KokoSh » 2007 » October

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

Τι γλωσσες μιλατε; :) 14 Oct 2007

Filed under: GünLük — kokosh @ 01:20

α β δ σ ε ρ φ κ φ ο δ π λ μ ψ ν χ ψ ζ ω τ θ ι η …..

YuPpPiiiii!!! Klavyemi Yunanca kulanmayı öğrendim!! Sonunda başardım, gördüğünüz gibi üzerinizde test ederek oldukça eğleniyorum! :))

Bugün başarıyla bir sürü şey öğrendim ve onun hevesiyle yunanca harflerini bilgisayarda yazabilmek istedim. Oldukça kolaymış meğer..

Sizde istediğiniz dilin harflerini yükleyebilir, dilediğinizde masaüstünüzden bunu değiştirebilirsiniz.. Denetim masanızda ki dil seçeneklerini biraz karıştırmanız yeterli!

Yaşasın yeni klavyem!!! :)))))

 
 

Dudaktan KaLbe.. 12 Oct 2007

Filed under: VazGeçiLmeZ ŞarkıLaRım — kokosh @ 21:21

Reşat Nuri Güntekin’in eserinden uyarlanan ”Dudaktan Kalbe” dizisini izlermisiniz bilmem ama ben arada bir takılıyorum.. Asıl sebebim Büyükada’da çekilen bir dizi olması.. O evlerin güzelliğine, adanın o kendine has hallerine bayılıp bitiyorum..

Dizinin müzikleri ise gerçekten bir harika.. Bol kemanlı şarkılar insanın içine işliyor.. Bir tane var ki sözleri de kendi kadar dokunaklı..

Gün geçmez
Yüreğimdeki acı amansız
Yalnızlık
Yüzüme vurur geçer zamansız
Hüznüm bile yorgun…

Her damla
Gözyaşındaki keder umutsuz
Sensizlik
Geceme akar gider sonsuz
Kalbim bile yorgun…

Dinlemek isteyenler burdan buyursun —> Toygar Işıklı-Gecenin Hüznü

 
 

HePiniZe MutLu TaTiLLer!!..

Filed under: GünLük — kokosh @ 12:18

glitteryourway-2ae212ab.gif!!!

 
 

Yorum Yazdığını Sanan Zavallı!

Filed under: GünLük — kokosh @ 12:14

Kullandığın isimleri bana tek tek saydırtma şimdi.. Senin aklın ne kadar küçük ki 3 gündür 30 tane yorum yolladın en az..Yarısı benim ismimle soru soran insanlara hakaret eden, yarısı bana hakaret eden, yarısı normal gözükürken aslında insanları yanlışa yönlendirmeye çabalayan..

Psikolojik bir rahatsızlığın olduğu kesin ama yorumların denetimimden geçtiğini anlamayacak kadar salak olmanı hiç anlayamıyorum. Senin gibi insanlara oldum olası acımışımdır. Elini boşu boşuna yorduğunu anla artık! Bu sitede hiçbir yorum onayımdan geçmeden yayınlanmıyor. O küçücük beynine bunu sokmayı başarırsan inan çok iyi olur.

Bu yazıyı okumak zorunda kalan tüm normal insanlardan, sevenlerimden özür diliyorum :)) Ama bu zavallıya zeka seviyesini göstermeden rahat edemeyeceğimi anladım. Eee burası da benim günlüğüm olduğuna göre hoşgörürsünüz diye umut ediyorum..
  

 
 

SiviLceYi GizLemeK! 08 Oct 2007

Filed under: GüzeLLik SeanSı — kokosh @ 14:33

12542.jpg Sivilceyi kapamaya çalışmak çoğu zaman çok zor gelir. Bunu başardığımızda ise maalesef enfeksiyonun önüne geçemez aksine onu kızıştırırız. Kapattıkça intikam alırcasına büyür sivilce ve bizi deli eder. İşte bu delilik noktasında devreye ben giriyorum.. :))

Guerlain muhteşem bir kapatıcı üretmiş. Issima serisinden Creme Camphrea. Resimde kendisiyle tanışıyorsunuz. 15 ml’lik bu minik tüpte çok yoğun bir kapatıcı var. Yani minnacık bir parmak sürtmesi bile sivilcenize yetiyor. Bu ürüne sadece kapatıcı demek büyük bir hakaret aslında. Ürünün asıl özelliği sivilce ve lekeleri kalıcı olarak iyileştirmek ve içinde ki mikrobu tamamıyla temizlemek. Bunu yaparken de sizi korkunç görünümünden kurtarmak.

