Bir KokoSh'un GünLüğü.. :)

KokoSh

BiR KokoSh’un GünLüğü…

 

ALışveRişin KarşıLığı 11 Jul 2008

Filed under: Dear Diary! — kokosh @ 15:37

Az önce Victoria’s Secret‘ın henüz birkaç saat önce açılan yeni sezonunu kutlamış bulunuyorum. Öyle seksi şeyler hayal etmeyin çünkü eşofman, tişört, 1-2 iç çamaşırı ve bornoz mu sabahlık mı neydüğü belirsiz birşeylerle dolu bir alışverişti..

”Alışveriş” kelimesi size ne anlatıyor? Önce kelimeyi bölelim isterseniz, alış ve veriş. Siz aldığınız ürünlerin karşılığında bir ödeme yapıyorsunuz. Güya! Victoria’s Secret’ın çoğunu Çin’de 3 kuruşa malettiği ürünlerin tanesine 30$ veriyorsunuz en az ya da veriyorum. Vermesem nolacak!? Burada örneğin Zeki Triko‘dan alacağınız şık bir sütyen parası Victoria’dan kargo parası dahil aldığınız dünyanın ürünü yerine geçecek. Dolayısıyla yurtdışından alışveriş her zaman daha karlı oluyor markaların kendini bilmez fiyatlar sunduğu ülkemizde maalesef..

Victoria’s Secret güzel göz boyadığını zannetmekle beraber beni kandıramaz. Uyduruk bez çanta hediyelerini ‘bedava biber baldan tatlıdır’ mentalitesi ile sepete atmış olsam da kazık yediğimin çok iyi farkındayım!!!

 
 

Paranoya

Filed under: Anatomi-ER&OR :), Dear Diary! — kokosh @ 12:44

Ölüyorum galiba! İçimde birşeye bıçak saplanıyor sonra bir de döndürülüyor utanmadan.. Sanırım böbreklerim beni mahvediyor!

 
 

WeeK 4

Filed under: Dear Diary! — kokosh @ 11:59

1 aydır ne öğrenciyim ne de çalışan bir insan.. Boşluklar kraliçesi olmak şu ana kadar güzeldi tabi :) Her ne kadar tatile gidemesem ve bir haftamı zırlayarak geçirsem bile zaman uçtu gitti.. Ben ev hanımlığının bile bir organize yönü olması taraftarıyım :) Dolayısıyla kendime bir program çizmeye karar verdim. Bu döneme günde 1 saat Yunanca çalışmak dahil olacak tabi yoksa bir taraflarımı yırtarak öğrendiğim o taş devrinden kalma alfabelerini, okumayı ve yazmayı da unutabilirim.. Bildiğim kelime sayısı 3′ü geçmiyor en vahimi bu aslında! Neye yarar harfler derdini anlatamadıktan sonra.. :)

Bu arada 129 muhteşem birşeymiş! Anında önümde dikildiği yetmezmiş gibi bir de 20 dakika içerisinde gideceğim yerin tam önünde indirdi beni! Yaşasın belediye otobüsleri!!! Kahrolsun ayak vuran ayakkabılar! :(

 
 

LiMonLu HayaT 10 Jul 2008

Filed under: GüzeLLik SeanSı, KokoSh'un mUtFaĞı — kokosh @ 12:56

Limon güzelliğiniz ve mutfağınız için vazgeçilmez bir ürün. Hemen nasıl dikkatinizi çekti yazı değil mi? Hayal kırıklığı yok, iyice okuyun. Öncelikle mutfaktan başlayalım.  Taze sıkılmış limon suyunu neredeyse herşeyde kullandığımı söyleyebilirim. Tavuk yemeklerini pişirirken,  pişmiş kırmızı etin üzerine, zeytinyağlıların üzerine & yanına, balıkta, fırın yemeklerinde tepsinin etrafına ince dilimlenmiş olmak üzere ve mutlaka salatalara bol limon ve limon suyu vazgeçilmezim. Limon bildiğiniz üzere başta C olmak üzere A ve B vitaminleri açısından zengin bir kaynak. Limonun sadece suyunu değil, kabuklarını da rendeleyerek (aynı portakal gibi) keklerin içinde kullanabilirsiniz. Hem kekiniz mis gibi kokar hem de güzel bir aroması olur. Limon suyunu habire taze sıkmaya üşenenler için de bir formülüm var. Formül anneannemden.. Bir sürü limonun suyunu sıkın sonra buzluklara doldurun ve dondurun. Lazım oldukça buz çıkarır gibi buzdolabının aşağısında sakladığınız bir kaba aktarın, o kendi kendine erisin ve hergün elinizin altında sıkılmış limon suyunuz olsun.

