KokoSh

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

Confused.. 08 Feb 2010

Filed under: GünLük — kokosh @ 23:40

Düşünüyorum da ne kadar sıradan geçiyor hayatlarımız. Düzen takıntılı karakterimle ben, hergün yüzlerce işi bitirince aptalca bir huzurla ayrılıyorum işyerinden. Oysa ki hergünümün birbirinin tekrarı olacağını unutuveriyorum şapşal gibi. Yüzlerce kez izleyip sıkılmadığınız ama artık birşey de ifade etmeyen Friends’in tekrar bölümleri gibi hayat.. Bir robot gibi elimizde çerezler karşısında oturuyoruz ve başlayıp bitmesini bekliyoruz anlamsız bir suratla. Geçtiğim yollar, çektiğim trafik, Sodexo’nun en uyduruk paketinden yediğimiz yemekler, hergün bakılan öğlen arası kahve falları, patronumun kompleksli kadın kimliğinin yüzüne yansıyan ifadesi, sabah evdeki koşuşturmam, akşam evdeki tembelliğim bile aynı..

İnsanları inceliyorum sık sık.. Kendini başarılı zanneden kabiliyetsiz insanları, başarısını farkında olmayan mütevazi kişilikleri, sorumluluğu tek başına taşıyacak hale gelmeden çocuk doğuranları, çocuk sahibi olamayan ‘anne’ ruhlu kadınları, çocukla çocuk olan kocaman adamları, babalarına hayran kızları, kopacak halde rejim yapanları, kendini sanata adamışları, sanatçı geçinip s’sinden anlamayanları, sevmeden evlenenleri, sevip de evlenemeyenleri, roman kahramanlarını ve onları yazan derin insanları,  farklı olmaktan korkmayanları, farkedilme fobisi olanları, yoğunluktan şikayet eden ev hanımlarını, acı çektikleri yüzünden okunanları, gözlerinin için gülenleri, kısacası her türlü kişiliği derinlemesine izliyorum. Sebebini bilmiyorum. Elimde olmadan yapıyorum bunu.. Uzun zamandır yapıyorum. Belki d herkeste kendimden birşeyler bulup, yalnız olmadığımı hissetmeye çabalıyorum bu şehirde. Kafam karışıyor, hiç bitmeyen bir tiyatro oyununda gibi hissediyorum son aylarda. Trajikomik olanlardan hani..

Atalarımızın böyle durumlar için ne dediğini hepimiz biliyoruz sanırım; ”Düşün düşün … işin.” Haksız da sayılmazlar hani..

 
 

Bir Kar Tanesi Ol, Kon Dilimin Ucuna 31 Jan 2010

Filed under: GünLük — kokosh @ 15:16

İstanbul’da kara doyduk geçen hafta. Çocuklar gibi eğlenip yollarda bata çıka yürümenin tadını çıkardım. Bu muhteşem güzellikteki ağacı fotoğrafını çektim, sizlerle paylaşmadan edemedim.. Belediye sağolsun E5 ile Tem kapanmadığından kuzu kuzu işe gittim hergün, araba temizlerken ellerim morardı ama hiç şikayet etmedim. Kar çünkü tüm çirkinlikleri örtüyordu, sanki tüm şehir olağanüstü güzellikteydi o 4 gün boyunca..

Bu hafta da yağacakmış, yağsın.. Ama hayvancıklar aç kalmasın, ben haberleri izlerken ağlamayayım onlara.. Siz de kapınızın sokağınızın dört bir yanına yiyecek bırakmayı, pencere önünüze ıslak ekmekler koymayı unutmayın lütfen. Hayvansever olmak zorunda değilsiniz, azıcık empati bunu yapmanıza yetecektir.

Hergünümüzün kar kadar saf ve güzel geçmesi dileğiyle..

 
 

24 Yaşındayım, 24 ayardayım! 18 Jan 2010

Filed under: GünLük, GüzeLLik SeanSı, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 00:07

24 yaşımın son demlerindeyim. 1,5 saat sonra 20′lerin çıtırlığından çatır dönemine yani 30′lara giden basamaklara doğru uzanıyor olacağım. Geçen seneye kadar her yaşım sorulduğunda ağzımdan bir 18 fırlayıverecekken gülerek düzeltiyordum ve şimdi 25 demek durumunda kalacağım. Tuhaf ötesi geliyor..