Ürünün en negatif özelliği tek renk olması. Daha doğrusu renk seçeneği olmaması. Ben çok beyaz tenli olduğumdan renginden şikayetçiyim ama kumral ve esmerler oldukça rahat kullanabilir. Ben ürünün faydasını bildiğimden asla vazgeçmiyorum ama çoğu zaman üzerine açık renk bir kapatıcıyla renk ayarlaması yapmak durumunda kalıyorum. Kesinlikle  almanızı tavsiye ediyorum ve bizzat kefilim. Fiyat durumuna gelince satıldığı mekana göre oldukça değişken. Zaten Sevil, Tekin Acar, Douglas gibi mağazalarda kolaylıkla bulabilir ve karşılaştırma yapabilirsiniz. İnternetten almak isteyenler Tekin Acar‘dan sipariş verebilirler.

 
 

RenkLerin EtkiSi 07 Oct 2007

Filed under: GünLük — kokosh @ 21:34

renkcenter_logo1.jpg Renklerin hayatımızda ki önemini konuşmak bile saçma olur herhalde. Renksiz diye bahsettiğimiz şeyler bile siyah beyazdan oluşurken -ki onlar en güzel renklerdendir- yaşamı renklerden soyutlamamızın mümkün olmadığını görüyoruz.

Benim öyle takıntılı bir rengim yok ama çocukluğumdan beri maviyi çok severim.. Son 4-5 yıldır mor rengi kıyafetlerimde çok kullanmaya ve sevmeye başladım. Beyazın insana durgunluk veren o saf halinden ise asla vazgeçmem. Gördüğünüz ve bildiğiniz gibi hepimizin böyle değişik açılardan sevdiği renkler mevzu bahis.

Her ay okumaya gayret ettiğim Maison Française dergisinden sık sık notlar alıyorum internet adresleri ile ilgili. Sizlerle bu adreslerden birini paylaşmak istedim.. www.renkcenter.com
Bu adreste renklerin üzerimizde ki etkilerine değinen çok hoş yazılar bulacaksınız. Keyifle okuyacağınıza inanıyorum. Ayrıca Renk Center’da oldukça ilginç konularda paneller mevcut. Bilginize..

 
 

Neden Ben?! 05 Oct 2007

Filed under: GünLük — kokosh @ 00:57

En sevdiğim kotum kayıp. Evet kayboldu. İlk kez böyle delicesine bir eşyamı kaybediyorum. Ve en kötüsü bu benim en değerli kotum.. :( Gece gezmelerinin & özel günlerin vazgeçilmezi kotu piyasada yok! Akla gelebilecek hatta gelmeyecek her türlü deliğe baktım. Hem de üçer kez!!! Delirmeye yüz tuttuğumu gören annemde heryere baktı. En son kendimi aklım başımda ya da değil inanın bilmiyorum buzluğa bakarken buldum. Kafamı çevirdiğimde annem karnını tutarak gülüyordu.

Ben mi? Gülecek hiçbir şey göremiyorum maalesef. Hatta bu duruma ağlamayı uygun görüp öğleden sonra Yumoş’un şaşkın bakışları halinde eşyaları tavana atarken ağladım. Ders boyu kotumu düşündüm, bir ara yanımda ki arkadaşım ne düşünüyorsun kara kara diye sorduğunda kotumu dedim.. En güzel yerinde bölünmüş hatıralar gibi gözümün önünde… O da güldü, hem de çok.. Bense hala gülecek hiçbir şey göremiyorum.

Komplo teorilerimi ise hiç yazmak istemiyorum çünkü ben bile kendi akıl sağlığımdan şüphe etmeye başladım. Bir kot için mi demeyin sakın bozuşuruz, hem benim malım çok kıymetlidir. Ödünç verdiğim kitabın bile arkasını yıllar geçse bırakmam. Böyle bir insanın en sevdiği kıyafetini elinden alırsanız nolur bir düşünün bakalım!!!

En son kafamın takıldığı noktaya gelince.. ”Şeytan aldı götürdü satamadan getirdi” derler ya hani.. Şeytan gerçekten alıp götürür mü diye çok ciddi bir şekilde düşünüyorum. Peki götürdüyse benden ne istedi? İyi bir insan olduğum için mi bütün bunlar başıma geldi? Neden ben? O şeytan kendini ne zannediyor? Başka eşyamı kalmadı benim kotuma el pençe tırmık vs. her ne haltsa onu uzattı? Ben o şeytanı elime geçirirsem pabucunu ters giydirir miyim? Yoksa o pabucu alır kafasına kafasına geçirir miyim? Peki şeytan alıp götürdüyse yeterince eğlenmedi mi beni izlerken bugün? Eğlencesi bittiğinde gerçekten satamadan getirir mi? Ya satarsa? Ucuza satmasa bari ben hiç ucuza almamıştım.

Ayyyyyyyyy!!!!!!!! Lütfen birileri çıksın ve bana olmadık bir yer söylesin. O olmadık denen yer öyle bir olsun ki kotum ordan çıksın. Kokosh alemi, benden size bir süre hayır yok.. Kot bulunana kadar insomniası bulunan depresif, obsesif kompulsif, paranoid ve aynı zamanda nadir olsa da manik bir karakter sergileyeceğime inanıyorum.