Güzelliğe geçecek olursak, limonun cildi sıkılaştırma ve temizleme özelliği vardır. Bu nedenle yağlı ve geniş gözenekli ciltler için vazgeçilmez bir ürün. Ayrıca sivilcelerin üzerine limon suyunu lokal olarak uygularsanız daha hızlı bir iyileşme kaydedersiniz. Limonlu doğal tariflerim için Sivilcelere Doğal Savaş ve Lekelere Elveda yazılarıma gözatabilirsiniz.

Not: Aman dikkat! Limon suyu ile yapacağınız her türlü maske, tonik, krem vs. kullanımından sonra birkaç saat mutlaka güneşten uzak durun yoksa cildinizde lekelenmelere sebep olabilirsiniz.

 
 

UnempLoyed! 09 Jul 2008

Filed under: Dear Diary! — kokosh @ 11:31

Bugün yine iş görüşmem var, evet İstanbul’a döndüm.. Yine karşıda ve daha önce başka bir firmaya gittiğim, giderkende ruhumu teslim ettiğim binalardan birinde.. Öyle bir ulaşım ağı yaratmıştımki, aklımca ekonomik olacaktım.. (Taksi,dolmuş,taksi,taksi,vapur,taksi.. Oh My God!) Gidiş dönüşüm 50 Ytl’ye malolduğu yetmezmiş gibi ömrüm yollarda geçti. Ay neyse bugün hedefi 12′den vurmaya kararlıyım :) İstanbul’da çocukluğumdan beri otobüse binmemiştim, maceraya hazırım. Umarım insanların kankasına isim takar gibi 129 dedikleri bu otobüs beni yarı yolda bırakmaz. Bugün de ulaşımda hayal kırıklığı yaşarsam minnoş arabamı iyice özleyeceğimi farkındayım..

Dün bir arkadaşımla konuştum ve işini çok sevdiğini söyledi bana.. Ben de çok sevdiğim bir işim olsun istiyorum, dua edin bana, ‘ev kızı’ sıfatı üstüme yapışmadan, yaz bitmeden iş hayatına girebilim.. Okulu bitireli daha 1 ay olduğu halde karınca gibi çalışan, üreten, yaratan ve azmeden insanları gördükçe kendimi aylak hissediyorum.

 
 

HırSız 05 Jul 2008

Filed under: Dear Diary! — kokosh @ 22:35

Hırsız olsaydım benim de çalacak çok şeyim olurdu diye düşündüm o gece yatakta.. ”Bu tıkırtılar hırsız mı acaba?!” diye sakince kafa patlatırken yatakta bu manasız fikirler geldi aklıma.

Kocaman bahçesi olan bir evi,

Soğuk su kaynaklarını,

Mavi bir çift gözü,

Beymen’de beğendiğim her çantayı,

Bir bebeğin saflığını,

Dünyanın en güzel gelinliğini,

Başarıyla alınmış bir tıp diplomasını,

Bora Bora ve Santorini adalarını,

Büyük ikramiye çıkan milli piyango biletini,

Grey’s Anatomy dizisinin gelecek sezon senaryolarını,

Harika bir tekneyi,

Tüm Türk yemeklerini yapmayı bilen bir hafızayı çalabilirdim mesela. Eğer ben hırsız olsaydım tabi..

 
 

:( 30 Jun 2008

Filed under: VazGeçiLmeZ ŞarkıLaRım — kokosh @ 14:02

I can’t sleep tonight
Everybody saying everythings alright
Still I can’t close my eyes
I’m seeing a tunnel at the end of all these lights

Sunny days
Where have you gone?
I get the strangest feeling you belong

Why does it always rain on me?
Is it because I lied when I was seventeen?
Why does it always rain on me?
Even when the sun is shining
I can’t avoid the lightning

I can’t stand myself
Im being held up by invisible men
Still life on a shelf when I got my mind on something else

Oh, where did the blue skies go?
And why is it raining so?
Its so cold
I can’t sleep tonight
Everybody saying everythings alright
Still I can’t close my eyes
I’m seeing a tunnel at the end of all these lights

Why does it always rain on me?
Why does it always rain…

 
 

HaPpY FeeT 23 Jun 2008

Filed under: GünLük, GüzeLLik SeanSı — kokosh @ 16:49

Böyle sırıtan mutlu ayaklara sahip olmak çok kolay. Tamam itiraf ediyorum, biraz üşenebilirsiniz ama değer. Öncelikle söylüyorum ayaklarınıza çok iyi bakın çünkü bunu hakediyorlar. Tüm gün vücudunuzun ağırlığını taşıyanın ayaklarınız olduğunu aklınızdan asla çıkarmayın. Mutlu ve ferah ayaklar sizin de kendinizi enerjik hissetmenize sebep olur.