Bu yoğun hayatta insan zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor pek. Daha geçen hafta memleketimdeyim iş için böyle cümbür cemaat İstanbul’dan ofisçe kalkıp Akdeniz’e gittik, her bir ülkeden ajanlarımız falan geldi. (Hııı CIA’de çalışıyorum ben!) Çok internasyonel bir ortam vardı. Yani adamlara ”duy da inanma”yı ‘hear but don’t believeee’ diye çevirip ‘’sıkıyorsa nazar varı da çevir kız” diyen arkadaşıma kapak olsun diye elin Yunanlısına ”There is an evil eye on you” bile demişliğim vardı yani, bu ciddiyette bir iş yemeği düşünün!

Bugün sevgili dostum Fakeangel’ın İstanbul’a taşınış günü. Şahsen ben kendi adıma pek bir mutluyum dizimin dibindeki insan sayısında artış olmasından. Sex&The City izleyenler bilir kız muhabbeti kadar eğlencelisi yoktur nitekim. Kız muhabbeti demişken 1 Kadın ve 1 Erkeğin dvdlerini aldım. Ay gülmekten öldürüyor beni bazı bölümleri. Sevgilim de bana House’ın 3. sezonunu aldı doğumgünümün yan hediyesi olaraktan :P Üstelik Grey’s Anatomy de en sonunda noel tatilinden çıktı ve yeni bölümler yayınlanmaya başladı. Anlayacağınız bir süre beni idare edecek kadar aksiyona sahibim evde.

Kitap arayanlara söyleyim, şimdi de Paulo Coelho’nun 11 Dakika kitabını okuyorum ve çok sevdim. Henüz bitirmediğim halde Paulo amcamızın bu kitabına da gözüm kapalı kefil olabilirim..

Geçenlerde bir websitesi (benden kokosh olmasın) bu yıl boyunca MAC ürünlerine en çok yorum yapan kullanıcımız siz oldunuz dedi ve bana hediye yeni rimelini gönderdi MAC Akmerkez’den. Allah razı olsun valla böyle tam ihtiyaç olduğu anda saçmalamıyorlar mı çok işime geliyor. Hiç yorum yapmadan aldığım rimel için internet dünyasına teşekkür ediyor, MAC ürünlerini herkese tavsiye ediyorum :Pp

Bu yaşa geldim bana günde 8 saatten az uykunun yetmediğini farkettim, canımı alıyorlar gibi oluyorum uyanınca. Gözyaşlarına boğulmak, yorganın altından çıkmamak istiyorum. Uyku demişken son 2 haftadır korkunç veya aşırı tuhaf rüyalar görüyorum. Geçenlerde vücudumdan beyaz sakız gibi dev gibi birşeyler çıkıyordu, bir diğerinde arkadan arabama çarpıyorlardı ön camdan uçarken yatakta otururken uyandım, dün de kediden bebek bekliyordum. Sabahları uyanınca başka bir dünyadan gelmiş gibi oluyorum mübarek. Hayalgücümün sınırlarının bu kadar geniş olduğunu ben bile yeni anladım. Yanımda biri uyusa bedava korku tüneline girmiş gibi hisseder valla.

Tekrar spora başlamak istiyorum en kısa zamanda çünkü popom Jennifer Lopez’i sollamak üzere. zira karnım da benim ne eksiğim var der gibi 4 aylık hamileler gibi dolaşıyor ortalıkta. Bu hiç hoşuma gitmiyor ne yalan söyleyim. Spora başlamak istiyorum cümlemin külliyen yalan olduğunu da belirtmek isterim. Çünkü ‘istiyorum’ kelimesi tüm akışı değiştirmiş, istemiyorum, mecburum ne yazık ki. Ben spor yapmayı değil kanepede dizi izlemeyi sevenlerdenim!