Evet, sandığınız kadar normal değilim.

 
 

MuhTeŞem BisKüviLi PaStaM!!! 03 Oct 2007

Filed under: KokoSh'un mUtFaĞı — kokosh @ 22:21

Küçükken en yakın arkadaşımla deliler gibi bisküvili pasta yapardık. Öyle lafın gelişi değil. Apartmanlarımız yanyanaydı ve bir gün dursak öbür gün mutlaka pastamızı yapıyorduk. Fakat hiçbir zaman donmasını bekleyecek kadar sabırlı olamadığımızdan pastayı iğrenç bir şekildeyken cıscıvık ve şekilsiz biçimiyle mideye indiriyorduk.

Bu kadar zaman sonra birinin bloğunda bu pastanın tarifine rastladım ve dayanamadım tabi. Arabamı bakıma vermiş olduğumdan deliler gibi üşensemde yürüdüğüm yolda (taksi&dolmuş&otobüslere binmeye utanılacak mesafeler) karşıma bir süpermarket çıkınca soluğu içerde aldım. Pastanın malzemelerini alıp sevinçle evin yolunu tuttum. 15 dakikada hazırladım, inanın çok kolay ama lezzetli.

Malzemeleri sayıyorum; 125 gr. margarin (ben light kullandım daha hafif oldu), 1 çay bardağı şeker (bence esmer toz şeker kullanın daha sağlıklı), 1 su bardağı süt (onu da light süt kullandım), 1 adet yumurta, 1 paket vanilin, 3 çorba kaşığı kakao, 2 paket Eti Petit Beurre.
Önce süt, şeker ve yumurtayı iyice çırpıyorsunuz. sonra erittiğiniz sıcak margarini ve kakaoyu üzerine ekleyerek karıştırmaya devam ediyorsunuz. Sonra bisküvileri elinizde parçalayarak karışıma ekliyorsunuz. En sonunda vanilyayı serptikten sonra karışımı yoğurmaya başlıyorsunuz. İyice yoğurduğunuz karışıma istediğiniz şekli vermek için bir kap ya da rulolama yöntemini kullanabilirsiniz. Mutlaka altına ince jelatin kağıdı veya temiz bir poşet serin, böylece buzluktan çıktığında kağıttan kurtardığınız pastanın şekli oldukça düzgün olacak ve tek bir tanesi bile boşa gitmeyecek. 2 saate yakın buzlukta kaldıktan sonra buzdolabının normal bölmesine koyabilirsiniz. Ya da ben ve ailem gibi direk mideye indirebilirsiniz. :))) Ailecek bayıldığımızı söyleyebilirim. Parmaklarımızı yedik. En kısa zamanda sevgilime yapmak için deliriyorum. O şimdi hasta ve o masum haliyle bu güzelim pastadan uzak kaldığı için çok üzgünüm..

Sevgiliş, sen hiç üzülme. Kıyamam sana bebek!!! En güzelini sana yapıcam, söz veriyorum!

Hepimize afiyet olsunnnnnnnnnn….

 
 

YıLın En İğrenCi!!! 02 Oct 2007

Filed under: GünLük — kokosh @ 22:51

Ekim ayına yeni girdik ya, bende hemen searchlerimde neler var diyerek atladım tabii.. Her zaman ki tantanaların yanında bir de ne görim!!! ”At Seksi”, evet şaka gibi biliyorum ama maalesef siteme hayvanlarla seksten hoşlanan cinsi sapığın teki gelmiş bulunuyor. Benim gibi hayvanları çok seven, adı ailesinde Elmayra’ya çıkmış olan bir insanın sitesine hayvan ve seks kelimelerini birarada düşünebilen bir hasta vatandaş gelmiş maalesef.

Sana sesleniyorum atlarla seksi merak eden yaratık! Bence sen Google’da bunu searchleyeceğine ”Psikiyatrist” sözcüğünü aramalısın. Belki kendine iyi bir doktor bulur böylece cinsel sapkınlıklardan uzak, topluma uyumlu bir hayatı öğrenmiş olursun. Şu yönden şanslısın, kokosh.org alemi seni hiç unutmayacak. Yılın en kötü ziyaretçisi ünvanını kimselere kaptırmayacaksın, garanti ediyorum!
Ve ey Google!!! Sana ne desem az. Neden hayvan pornosu meraklılarını bana gönderirsin anlamam. Hangi yazımda böyle bir cümleye rastladında bu kişiyi bana gönderdin. Seninle bir müddet küsüyor ve search yapmaktan vazgeçiyorum!!! Sadece bir müddet tabi, ödevlerde acayip işime yarıyorsun.. :))