin sorumluluğu dışında bir sorumluluk almayı istemiyorum, bu dünyanın -iddia edildiğine göre- en güzel duygusu olsa dahi..

Evlilik, şimdikinden daha mutlu olacağınız bir düzeniniz, hayatınız olacağına inandığınız zaman güzel ve anlamlıdır. Umarım bu yazı çılgınlar gibi gelinlik arayan okurlarımın hayatları üzerinde durup bir düşünmesine yardımcı olur. Ama biliyorum ki ben ne dersem deyim, akıl almaz sebeplerle evlenenlerin sayısı hiçbir zaman azalmayacak.

Gelinler her zaman galip, ve galip kalacaklar…

 
 

Yeteri Kadar ‘Uyanık’mısınız? 23 Mar 2008

Filed under: Anatomi-ER&OR :), GünLük — kokosh @ 16:51

3880-anestezi-b.gif Bugün annemle sinemaya gittik. Awake adlı filme.. Film tek kelimeyle muh-te-şem-di!!! Hakkında birçok şey yazabilirim ama hepsi konunun gidişatı hakkında ipucu verebilir ve ben büyüyü bozmak istemiyorum.

Hayden Christensen’in yakışıklılığı ve Jessica Alba’nın çekiciliğiyle göz dolduran bir film olan Awake neyse ki sadece görsel güzellikle yetinmiyor. Filmde açık kalp ameliyatı esnasında Clay rolünde ki Hayden, ”anestezik farkındalık” denilen ve başa gelmesi düşük ihtimalde olsa mümkün olan korkunç bir durumu yaşamaktadır. Clay yüzleşmesi çok zor olan gerçeklerle ameliyatta ne yazık ki (”neyse ki”mi demeliydim!?) başbaşa kalacaktır.

Özetle son zamanlarda izlediğim en güzel film! Mutlaka görün diyorum ve ekliyorum, insan vücudunun içini görmeye dayanamayanlar gitmesin :))

Not: Sevgilimin annesiyle karşılaştım ve çok mutlu oldum. Bu güzel tesadüf sayesinde annemle de tanıştılar :) Bu arada yine manken gibi incecikti ve bir kez daha anladım ki kadınlar kilosuna her yaşta dikkat etmeliler ki sağlıklı, genç ve güzel gözükebilsinler…

 
 

BLa bLa bLa.. 18 Mar 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 11:36

Pazar günü akşam güya Fakeangel’la havalanma yürüyüşüne çıktık. Yürüyüş, amaçsızca yediğimiz 4 tantuniyle başlarken Fakeangel’a aldığımız kırmızı mini elbiseyle son buldu :) Sonra Kolera Günlerinde Aşk’ı bulduk ve onun evine koşup annesi, ablası ve ben hep beraber izledik. Acıklı bir film beklerken bol bol da güldük.. Tabi film çok keyifliydi ama komedi asla değildi. Sadece biz 4 dişi varlık hüzünlü işi geyik muhabbetine çevirmekte ustaydık..

2 hafta içinde vizelerim başlıyor ve ben dehşete kapılmış vaziyetteyim çünkü kendimi hiçbirine hazır hissetmiyorum. Tam 10 adet sınava giricem, birinde vize yok onun yerine ödev teslim ediyoruz.. Herneyse işte stres altındayım, şimdiden başlamayı düşünüyorum ufak ufak çalışmaya yoksa yetişmez asla.. Keşke vizelerden önce de final tatili gibi bir durum olsa harika olurdu.

Birçok yoruma cevap yazmamış olabilirim ama beni tanıyanlar sebebini biliyor ve sağolsunlar bilmeyenleri uyarıyorlar :) Aynı şeyleri bir daha bir daha cevaplamaktan çok sıkılıyorum. Biraz diğer yorumlara ve yazılara göz gezdirirseniz cevaplara rahatlıkla ulaşabilirsiniz.. Daha önce sorulmamış olanlara ise mutlaka cevap yazmaya gayret ediyorum.

Şimdi izninizle birşeyler yemek ve ardından okul tabiriyle ”ineklemek” istiyorum. Bu arada ilgilenenler için ALES başvuru tarihleri açıklandı sonunda! www.osym.gov.tr adresinden bakabilirsiniz..

 
 

KoLera GünLerinde Aşk 10 Mar 2008

3785-kolera-b.gif Kolombiyalı ve Nobel ödüllü ünlü yazar Gabriel Marcia Marquez‘in, ses getiren romanı Kolera Günlerinde Aşk‘tan uyarlanan bu filmi izlemek için sabırsızlanıyorum. Sabırsızlanıyorum diyorum çünkü yaşadığım şehirde filmi vizyona girdirme tenezzülünde bulunulmamış maalesef! Bende kara kara kendi temin etme yollarımın derdine düştüm..