Kuzenim evlenecek benim nisan ayında. Ben de indirim mevsiminden yararlanmak üzere şimdiden Nişantaşı’nda bir yerden tuvalet aldım. Hayatımda ilk kez tuvalet alımında bulunduğum için kendimi Hürrem Sultan zannettim valla yürürken. Minilere alışık bir varlık olarak umarım düğünde eteğime basıp amuda kalkmam ve gecenin süprizi ben olmam diyorum..

 
 

MutLu YıLLaaaaaR! 31 Dec 2009

Filed under: GünLük — kokosh @ 19:52

Şimdi hepinizde bir telaş, süsleniyorsunuzdur. Ya da aile ile geçirilecek yılbaşının huzuruyla cicilerinizi giymiş çene çalıyorsunuzdur. Yani ben böyle düşünmek istiyorum, herkes mutlu gibi, böyle düşünürsem böyle olur gibi geliyor çoğu zaman :))

Ben deli renkli çoraplarım parlak elbisem tuhaf saçlarımla sevgilimin evine tünedim bile. Arkadaşlarımız yollarda biri hariç neyseki :) O fıstık yanımda bitmedi mi kokoshunnn diye sızlanıyor :P Bitmez, bitemez dedim bu aşk. Okuyucularımla arama gireni doğrarım!

Özetle evde bir telaş var, ağacımızda kendinden karlar yağıyor, ışıklarını saçıyor, boynumda kendime hediyem ‘Believe’ kolyem, benim içime mutluluk doluyor. Hep kalmasını dileyeceğim türden birşey.. Umarım bu gece hissedeceğimiz her güzellik yıl boyunca devam eder.

2010′da milletçe çok mesut olalım, pembe panjurlu evimiz olsun, beyaz atlı prensimiz (benim var hıh!), başkasını ihlal etmeyen tüm dileklerimiz gerçek olsun diyim bari kısaca :P Yabancıları öpmekten hazetmem ama artık ahbap sayılırız diyerek öpüyorum hepinizi kokulu kokulu missss!…

 
 

Mis KokuLu Durance 27 Dec 2009

Filed under: GüzeLLik SeanSı — kokosh @ 23:20

Sevgilim geçen ay yine ufak süprizlerinden birini yaptı bana! Ben süpriz fobik bir insanımdır normalde çünkü planlarımın dışında gelişen olaylar beni rahatsız eder bir oğlak kadını olaraktan..

Ama böyle içinden hediye çıkan süprizler bayılırım, ne de olsa plan bozmayan cinstendir üstelik keyiflidir! Elindeki Durance poşetini bana uzattı aniden, sana hediye aldım dedi masum suratıyla. Çikolata uzatılmış çocuk gibi onu bırakıp poşete saldırdım. (Evet biraz antipatik, azıcık da düşüncesizimdir zaman zaman) Mis kokulu ürünler çıktı içinden. Harika bir vücut losyonu ve duş jeli. Tam KokoSh’unuza uygun hediyeler anlayacağınız. Valla ben doğal kozmetik ürünlerinde bayılırım. Nostaljik görünümlerinin verdiği göz zevki bir yana kullanırken hassas ciltliyseniz benim gibi içiniz pek bir rahat ediyor..

Durance’ler Fransa’nın Provence bölgesinin doğal ürünlerinden elde ediliyor. Çamaşır deterjanından, çekmece kokularına kadar geniş bir ürün yelpazesi var. İsterseniz sevgilimin yaptığı gibi Beymen’den, isterseniz de websitesinden alabilirsiniz ürünleri.

Neyse yazarken bile canım çekti. İzninizle azıcık şımartayım cildimi Durance websitesinde çalan Edith Piaf eşliğinde..

Not: Sevgilim, tekrar teşekkür ederim (:

 
 

Negatif 22 Dec 2009

Filed under: GünLük, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 23:42

Tırın biri kancayı taktı bugün bana, bir güzel sürükledi arabamla beni tem denen iğrenç yerde. En üzücü olanı ne biliyor musunuz, benim tırcıyla (tırcı neyse artık) kavga edecek halim bile yoktu. Oysa tüm hırsımı ondan çıkarabilirdim ki haketmişti kanaatimce bebişimi (kara kuzu arabacağızımı) rezil ederek..