Bayanlar için söylüyorum düzenli olarak pediküre gitmekte fayda var tabi bu işin tırnak kısmı ile ilgili daha çok. Evde yapacağınız asıl ayak bakımına gelince.. Haftada bir kez ayaklarınızı ılık suda bekleterek yumuşattıktan sonra taşlayın. Bu ılık suyun içine ayaklar için özel olan suya atmalık pastil ya da minik taşlardan atabilirsiniz. Taşlama sonrasında ise nemli ayaklarınıza güzel bir peeling ile masaj yapın ve ayaklarınızı soğuk suyla yıkayın. Hepsi bu! Tırnak kısmını zaten pedikürcüleriniz bilir. Siz de evde mavala kütikül kremi gibi ürünlerle tırnak çevrelerine masaj yaparak tırnak etlerinizin güzelliğini daha uzun süre koruyabilirsiniz. Tırnaklarınızda asla eskimiş oje bırakmayın, sık sık geceleri ojelerinizi temizleyin ve tırnaklarınızın hava almasını sağlayın. Uzun tırnak gibi bir saçmalığa ise asla girişmeyin, böyle bir çirkinliğe merakınız varsa da benimle tanışmayın mümkünse :))

Şimdi vazgeçemediğim ayak ürünlerimi size sıralamak istiyorum. Hani siz hep ‘ürün ne önerirsin’ dersiniz ya işte sormadan söyleyim..

Suya atmak için The Body Shop’un naneli taşları,

Taşlamak için The Body Shop’un ahşap saplı olan ve bir tarafı ince diğer tarafı kalın pütürüklü ponzası,

Ölü derilerden kurtulmak için Yves Rocher’in lavantalı ayak peelingi,

Yoğun ayak kremi olarak The Body Shop’un naneli rescue kremi,

Günlük olarak L’occitane’nin lavantalı ayak kremi.

Bunlar benim favorilerim tabi, siz de deneme yanılma yolu ile kendinizi en iyi hissettiren ürünleri keşfedebilirsiniz.

NOT: Ben değil ama son 1 yıldır ayaklarım menapoza girdiği için korkunç bir şekilde sıcak basıyor tabanlarıma. Terleme yok, acı yok, sızı yok, sadece korkunç bir sıcak basması. Sabaha karşı görmeyen gözlerimle yataktan fırlayıp kendimi küvetin içine sokup soğuk su ayaklarıma akarken ayakta uyuyakalıp düşmeme neden olacak kadar vahim düzeyde hem de.. Bu anlarımın bazılarında buzdolabında sakladığım The Body Shop’un naneli ayak spreyi çok işimi görüyor. Tavsiye edilir..


 
 

Can Acısına Birebir 12 Jun 2008

Filed under: GünLük, GüzeLLik SeanSı — kokosh @ 18:32

Yanda gördüğünüz tüp ne biliyor musunuz? Mucize bir ürün. Geçen yaz başında Strawberrynet.com’dan aldığım (Sitemde sağ üst köşeden de tıklayıp alabilirsiniz, bana para kazandırabilirsiniz.) bu güneş sonrası jel gerçekten acılarıma çare oldu. Beyaz tenli biri olduğum için zaten her güneşlenme maceram bir işkence ile son buluyor. Korunma falan biz beyaz tenlilere nafile yine kıpkırmızı oluyoruz. En güzeli gölgede oturmak aslında ama neyse bu konuya ayrıca değinicem. Şimdi olaya güneş sonrasından giriyorum.

Güneşlendikten sonra özellikle vahim bir şekilde acı çekiyorsanız öyle sıradan nemlendiriciler hiç bir işe yaramaz. Bu konuda güneş sonrası için satılan yoğun sütlerden ya da jellerden faydalanabilirsiniz. Mesela resimdeki Lancome Soleil Icy Tubes After Sun for Face&Body çok pratik bir ürün. İçindeki jel kendinden soğuk, eğer jeli buzdolabına koyarsanız etkisini çok daha fazla hissettiriyor. Ben buzdolabında saklıyorum ve havuz&denizden sonra hemen tüm vücuduma ve yüzüme uyguluyorum. O kadar rahatlatıyorki anlatamam. Ayrıca bronzluğun kalıcılığını ve cildin soyulmamasını sağlıyor. Yaz başında mutlaka bir adet edinin, cildiniz size teşekkür edecek inanın..

Not: Netten almak istemeyenler için söylemeliyim, Türkiye’de varsa eğer fiyatı 45-60 Ytl arasındadır. Aşırı aktif bir tatiliniz yoksa bir yaz için 1 tüp yeterli olur..

 


MusicPlaylist