Filmin fragmanını izledim harika gözüküyordu. İnanılmaz hüzünlü bir aşkı anlatan filmi asla kaçırmayın derim. Oscar ödüllerini silip süpüren film No Country For Old Man’in oyuncusu Javier Bardem bu filmde ki Mecnunumuz :)

Benim için çok önemli kısım bir filmde müziğidir. Müziği yeterince etkili olmadıkça hiçbir sahne tüylerimi diken diken yapamaz, beni ağlatamaz. Melodilerin gücünü hafife almamak gerekir.. Bu filmin soundtrack albümü Shakira‘ya ait. Filmin ana parçası ise İspanyolca’da ‘Veda’ anlamına gelen ‘La Despedida’.. Filmin sloganı demek doğru olur mu bilmiyorum, kilit cümlesi ise ‘‘How long would you wait for love?” Bazılarına hiçbirşey ifade etmeyen bu cümle filmin konusunu anlayanlar, kitabı okuyanlar vs. için çok şey anlatacaktır.

La Despedida‘yı dinlemekten bıkmanız mümkün değil. O nedenle tavsiyem hemen bulup dinlemeniz.. Sözlerini yazıyorum, çevirmeyi de isterim size ama gerçekten Türkçe’ye çeviri yaparken romantizmi öldürenlerdenim ben.. Şarkı özetle, sevgilisi yanında olmadıkça hayatın hiçbir şekilde devam etmeyeceğini anlatıyor..

No hay mas vida, no hay
No hay mas vida, no hay
No hay mas lluvia, no hay
No hay mas brisa, no hay
No hay mas risa, no hay
No hay mas llanto, no hay
No hay mas miedo, no hay
No hay mas canto, no hay

Llévame donde estés, llévame
Llévame donde estés, llévame
Cuando alguien se va, él que se queda
Sufre más
Cuando alguien se va, él que se queda
Sufre más

No hay mas cielo , no hay
No hay mas viento, no hay
No hay mas hielo, no hay
No hay mas fuego, no hay
No hay mas vida, no hay
No hay mas vida, no hay
No hay mas rabia, no hay
No hay mas sueño, no hay

Llévame donde estés, llévame
Llévame donde estés, llévame
Cuando alguien se va, él que se queda
Sufre más
Cuando alguien se va, él que se queda
Sufre más…
Sufre más….

 
 

SimS ÇıLgınLığıNa DevaM! 09 Mar 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 21:58

0000000250275_3_1.jpg0000000251118_3_1.jpg   Bakın yine dayanamadım ve kendime neler aldım :)) Daha doğrusu annem bana hediye aldı :) Tabi kendisi de oynuyor ya ondan :Pp Az önce annemle D&R’ın websitesinden sipariş verdik bu harika ötesi gözüken 2 oyunu! İlk resimde gördüğünüz Castaway meğer önceden çıkmış ama benim haberim olmamış :(( Issız bir adaya sürüklenmiş olan siminizin sıfırdan hayatta kalma mücadelesini oynuyorsunuz. Lost dizisinin sapığı olarak tam bana göre bir oyun diye düşündüm :PpP Bu arada Castaway bir ek paket değil, direk yükleyerek oynuyorsunuz.

İkinci resimde gördüğünüz FreeTime ise yeni çıktı :) İşte bunu sims 2 oyununuzun üzerine ek paket olarak yükleyerek oynamanız gerekiyor. Bu oyunda da simsleriniz boş zamanları için yeni hobilere sahip olarak yeteneklerini geliştiriyorlar.
Her zaman siparişleri kargoya geç veren ama internette hesaplı fiyat sunan D&R’a hemen bir email attım ve artık ürünleri daha hızlı tedarik ederek kargoya vermelerini rica ettim, bakalım bu sefer ”1-5 işgünü arasında” cümlelerindeki 5. güne kadar yine bekletecekler mi!? Umarım bekletmezler çünkü Castaway’i oynamak için daha bir beter sabırsızlanıyorum :)) Annem de FreeTime’da bale yaptıklarını görmüş, o kısma takıldı kaldı resmen :) O da onu yükleyecek gelir gelmez belli ki!

Neyse özetle Sims 2 manyaklarını haberdar etmek istedim! Koşun, kapışın, kilitlenin, oynayın, bana da yazmayı ihmal etmeyin..

 
 

The Other BoLeyn GirL

Filed under: GünLük, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 19:14

0000000239410_3_1.jpg  Philippa Gregory’nin mutheşem kitabı Boleyn Kızı’nın filmi daha önce de söylediğim gibi Amerika’da vizyona girdi. Kuzenimin verdiği müjdeli habere göre Türkiye’de de mayısta gösterimde olacakmış. Ben şimdiden deliriyorum ve sabırsızlık ötesi bir bekleyiş içerisindeyim.. Bu çıldırmışlığın sebebini ancak bu harika ötesi romanı okuyanlar anlar. Okumayanlar ise neler kaybettiğini anlayarak umarım soluğu bir kitapçıda alırlar!