Mavi Defter (linkle Kitap Türk’ten alabilirsiniz indirimli) diye bir kitap okuyorum James A.Levine’nin. Çocuk yaşında fuhuş batağına gönderilen milyonlarca zavallı kadından birinin hayatını anlatıyor. O kadar acıklı ki okurken donduruyor, ağlayamıyorum bile. Uçurtma avcısı’nın yazarı Khaled Hosseini’nin dediği gibi ”İnsan ruhunun nelere dayanabileceğini gösteren bu dokunaklı hikaye yüreğinizi dağlayacak.”

Yeni bir yıl geliyor. Yılbaşı ruhuna girmeye çabalasam da pek başarılı olamıyorum bu sene. Geçen sene asker yolu beklerken girdiğim sessiz sakin yılbaşından farklı olacakmış gibi gelmiyor nedense.. Üstelik yakında 25 yaşını da bitiriyorum. Neyseki biten yaşı konuşuyoruz halk dilinde de 25 oldum diye kendimi kandırabileceğim 1 sene daha..

Yumoş hanımefendi (bilmeyenler için söyleyim kuşum) 2. kocasını da kalp krizinden öldürmüş. Annemle ona koca almayı kesmeye karar verdik, kararı uygulayan annem tabi Yumoş onunla yaşadığı için. Vicdan meselesi benim sorunum değil yani. Böyle anormal huylu, kendini insan zanneden, kısır ve asabi bir kuş olmasında günahımız neydi diye düşünüyorum. Ölenlere rahmet diliyorum. (Sakıp ve Hüsnü Beyler)

Amerika’nın xmas mevzusu sağolsun, son hafta işlerim sakinleşecek diye ümit ediyorum ve sabırla cumayı bekliyorum..

İşi gücü bırakıp yazar olmak istiyorum. Cerrah-yazar :p Böyle tıp okumuşum, uzmanlığımı yapmışım, cin gibi olmuşum ama geceleri de kitabımı yazıyormuşum. Şarkıcı-cerrah Ferhat Göçer’in kadın versiyonuymuşum söyleyen değil yazan hali..

Hükümetten yapacağım bir taleple bu olumsuz yazıyı sona erdirmek istiyorum. Bana benzini bedava yapın, üşüyen halkımın doğalgazına zam hesabını da bırakın!

 
 

Veronika Ölmek İstiyor 14 Dec 2009

Filed under: GünLük, KokoSh'un küTüphaNeSi — kokosh @ 01:35

Paulo Coelho’nun bu kitabına uzun zaman önce kafayı takmıştım ben ama nedendir bilinmez (raflarda önüme fırlamadığından olabilir) hep ertelenmişti okunmaya başlanacağı gün. Geçenlerde yine iş sebebiyle olsa gerek uçağa bindiğimde koridorda birbirini itekleyip yerine bir diğerinden önce geçince uçağın hemen kalacağını zanneden kalın kafalı insanlar arasında tıkış tıkış ilerlerken bir yolcunun elinde gördüm kitabı ve çok kıskandım. Hemen almalıydım! Nitekim kıskançlık kuvvetli bir dürtüdür ve sapıtma seviyesine gelmezseniz sizi amaçlarınıza ulaştırmada yardımcıdır. Özetle aldım da diyebilirim.

Ve az evvel bitirdim, çoktan uyumuş olmam gereken bu saatte. Veronika Ölmek İstiyor, tam da yaşamın anlamı üzerine düşündüğüm ve anlamsız bulduğum anlardan ölesiye korktuğum, anlamını hissettiğim dakikaların hızla kayıp gitmesinden de korktuğum, kısacası yaşamımda en belirgin duygunun korku olduğu şu dönemde bana çok şey ifade etti. Bence kadın erkek herkesin, insan ruhunun çok karmaşık gözüken fakat basit denklemlerine inmeyi biraz olsun başarabilecek her bireyin okuması gereken bir kitap.

Kendinizden birşeyler bulacağınız başlangıcı, merak ve hüzün uyandıran ilerleyişi ve süpriz sonuyla benden tam 10 puan aldı. Dilerim siz de aynı zevki alırsınız..