Filmin fragmanını buraya koymayı denedim ama başaramadım. Dolayısıyla sizlere linkini veriyorum ki girip izleyin ve bana hak verin diye :)

Eric Bana, Munich’te sergilediği harika performansını bu filmde de pek aratmıyor gibi gözüküyor. Yanılıyor muyum siz karar verin..

http://youtube.com/watch?v=axCxSAohKlA

 
 

Ev YaPımı TazeciK PeeLingLer :)

Filed under: GüzeLLik SeanSı — kokosh @ 17:18

peeling.jpg    Vücudun en üst tabakası olan epidermin günde yaklaşık olarak 500 milyon ölü hücre döktüğünü biliyor muydunuz? Bu ölü hücreler temizlenmezse cildin üzerinde kalın bir tabaka oluşturur ve donuk, mat ya da pul pul görünmesine neden olur. Anlayacağınız, vücut peelingi haftada 1 kez mutlaka yapılması gereken işlemlerden birisi. Bunu alışkanlık haline getirdiğinizde vüdunuzda ki pütürüklerin eskisi gibi oluşmadığını göreceksiniz ve ölü derilerden arındığınız için cildiniz hep ışıl ışıl olacak.

Gelelim peeling uygulamasının püf noktalarına; peeling yapmadan önce cildinizi ıslatmayı unutmayın çünkü direk kuru cilde peeling uygulamak -özellikle granülü sert ürünlerde- tahrişe neden olabilir. Peeling yaparken yuvarlak hareketlerle ovalamayı ve diz, dirsek, ayak topukları gibi sert bölgelerle daha uzun süre ilgilenmeyi unutmayın. Güneş yanığı veya açık yara bulunan ciltlerde asla peeling uygulamayınPeeling uygulamanız bitip durulandıktan sonra yumuşak bir havlunun içinde uzanarak dinlenin ve sonrasında mutlaka nemlendirici sürün. Hepsi bu!

İşte size evde yapabileceğiniz harika vücut peelingi tarifleri..

1) 1 adet yumurta akını iyice çırptıktan sonra içerisinde 1 yemek kaşığı toz şeker ekleyip karıştırın, evet yanlış okumadınız hepsi bu kadar! (Bu peeling yüze de uygulanabilir özelliktedir.)
2) 4 çorba kaşığı bal, 4 çorba kaşığı ezilmiş badem, 4 çorba kaşığı yulaf ve 1 çorba kaşığı badem yağını karıştırın. Normalde ayak peelingi olarak verilen bu tarif tüm vücuda uygulanabilir.

3) 1 yemek kaşığı toz şeker, 1 yemek kaşığı kahverengi toz şeker, 3 yemek kaşığı bal ve 2 tatlı kaşığı limon suyunu iyice karıştırın.

Benden bu kadar! Gördüğünüz gibi malzemeler inanılmaz kolay ve ucuz.. İşinize yarayacağına eminim.

Not: Tarifler uydurma değil :) The Body Shop ve Suna Dumankaya kitaplarımdan..

 
 

İstemsiz Sınırdışı HaLLerim 04 Mar 2008

Filed under: GünLük — kokosh @ 23:30

Yine ve yine ve bu sefer günü birlik değil, sadece bir imza atmaya şehirdışına gitmem gerekiyor sabahın köründe. Sadece bir imzacık için 150 km yol yapacak olmak bozulmaya hazır ve nazır bekleyen psikolojimi yerle bir etti. İmza demişken evlenmiyorum merak etmeyin! O evlilik imzamı böyle haybeye atmam bu bir, ikincisi böyle düğünsüz derneksiz imza atmam için gizli evleniyor olmam gerekir ve o zaman buraya yazmam ki annem basmasın nikahımızı :)

Aptal saptal bir noter işi için gitmem gerekiyor özetle ve kendimi tamamen yarım kalmış ödevleri sabah bitirmeye adamışken bu büyük bir darbe oldu gerçekten. Benim bu söylenmelerimden sızlanmalarımdan bıktınız farkındayım.. Ben de kendimden bıktım.. Bora Bora adasında en az 1 ay yaşamak, o yaşam sürecimi güneşlenerek, kitap okuyarak, dalarak ve kafa dinleyerek geçirmek istiyorum. Çok yalnız kalmamı istemezseniz sevgilimi gönderebilirsiniz…….. :)))

Bu arada Amerika’da vizyona girdi The Other Boleyn Girl filmi. Son 3 gündür sapık gibi fragmanını izliyorum ve her seferinde tüylerim diken diken oluyor. Nedenini Boleyn Kızı’nı okuyanlar bilir, anlar. NY’de olan bir arkadaşıma saldırdım dün msn’den ve hemen gitmesini söyledim filme, meğer vizyona girdiği gün gitmiş ve çoooooooook beğenmiş.. Bakalım ben kaç ay beklemek zorundayım Eric Bana, Natalie Portman ve Scarlett Johansson üçlüsünü izlemek için acaba!!!