Not: Kitabı ucuza almak isteyenler İdefix‘e! Artık uyumalıyım izninizle.. (çok kafiyeliyim ya gece gece :Pp)

 
 

Gerçekleşmeyen Arzular 06 Dec 2009

Filed under: GünLük — kokosh @ 23:16

Hakikaten çok yorgunum. Böyle bir haller var üzerimde anlatamam. Robot gibi oldum iş hayatı yüzünden ve bu durumdan hiç hoşnut değilim. Haftaiçlerim ölü, haftasonlarım yetmiyor. Hele pazar akşamüstleri başlayan çökkünlük hali pazarlardan da soğuttu beni. Dünyadan geri kalıyorum hissiyatı ise beni tüketen bir canavar..

Bu aralar dünya için dileğim, herkesin evinin dibinde en sevdiği işte çalışıyor ve kocaman kocaman paralar kazanıyor olması. Vallahi bakın, bu dileğim gerçek olursa yeryüzünde barış ve mutluluktan geçilmez.

Şimdikinin aksine yani..

 
 

Domuzcuk KokoSh! 25 Nov 2009

Filed under: Anatomi-ER&OR :), GünLük — kokosh @ 14:00

Pazartesi günü -günün sendromuyla alakası yok yemin ederim- bir yorgunluk, gözlerimde yanma falan çalışıyordum işte. Öğleden sonra berbat bir kuru öksürük eşliğinde üşüme, titreme ve mide bulantısı gibi birtakım abidik gubidik atraksiyonlar gelişti bedenimde ve ben istifra ederek bir adedinden biraz da olsa kurtuldum. Neyseciğime eve dönerken hastaneye uğrayıverdim o sarılıktan bozma suratımla ve amanın o da ne!? Daha ben belirtileri saymaya başlayınca etrafımda bir adet maskesiz adam kalmadı! Ay kendimi böyle aksiyon filmlerinde falan hissettim. Beni ayrı bölmeye aldılar, böyle bir vebalı gibi yalnız koymalar falan. Pek üzüldüm :P Teşhis kan testine bile gerek görmeden domuz gribi! Zaten artık her gribi öyle ele alıyorlarmış, kan testleri doğru sonuç vermiyormuş mutasyonmuş cartmış curtmuş. Benim belirtilerim ise zaten tipik domuz gribiymiş. Tabi hiç beğenmedim hastalığın adını, ailevi akdeniz ateşi gibi mağrur ve gizemli bir hastalık sahibi bana hiç yakışmıyordu domuz gribi! Hem bir KokoSh’da domuz kelimesi ne kadar da iğreti duruyordu öyle!?

Neyse salak iç hesaplaşmamı yaparken veznede adamın elimdeki faturayı bile almadan önce çeşitli dezenfeksiyon aşamalarından geçtiğini gördüm ve o an kahkahalarla gülesim geldi neden bilmiyorum. Eve geldim, arabamı bile orda bıraktım 2 apartmancık önüne çekmeye üşendim, mecalsizdim. Çeşit çeşit ren renk ilaçlarımla, maskelerimle yaşamıma devam ediyorum. İşten raporluyum tabiki de. Ama bu duruma bir gram sevinecek halde değilim. Tüm gün uyumsuz renkte giydiğim pijamamsı kıyafetler ile yatağımın üstünde ya House izliyor, ya kitap okuyorum ya da bu öksürük nereye kadar Tanrıııııım diye yakarıyorum.. Maskesiz insan içine çıkmamın 3 gün yasak olması sebebiyle (bugün 2. gün) hala eve kapalıyım ve sıkıldım! Maskeli çıkmayı denedim ama pek bir acaip hissediyorum kendimi ya, tıpış tıpış evime döndüm. Oysa ben mikroplarımı saçarak alışveriş merkezlerinde gezip tozmak istiyorum amaçsızca :(

Çok saçma bir teori öne sürmek istiyorum izninizle :P Bu gribin adının domuz olması bence yakalandığı kişiyi domuza benzetiyor olmasından kaynaklanıyor. Şahsen suratım 2 günde bir domuz gibi şişti ve ben bir domuzun hantallığında ve asabiliğindeyim! Dalga geçenin yüzüne hapşırrım, demedi demeyin..